"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Dünya, vazgeçenleri değil, azmedenleri hatırlar

Günaydın bugün güneş burç değiştiriyor ve Oğlak burcuna geçiş yapıyor. Şimdiden tüm oğlak burçlarının güneş dönüşünü kutluyorum. Hali hazırda Satürn gezegeninde buraya geçiş yapmasıyla zaten hayatlarında önemli bir döneme ilerledikleri öngörülebilir. Bu hepimizin hayatında aslında önemli bazı geçişleri temsil etmektedir. Çok çalışmamız gereken, sorumluluklarımızda artış olan bir dönemin içerisindeyiz.

Gün boyunca Ay Kova burcunda hareket edecek. Hafta başından bu yana oldukça gergin ve kaygılı düşünceler içerisinde olmuş olabiliriz. Bazı krizleri yönetmek ya da yöneticilerinizle oluşan gerginlikleri çözümlemek sizi biraz yormuş olabilir. Belki de bazı konularda hiç beklemediğiniz insanlar sizin üzerinize gereksiz anlamda gelmiş olabilir. Bazı zamanlar düşüncelerinize, söylemlerinize bile engel olmakta zorlandınız. Şimdi ise zihinsel anlamda daha özgür ve arkadaşça yaklaşımlar içerisinde bulunabileceğiz. Belki gün genelinde biraz kendimizi cesaretsiz hissedebiliriz ya da motivasyon eksikliği içerisinde olabiliriz. Bunu iyi bir düzeyde kontrol etmeliyiz ki, bunalım yaratmaması gereken bir tavır içinde olmalıyız. Aşk ve ilişkilerimizde daha tarafsız, sempatik ve uyumlu davranışlar sergileyebileceğiz.

Sadece herkesten farklı ve aykırı görünmek adına davranışlarımızda abartılı ve tutarsız görünmemiz mümkün olabilir. Bu coşkuya kapılmamalıyız. Kendi gücümüzü ve inisiyatifimizi yaratıcı konular üzerinde geliştirmeliyiz. Harekete geçmek için başkalarını beklemek yerine irade gücünü kullanmalı ve somut adımlar atmalıyız. Duygularımızla değil akılla kendinizi güvende hissedebileceğiniz, Kişisel olarak hırslı olmadığınız sürece kendinizi doğru ifade edebileceğiniz, daha fazla toplumsal hedefler içerisinde olduğunuz konular da başarı yakalayabileceğiniz verimli bir gün geneli.

Gelelim Günün tavsiyeli hikâyesine;

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur.

Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla
sıkışacaklardı, hatta birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı
kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre
lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacakta Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz vs.

Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı?

Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?

Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı?
Japonların Taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal cabalar sarf eder."
Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.
Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.

Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi.

Dememiz o ki; Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın.

Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün.

Mutlu günler dilerim.

X