"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Dönemeci dönebilirsen, yolun sonu henüz gelmemiştir

Bana geçenlerde bir arkadaşım dedi ki;

 

"Sen neden bu gökyüzü işlerine bu kadar emek veriyorsun? “ 

Bende kendisine şöyle sordum sen bu kadar merhametten yoksun onca ihanetin içinde giden bir dünyada nasıl durabilmeyi başarıyorsun?

Soruyla soruya karşılık vermek bende âdettendir. Dededen kalma bir miras diyelim.

Hayvanların zehirlendiği, Çocukların vurulduğu, sevgilerin kıymet görmediği, emeklerinin yok sayıldığı, acımasızca dünyevi işlerin peşinde koşarken ailesini, kardeşini yok sayanların, bilimden, bilgiden yoksun insanların söz sahibi olduğu yapay bir dünya var dışarıda.

Bu dünyada tutunabilmek için mi acaba diğer gezegenler vardı?

İnsanoğlu bir şeylere tutunmadığında yaşayamıyordu ki.

Çünkü insanın tutunacağı bir şey olmadığı zaman aklı acıyordu. İnsanın aklı acıdığı zaman deliriyordu.

Acıtmamak lazımdı.

Merkür, Jüpiter, Mars, Uranüs’ün varlığı belki de dönen bu dönme dolapta bir tutunma nedeni olamaz mıydı?

Bence olabilirdi, hatta bence oldu…

Ben nasıl bu dünyaya uyum sağlarım ya da ben bu dünyanın anlamsız gürültüsünün nereden geldiğini tespit etmeden nasıl nefes alırım?

Her gün diğer günden daha acımasızca kirletilen, kirlendiği kadar kibirlenen ve kibirlendikçe kabalaşan bir dünya var dışarıda!

Tüm savaşımız bununla nasıl mücadele edeceğimiz yönünde değil mi?

Astroloji işte tam burada devreye giriyor. Kendini tanıyorsun. Bu kibirli ve kaba dünyanın bir parçası olmamak ve burayı nasıl değiştiririm diye bir ilham arıyorsun. O ilhamı gökyüzünden alıyorsun.

Şayet haritama göre bu ilime yönelme kararı vermeseydim belki bende kirli, kaba ve dünyanın gürültüsünde gürültü çıkartan biri olacaktım. Şimdi ise gürültüleri azaltmak ve daha huzurlu bir dünya için bir savaş veriyorum. Kalem kullanıyorum bunun için.

Kalem, kılıçtan keskindir.

Bu köşe yazısında toplanan okuyucularımla aynı dünyanın özel bir bölgesinde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Burada beni okuyan insanlar “herkes değil”.

Buraya kadar zahmet edip gelmiş ve bu satırları okuyabilen insanların bu kirli, kaba ve gürültülü alanına benim gibi tahammül etmeye çalıştıklarını görüyorum.

Sanki göz göze gelsek anlaşacak gibiyiz. Ya da ne olursa olsun beni anlayacak gibisiniz. Ben ne olursa olsun sizi anlıyor gibiyim.

Öyle tatlı bir kıvamdayız ki git gide büyüyoruz bu köşe başında.

Beni okuyan insanların beklentiye girerek değil aksine içindeki kimliğini keşfeder şekilde okuduklarını görmeye başladığımda içimden “oldu bu iş kızım” diyorum.

Bunu siz dedirttiriyorsunuz. Astrolojinin, gezegenlerin, evrenin hakkını sayenizde hep birlikte akıl ölçüsünde veriyor olabilmenin gururunu yaşıyorum.

14 Nisan günü Allah kısmet ederse 35 yaşına giriyorum. Hepiniz beni yazdığım yazılardan ötürü büyük olarak hayal ediyormuşsunuz. Gelen mailler, mesajlar, sohbetler hep bu yönde. İşte diyorum ya Astroloji böyle bir şey. İnsan doğum planını bildiği zaman yılları cebine koyuyor ve zaman kazanıyor. Belki ruhsal anlamda 50 yaşında gelebileceğim farkındalık ve kıvama 35 yaşında geldim. Bunu sizde yapabilirsiniz. Zamanımız kısa ama dünyada yapılacak şeyler çok.

Birinin ocağına incir ağacı dikmek yerine ocak yapın.

Birinin ömrüne dert vermek yerine derman olun.

Sizin ruhunuzu olgun ve bilge tutun.

35 yaşına gireceğim hafta sonunda diyebileceğim tek bir şey söyleyebilirim.

“Bugüne kadar ettiğim dualar, iyi ki benim istediğim şekilde kabul olmamış. Eğer kabul etseydi, ben sizlerin hiçbirini tanıyor olmayacaktım.

Bu zor dünya ile tek başıma belki de asla mücadele edemeyecektim.

Şimdi çok kalabalığız. Çok güzeliz.

Ben size yazdıkça değiştim, siz okudukça değiştiniz ama birlikte değiştik.

Sizlere çok teşekkür ediyorum.

İnsan varoluşuna katkıda bulunan insanlara daha çok teşekkür etmeli.

Beni ben yapan, canımı acıtan, hakkımı yiyen, gözümün yaşına bile bakmayan, sevgimi görmezden gelen, verdiğim emekleri yok sayan, içimde hala sönmeyen yangınların dumanını tüttüren, bir gün dahi olsun bende bu kızın gönlünü nasıl alsam diye düşünmeyen, beni bencillikle suçlayan, kaba saba sözlerle ruhumu döven, kırdıkları yerlerden filizlenmeyen çiçeklerimin birde hesabını soran herkese ama herkese çok teşekkür ederim.

35 yaşa kadar yolculuğun sizlerle olduğunu sonrasının ise öğrendiklerinle gittiğini duyduğum günden beri daha umut doluyum. Hoş ben hep umut doluyum…

Hoş geldin yolun yarısı…

Verdiklerine de vermediklerine de çok şükür Allah’ım…          

Mutlu günler dilerim…

 

X