"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Doğru seçilmiş amaç yolun yarısı demektir

Hoş geldin mart ayı. Hoş geldin bahar… Hele gel gör ki zaman beni neyledi.

Yok ocak derken, yok şubat derken, alın size mart.

Sonra Nisan da gelecek, Mayıs’ta gelecek. Ramazan, iftar, oruç, bayram derken bir bakmışız yılı yarılamışız. 02 Temmuz da Yengeç burcunda yılın 2.güneş tutulmasını yaşayacağız.

Allah bir de bizi orada bir kez daha göremediğimiz karanlıklarımızı aydınlatacak. O süreye kadar ne anladık ne yaptıysak kâr ama anlayan var mı?

Gerekeni yapan var mı?

Yok, tabi…

Ya da var tabi.

Herkese haksızlık etmeyelim.

Ama en azından artık bir şeyler yapma zamanı gelmedi mi?

Ama bakın Mart’ta geldi…

Böyle ömür geçiyor. Bir çıkış yolu bulmanız gerekmiyor mu?

Ben bu köşe de ne yapıyorum?

Ben gökyüzünden ilham alarak yaşamınızda nasıl ilerleyebilirsiniz size destek olmaya çalışıyorum.18 yıllık bir gökyüzü tecrübem var. Bunlara göre neyi yapabilecek gücünüz varsa buna ait gözlem ve tespitlerimi sizlerle paylaşıyorum. Sürekli Tarih okuyorum ve tarihte başımıza gelmiş olayların gökyüzü transitlerine göre gelecek günlerde ki tespitlerimi bulup sizlere öngörüler sunuyorum. Yani bu konuda ilerleyen araştırmacı bir yazarım. Hani var ya dünya da ses getiren deprem bilimcisi “Frank Hoogerbeets”.

İşte bende onun Türkiye şubesiyim. O da yazıyor çiziyor ve öngörülerini çalışmalarını test ediyor.

 Ülkemiz de şu an zaten herkes astrolog. Bunu eleştirmiyorum. Herkes olsun zaten. Benim bu karışıklık içinde kendimi ispat etmekten öte daha önemli işlerim var. Ben kendime kendimi ispat ettim. Bu ilimi insanlara ne kadar anlatabilirsem bu dünya o kadar tahammülü insanlarla dolu olacak. İnsanın insana tahammülünün artması gereken bir dünyaya doğru ilerliyoruz. İnanın bana çocuklarımız bizim zorlandığımızdan daha fazla zorlanabilir.

Eski bir düşünür der ki; Kehanet hayatı anlamaktır. Hepsi bu…

 Günlük burçlar veya haftalık burçlar neden çıkmıyor?

Şimdi şöyle düşünün. Ben Türkiye’nin size iklimini anlatıyorum. Türkiye nasıl bir iklime sahip desem?

Ne dersiniz?

  • İç Anadolu Karasal İklimi. Kışlar, bölgenin doğusunda daha fazla olmak kaydıyla soğuk, yazlar biraz sıcaktır.
  • Doğu Anadolu Bölgesi karasal iklimi. Yazlar kısa ve serin, kışlar soğuk ve uzundur.
  • Güneydoğu Anadolu Karasal İklimi. Yaz mevsimi çok sıcak, kışlar nadir soğuk geçer. ... 
  • Trakya Karasal İklimi. Vs…

 Genelde güneşli ve ılıman olduğu fikri için de bir yorum yaparız. İşte sizin okuduğunuz haftalık ve günlük burç yorumlarınız da genel bir hava durum tahmini. Ama Türkiye’nin içine girersen Kars’ta kar yağarken, Antalya da güneşlenebilirsin.

 İşte sizlerin bir doğum planı var. Bir doğum tarihiniz, bir doğum saatiniz ve bir doğum yeriniz var. Yani Allah sizi bir kodlama ile bu dünyaya getirdi. Arada bu yazılımı güncellemeniz için de gökyüzünde ki sisteme ihtiyacınız var.

 Bunu böyle değerlendirin. Günlük ve haftalık kendi burç yorumlarınızı okumak isterseniz gidip mahmure.hurriyet.com.tr’den sizler için yazdığım yazılarınızı okuyabilirsiniz. Aynı zamanda o platformun yazıları da bana aittir. Bu köşe de daha fazla astrolojinin sizin yaşamınızı değiştirmesi adına ve gününüzü daha kaliteli yaşamanız adına tespitlerim bulunacaktır. Burası bir çeşit laboratuvar çalışması gibidir.

 Bugün, 16:00 Show Radyo’da Çalışma arkadaşım Sevgili Hürriyet Yazarı dostum Cengiz Semercioğlu’nun programına konuk olacağım. Mart ayının genel durumunu konuşacağız. Sohbet etmek isterseniz beklerim.

 Gelelim günün tavsiyeli hikayesine;

 Evveli bir varmış bir yokmuş bir derviş ile bir kocakarı varmış.

Derviş her gün kocakarının evine gelir:

“Koca nine! “Herkes eder, kendi kendine eder, yine kendi kendine eder” der dururmuş.

Kocakarı bu dervişten bıkmış usanmış.

“Usandım şu dervişten! Bir kurtulsam!” dermiş.

Günlerden bir gün bir katmer yapmış.

İçine zehir koymuş: “Şunu şu derviş müsveddesine yedireyim de görsün böyle tak tak ötmesini.” demiş.

O gün derviş yine gelmiş: “Ben geldim koca nine. Herkes eder kendine eder, yine kendine eder.” demiş. Kocakarı zehirli katmeri dervişe vermiş.

Derviş yine: “Koca nine herkes eder, kendine eder, yine kendine eder.” demiş ve çıkıp gitmiş. Gide gide bir yere varmış. Orası askerlerin geldiği yer imiş.

Oysaki kocakarının askerde bir oğlu varmış. Tezkere ile geliyormuş. O kadar acıkmış ki, açlığından karnı zil çalıyormuş. Karşısına eli çıkınla gelen dervişe: “Ne olur derviş amca?” çok açım, elindeki ekmeği ver.” diye yalvarmış.

Derviş de zehirli katmeri vermiş. Oğlan ekmeği yedikten sonra vücuduna bir fenalık gelmiş. Kendisini eve zor atmış. Eve gelince iyice nefesi kesilmiş.

Anası “Ne oldu oğlum, sana ne oldu?” diye dövünmeye başlamış.

Oğlan: “Çok acıkmıştım. Karşıma bir derviş geldi. Elindeki katmeri istedim. O da verdi. Katmeri yedim.

Sonra ne oldu bilmiyorum demiş.

Oysaki katmeri annesi zehir koymuş.

“Oğlan ölüyorum diye bağırmış”

Anası: “Ah benim yavrucuğum! O katmeri ben yaptıydım, dervişi zehirleyim diye. Şimdi ne oldu” diye çırpınmaya başlamış.

Koşa koşa dervişi bulmaya koyulmuş kocakarı.

Kocakarı dizlerini dövmeye, saçını başını yolmaya başlamış. Fakat elden ne gelir?

Derviş ona: “Koca nine!” Herkes eder, kendine eder, yine kendine eder.”

Dememiş mi? Koca nine kendi kendine etmiş. Koca nine de kendi kazdığı kuyuya kendisi düşmüş.

Dervişten af dilemiş ve her şeyi ona anlatmış…

 Yani dememiz o ki; siz doğruluktan sapmayın. Bu hayatta ne ederseniz kendinize edersiniz. İyilikte sizedir,kötülükte…

Kalın sağlıcakla…

İyi hafta sonları dilerim.

 

X