"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Dinle, yoksa dilin seni sağır eder. Yüzleş, yoksa kalbin seni esir eder. Anla, yoksa zihnin seni deli eder

Günaydın haftanın ikinci gününden herkese merhaba.

Bugün ay kova burcunda ilerliyor. Bugüne anlam katan bir diğer gökyüzündeki etkileşim ise Güneş-Jüpiter arasındaki uyum diyebiliriz. Bugün düne nazaran daha sakin ve daha olumlu düşünceler içerisinde olacaktır. Dün yaşanan bazı krizleri yönetmek ya da yöneticilerinizle oluşan gerginlikleri çözümlemek sizi biraz yormuş olabilir. Belki de bazı konularda hiç beklemediğiniz insanlar sizin üzerinize gereksiz anlamda gelmiş olabilir. Bazı zamanlar düşüncelerinize, söylemlerinize bile engel olmakta zorlandınız. Şimdi ise zihinsel anlamda daha özgür ve arkadaşça yaklaşımlar içerisinde bulunabileceğiz. . Aşk ve ilişkilerimizde daha tarafsız, sempatik ve uyumlu davranışlar sergileyebileceğiz. Sürpriz görüşmeler ve telefonlar sizleri heyecanlandırabilir.

Ay kovadayken bazen herkesten farklı ve aykırı görünmek adına davranışlarımızda abartılı ve tutarsız görünmemiz mümkün olabilir. Bu coşkuya kapılmamalıyız. Kendi gücümüzü ve inisiyatifimizi yaratıcı konular üzerinde geliştirmeliyiz. Harekete geçmek için başkalarını beklemek yerine irade gücünü kullanmalı ve somut adımlar atmalıyız. Duygularımızla değil akılla kendinizi güvende hissedebileceğiniz, Kişisel olarak hırslı olmadığınız sürece kendinizi doğru ifade edebileceğiniz, daha fazla toplumsal hedefler içerisinde olduğunuz konular da başarı yakalayabileceğiniz verimli bir gün geneli.

Bugün daha sıra dışı ve yenilikçi düşünmeye, orijinal fikirler, entelektüel çalışmalar ya da astroloji benzeri konularla ilgilenmek adına bizlere yepyeni bir yön verebilir. Sosyal etkinliklere ve arkadaşlarınıza zaman ayırmak için uygundur. Elektronik, bilişim, internet gibi genel olarak teknolojiyle ilgili işlerinizde yepyeni oluşumlar söz konusu olabilir. Fikir alışverişi ve zihin konsantrasyonunuz için değerlendirebilirsiniz. Maddi ve finansal girişimleriniz adına öğleden sonraki saat dilimini değerlendirmenizi önerebiliriz.

Gelelim Günün tavsiyeli hikâyesine;

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur.

Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla
sıkışacaklardı, hatta birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı
kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre
lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacakta Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz vs.

Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı?

Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?

Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı?
Japonların Taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal cabalar sarf eder."
Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.
Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.
Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece
hareketli ve taze kalabilmişlerdi.

Dememiz o ki; Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak, onlarla yüzleşmek ve onları yenmek gerekir. Yüzleşemediğiniz şeyler daha sonra tekrar karşınıza çıkar, genellikle de başlangıçtaki şartlardan iki kat daha zor bir şekilde.

Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış, seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil. Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar... Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan... Bize gülümseyen küçük bir çocuk, önümüzden aniden uçuveren kuş...

Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal ya da duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük... Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı, bir satıcı bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara...

Kısaca; Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün.

Mutlu günler dilerim.

 

X