"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Değerli zamanınızı değersiz şeylere harcamayın

Haftanın son gününden günaydın hepinize…

Bugün artık hem mart ayının son iş günü hem de artık haftanın son iş günü.

Anlam yüklemek istersek her şeye bir anlam bulabiliyoruz, öyle değil mi? 

Bugün Ay oğlak burcunda ilerliyor ve Satürn, Plüton ve geçmişin en derin yaralarını temsil eden güney düğüm ile bir kavuşum içinde hareket ediyor. Ay’ın bunlara temas ediyor olma ihtimali biraz daha sizlerin yara aldığınız konularınızı tekrar hatırlatabileceğini gösteriyor.

Yaşamınız da birilerini yaralayan mısınız?

Birilerine yara bandı mısınız?

Ya da sürekli yaralanan mısınız?

Bunu çeşitli unsurlarla düşünebilirsiniz.

Bugün biraz daha objektif olmaya ve ufacık nedenlerden ötürü çevrenizdeki insanlara yersiz gönül koymalar yapmamalısınız. Sadece değersizlik düşüncesi sizin zihninizde bir yanılsama olabilir.  Sırf bu yüzden gerçekten var olan dostlarınızı ve ilişkilerinizi kaybetmeyi göze almamalısınız. İçinizdeki değer duygunuzu sorgulayabileceğiniz ve bununla ilgili hesaplar yapabileceğiniz bir günde olabilirsiniz. Bunu çok fazla düşünmeyin. Çünkü siz gerçekten değerli birisiniz.

Bizlerin beyni, arka ve ön beyin olarak çalışır.

İnsan, mümkün olduğu ölçüde aşina olduğu şeylerle hayatını geçirme eğiliminde olup; bunları arka beynin kontrolünde bilinçsizce, rutin işlemler olarak yapar. Bu arka beyin geçmiştir. Öğrenilmiş olan çaresizliklerdir.

İnsanın, bildiği şeylerle hayatını devam ettirmesi ile yeni yeni şeyler öğrenerek hayatını sürdürmesi arasında maliyet farkı vardır.

Yeni şeyler öğrenmekle kazanılacak nimetler ve genişleyen rahat bölgesinin faturası yüksek olduğundan,

İnsan, maliyeti daha ucuz olan arka beynin kontrolünde olan bildiği şeylerin çerçevesinde hayatını sürdürmeyi ister.

Bu tabii eğilimlerin tuzağına düşmeden, insanın sürekli ön beynin kontrolünde, yeni şeyler öğrenme modunda kalabilmesinin bir yolu da vücudundaki olup biten her şeye karşı "bilinçli farkındalık" geliştirmesidir.

 Mesela toplum olarak, arka beyinde tuttuğumuz ve ön beyine geçemediğimiz şeyler var. Maliyeti ucuz olan toplumsal konularımız var.

Yeni bir konu konuşma yeni bir tespit yapma çok maliyetli iş, ne gerek var ki?

Örnek vermek gerekirse “Şeyma subaşı bir paylaşım da bulunuyor ve diyor ki kadın zayıftır ama anne olmak güçlüdür” gibi bir ifadede bulunuyor.

Haklı veya değil. Beni ilgilendirmiyor. Bu köşenin konusu bile olamazdı ama sizlere toplumsal anlamda ne kadar hırçın olduğumuzu bu örnekle anlatıyorum.

Sosyal medyasında yazdığı bu ifadeye hemen kaba bir şekilde yılların başka bir yazarı olan bir kadından “sil o paylaşımı” diye çıkış göstermesi ile yepyeni bir konu gündeme getiriyor.

Görünce korku filmi izliyor gibi hissetim.

Bu nasıl bir empati yeteneği yoksunluğudur.

Bu nasıl bir sevgisizliktir.

Şimdi burada kadınlara zayıf dediğini düşündüğümüz başka bir kadına kabalık yaparak veya ezerek mi ders vereceğiz?

Biz kadınlar “Şeyma subaşının anne olmayan kadınlar zayıf” demesiyle zayıf mı kaldık?

Yahu neden kimsenin düşüncesine bu ülkede saygı yok.

Gün içinde ayna karşısına geçip, biraz “bize ne, bana ne” pratiklerimi yapsak.

Şeyma subaşına baktığımız kadar herkes kendi işine baksaydı valla baya çok iyi yol alırdık diye düşünmüyor değilim.

Bu ülkede sırf konumuz Şeyma Subaşı da değil. Bir sürü var buna benzer kişiler. İnsanlar çekirdek alıp izliyor ve sosyal medya da zorbalık içinde hareket ediyorlar.

Sonra da sosyal medyadan kendi tweet atıyor. “Biz ne ara bu hale geldik ülke olarak”

Bir dur bak bakalım ne ara bu hale geldik.

Kimseyi korumak zorunda değilsiniz ama kimseyi bu kadar incitemezsiniz.

Bu büyük bir yozlaşmadır.

İnsanlar başkalarının alanlarına nasıl bu kadar fütursuzca girebiliyorlar.

Senin üst komşun “aşağıya evine gelip patates kızartma ben istemiyorum” diyebiliyor mu?

Bu saldırgan ruhumuz neden sürekli aktif?

Neden empati yapmıyoruz?

Bu yukarıdaki Şeyma subaşı belki sizin işyerinizdeki biri, belki arkadaş ilişkilerinizdeki biri, belki hayatınızın için de sürekli saldırdığınız ve istemediğiniz biri vs…

Bir düşünün bakalım, biz ne ara böyle olduk.

Beynin ön kısmına acil geçiş yapılması gerekli dostlar.

Ama çok acil.

Yazarlar olarak, toplum olarak, bireyler olarak, siyasetçiler olarak, herkesin kendini yenilemesi ve yeni konular konuşması gerekmektedir.

Bu gidiş, gidiş değildir…

Mutlu günler dilerim..

 

X