"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Bazen öyle biri gelir ki, bütün gidenlere teşekkür edersin

Bayramın 2.gününden herkese merhaba. İnsan yaptığı işi sevdiğinde tatil veya değil hiçbir kavrama uymak istemiyor. Bu yüzden dünya dönüyor ve gezegenlerimiz hareket etmeye devam ediyor ise haberlere devam diyoruz.

Pazartesi günü boyunca Ay Aslan burcunda ilerliyor olacak. Yengeç yeniayından sonra gelen ay aslan her zamanki ay burcunun aslan transitinden farklı olur. Bu pozisyonda bilinç ve iradenizin önem kazanacağı bir gün olabilir. Kendi benliğinizi ve tavrınızı ortaya koymak isteyeceğiniz duygular içerisinde olacaksınız. Bununla birlikte aşk ve ilişkiler anlamında şanslı etkiler içerisinde olacaksınız. Seyahatlerinizde tanıştığınız kişilere özellikle dikkat edin. İleride kadersel birliktelikleriniz olabilir. Bu illa ki aşk anlamında olmak zorunda değil iş anlamında da olabilir. Âmâ özellikle bu birkaç gün karşınıza çıkan birileri olursa veya size olan ilgisini gösteren birileri olursa değerlendirmenizi tavsiye edebiliriz. Özgüveniniz, Dürüstlüğünüz ve cömert davranışlarınızla etki alanınız oldukça geniş olacaktır. Bu bağlamda kendinize ekstra inanabilirsiniz. Gün genelinde sezgileriniz ve ritim duygunuz çok üst noktada olacak. Müzik dinlemek, dans etmek ruhunuzu özgürleştirebilir. Tadını çıkartın.

Gelelim günün tavsiyeli hikâyesine;

Kırlangıcın biri, bir adama âşık olmuş. Penceresinin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra... Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık...Tık...Tık. Adam cama bakmış. Ama içeride kendi isleriyle uğraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telasını bastırmaya çalışarak, derin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış: - Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım. Adam birden parlamış. - Yok, daha neler?

Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz, alamam! Demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş: - Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu? Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş

Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam. Adam kararlı, adam ısrarlı: - Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kaba mıymış, neymiş, lafı kısa kesmiş: - İşim gücüm var, git başımdan! Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: - Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç su pencereyi al beni içeri. Yoksa sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım demiş. Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş. - Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, basını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş: - Hay benim akılsız başım demiş. - Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim.

Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Simdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte. Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: - Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim. Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş! Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

 - Kırlangıçların ömrü altı aydır...

Dememiz o ki; Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karsınıza çıkar, değerini bilemezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler.

Dikkatli olun... Farkında olun... Ve bir düşünün bakalım:

 - Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız? Hayatta sizi sevenlere şans verin.

Mutlu bayram dilerim

Sevgiler.

 

X