"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

İstemeye önce kendimizden başlamalıyız

SON dönemde içsel yolculuğunu gerçekleştirerek hayatta gerçek istediğine ulaşan ve aldığı eğitimlerle bunu diğer insanlara da yansıtmaya çalışan birçok kişisel gelişim uzmanı var. İkbal Kaya da bunlardan biri. 22 yıl bir nevi güvence için rutin bir işte çalışırken gerçek isteklerini sorgulamaya başlayınca mutlu ve severek yaptığı işe yöneliyor. Üniversite öğrencileri ile başladığı ve farklı kesimlerden kişilerle devam ettiği eğitimlerde insanlara olaylar karşısındaki sorumluluklarını sorgulattığını anlatan Kaya, her şeyin ‘affetmek’le başladığını söylüyor.

İstemeye önce kendimizden başlamalıyız

İLK BULUŞMALARIM ÜNİVERSİTELİLERLE OLDU

- Sizi kişisel gelişim uzmanlığı, yaşam koçluğuna getiren ne oldu?

- Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat mezunuyum. 1993’te Ege Üniversitesi’nde çalışmaya başladım ve 22 yılın sonunda emekli oldum. Ege Üniversitesi’nde görev yaptığım yıllar boyunca Reiki, NLP, yaşam koçluğu, nefes terapisi, EFT, melek koçluğu gibi kişisel gelişim eğitimleri aldım. Çok şey öğrendim. Öğrendiklerim kendimi tanımaktı. Kendi potansiyelimi fark etmek, değişimin çok da zor olmadığını, hatta çok kolay olduğunu, hedeflerinizi belirlediğinizde ve kendinize inandığınızda ve ulaşmak için tüm kaynakların kendi içinizde olduğunu fark ettiğinizde hayat çok kolay ve bir o kadar da keyifliydi. Bilgiyi başkalarının yaşamını kıstas almadan kendi hayatınızla içselleştirdiğinizde inanılmaz mucizeler oluyor. Bu noktaya geldiğimde yaşam amacım değişti, insanlara bunu anlatmak istedim. Ege Üniversitesi’nde çalıştığım için ilk buluşma noktam üniversite öğrencileri oldu. Onlarla bir arada olmak, derslere girmek, seminerler vermek, yaptıkları seçimlerin ne kadarının kendilerine ait olduğunu sorgulatmak, önlerinde yapabilecekleri çok daha farklı seçimlerinin olduğunu fark ettirmek ve potansiyellerini açığa çıkartmak harika bir duygu oldu benim için. Değişimi canlı canlı yaşamak mutlulukların en güzeli.

İŞİMİ HEP GÜVENCE OLARAK GÖRMÜŞÜM MEĞER

- Son yıllarda bir yaşam koçuna, kişisel gelişim uzmanına ya da psikoterapiste insanların başvurularının arttığını düşünürsek bunu neye bağlıyorsunuz?

- Bundan 5 yıl önce, kişi bir çıkmaza girdiğinde, bir karar alamadığında, hayatının kontrolünü kaybettiğinde ya da başarısızlıklara uğradığında, ilişkilerindeki hayal kırıklıklarında psikoloğa, yaşam koçuna, kişisel gelişim uzmanına gitmek istemezdi. Belki bilmediğinden, belki de yardım almayı kabul etmediğinden... Çünkü; yardım istemek ayıptı, zayıflıktı, başarısızlıktı, güçsüzlüktü. ‘Toplum ne der?’ baskısıydı. Ama günümüzde her şey değişmeye başladı. Bir uyanış var. Kişi kendi değerinin farkına varıyor. Önceliği kendisi olmaya başladı. Türk toplumunda ailelerimiz bizi verme odaklı yetiştiriyor. Bir şeyi hak etmemiz için önce vermemiz gerektiği öğretiliyor. Bir süre sonra da istemeyi, almayı unutuyoruz. Son zamanlarda istemeyi öğrenmeye başladık. Önce kendimizden istemeye başlayarak tabii ki! Kendimizden istemeye başladığımızda iç sesimiz bizi çok güzel yönlendiriyor, o doğru yolu biliyor.
- Peki bu bakış açısıyla siz kendinizi nasıl yorumlarsınız?
- Mesleğimi bir işim olsun, geçineyim ve ihtiyaçlarımı karşılayayım diye, güvence için seçtim. Çünkü bize böyle öğretildi. ‘Oku, bitir; elin ekmek tutsun.’ Tabii ki bunlar çok önemli, insan hayatında olmazsa olmazı. Ancak mutlu ve severek çalışarak zaman geçirilen bir iş hayatı için yeterli değil. Ne zaman bu arayış içimde büyüdü ve ben kalbime göre yol aldım, baktım ki olmak istediğim noktadayım. Aldığım eğitimler önce beni üniversite öğrencileri, sonra da diğer insanlarla buluşturmaya başladı. Daha çok çalışıyor, daha çok yoruluyorum ama mutluyum ve severek yapıyorum. İşte bu çok büyük bir özgürlük. Bu noktadan bakınca da amacım insanlara hangi noktada bulunurlarsa bulunsunlar her şeye yine yeniden başlayabileceklerini göstermek. İhtiyaçları olan en büyük kaynağın kendilerinde olduğunu fark ettirmek.

İstemeye önce kendimizden başlamalıyız

HER ŞEY KENDİNİ SEVMEKLE BAŞLIYOR

- İnsanlar bu kaynağın ne olduğunu ya da nasıl ulaşabileceklerini nasıl bilecekler?

- Aslında içimizde ulaşılması o kadar kolay ve sınırsız bir kaynak var ki! ‘Kendini sevmekle başlar her şey.’ Kişi kendini sevdiğinde, kendine değer verdiğinde ve inandığında, gücünün farkına vararak sorumluluğunu ele aldığında tüm kaynaklara ulaşmış oluyor. Yaşadığımız bu dönemin sınavına kişinin kendisini sevmesi, kendine değer vermesini öğrenmesi gözüyle bakıyorum. Başkaları için yaşama önceliğimizi bıraktığımızda, yani saçımızı süpürge etme, kendimizi bir başkası için feda etme modundan çıktığımızda ve önceliği kendimize, yüzümüzü kendimize çevirdiğimizde bundan ilk faydalananlar da aslında en yakınlarımız oluyor. Domino etkisi gibi... ‘Kişi kendi gücünü farkına varıp inandığında önce kendi dünyasını, sonra da tüm dünyayı değiştirebilecek güce sahiptir’ diye düşünüyorum.
- Bu işin bir sırrı, püf noktası ya da anahtarı var mı?
- Bilmemiz gereken en büyük sır, kişinin kendisini sevmesi ve değer vermesindeki en büyük başlangıç ‘Affetmek’ diyorum. Önce kendini affetmek... Şu ana kadar yapamadıklarından, hatalarından, suçlamalarından kendini özgür bırakmak, bağışlamak. Sonra da kendine yapılmış haksızlıkları, öfkeyi, nefreti, kini, kendisine şu an hiçbir faydası olmayan o duyguları bırakmak. Aslında çözüm; geçmişi bırakmak, geçmişe takılı kalmamak ve önümüze bakmak, ‘Yaşandı, bitti’ diyerek, derslerimizi alarak yola devam etmek. Şu anı yaşamayı seçmek ve ‘Şimdi ne yapabilirim?’e odaklanmak. Eğitimler ve seminerlerimde önceliğim affetmenin ne olduğunu anlatmak ve uygulamalar yaptırmak oluyor. Kişi affetmeye hazır duruma geldiğinde, dikkatini geçmişten şu ana taşımayı seçmiş, kendine bir şans vermiş olur. Bu noktada değişim başlamıştır artık. Kişi gücünü bir başkasına ya da bir başka nesneye yüklemeyi bırakıp kendi eline almış demektir. Enerjisini boş yere geçmişte harcamayı sonlandırıp hedeflerine odaklanır hale gelmiş demektir. Sorunlara değil, çözümlere odaklanmaya başlamıştır demektir. ‘Keşke’lerden özgürleşip ‘Ne yapabilirim?’ demeye başlamıştır. Yani oturduğu yerden kalkıp harekete geçmiş demektir. Bu durumda, bir su olursunuz artık, akarsınız ve yolunuzu bulursunuz.

OLAYLARDAKİ SORUMLULUĞUMUZLA YÜZLEŞMELİYİZ

- Eğitimleriniz ve seminerlerinizin sonunda insanlar ne kadar değişiyor?

- Eğitimlerimde ya da bire bir yaptığım danışmanlıklarımda önce kişiye sorun olarak gördüğü şeyin ne kadarı kendisine ait, bunu yüzleştiriyorum. Bu sorun olarak gördüğü konunun kendisine ait sorumluluk kısmını gösteriyorum. ‘Acaba bu konuda senin sorumluluğun ne?’ diyorum. Dikkatini dışarıdan alıp kendisine odaklıyorum. Payına düşen sorumluluk kısmında ise ne yapabileceğini soruyorum. Tüm cevaplar danışandadır. Bunun üzerine çalışıyoruz. Sonrasını sorarsanız, gerisi danışanın seçimi... Ya kendi içsel kaynaklarının gücünü ve değerini farkına vararak, sorumluluğunu eline alarak değişimi seçer. Ya da değişimin getireceği bumerang etkisinden korkarak o cesareti kendinde bulamayarak kendi içinde kendisini hapsettiği tutsaklığı yaşamayı seçer. O noktada hiçbir şey yapamam. Evrende özgür irade var. Her an seçim yapıyoruz ve seçimlerimizden biz sorumluyuz. İki seçenek var: Kurban olmak mı, kelebek olmak mı? Tüm isteğim tırtıldan kelebeğe dönüşenlerin her geçen gün artarak, kişinin kendi kurtarıcısının kendisinin olduğunun öğrenmesi.

- Size nasıl ulaşabilirler?

www.ikbalkaya@com.tr
facebook: ikbalkayasosyal
instagram: ikbalkayasosyal
sosyal medya hesaplarımdan ulaşabilirler.

X