"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

İngilizlerin en büyük sıkıntısı güneş yanığı

İNGİLTERE’nin Türkiye Büyükelçisi Richard Moore geçtiğimiz günlerde İzmir’deydi.

Büyükelçi Moore, Türkiye’de 2 dönemdir görev yapan ve iki ülkenin ticari, kültürel ilişkilerine büyük katkıları olan önemli bir diplomat. Müthiş renkli ve özel bir kişiliğe sahip. Sosyal medyada binlerce takipçisiyle Türkçe yazışacak kadar Türkçe’ye, hatta dilimizdeki birçok espri ve mizahi söylemimize hakim. Beşiktaş ile derin bir gönül bağı var hatta şampiyon olduğunda Büyükelçilik konutuna bayrağını asacak kadar koyu bir taraftar. Eşi Maggie Moore ise görme engelinden dolayı kendisine yoldaş olan Star adlı rehber köpeğinden yola çıkarak Türkiye’de ilk Rehber Köpekler Derneği’ni kurmuş.
Kısacası Richard Moore ve eşi Maggie Moore, şu dönemde tüm dünyanın en çok ihtiyacı olan küresel barışa ve güzel ilişkilere önemli katkıları olan iki değerli insan...

İngilizlerin en büyük sıkıntısı güneş yanığı

- Sayın İzmir’de olmak size nasıl hissettiriyor?
- İzmir çok güzel bir şehir ve burada olmak her zaman güzel hissettiriyor. Burası çok modern, açık ve insanı rahatlatan bir şehir. Hava da çoğunlukla çok güzel. Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri olmasına karşın sanki büyük şehirde değilmişsiniz gibi huzurlu hissediyorsunuz.
İzmir’den İngiltere’ye ihracat yapan birçok önemli şirket var. Ayrıca Ege Bölgesi’ne gelen İngiliz turistler ve buraya yerleşen İngilizleri desteklemek ve onlar için yapabileceklerimiz konusunda yerel otoritelerle birlikte çalışmak ziyaret sebeplerim arasında. Burada özellikle Didim, Kuşadası civarında yerleşmiş bir çok vatandaşımız var. Bizim isteğimiz gerek turist gerekse yerleşmiş tüm vatandaşlarımızın güvenli, huzurlu ve rahat olduklarını garanti edebilmek.

- Genel olarak İngilizler burada rahatlar mı?
- Kesinlikle. Genelde yaşadıkları en büyük sıkıntı güneş yanığı oluyor... Başka bir sıkıntı olması durumunda ise yerel idarecileriniz ile bizim ofislerimiz karşılıklı iyi niyetlerle çalışıyor ve olayı çözüyorlar.
- İngilizlerin Türkiye’ye bir turizm merkezi olarak bakışlarında bir değişiklik var mı?
- Bu konuda da araştırma yapıyoruz. Dünyadaki genel terörizm saldırıları ya da terörizm korkusundan Türkiye de nasibini alıyor kuşkusuz. Bunu düşünerek gelmekten vazgeçenler olabilir. Maalesef 2.5 milyon olan İngiliz turist sayısı 1.7 milyona gerilemiş. Bu büyük bir düşüş ama umuyorum yakın gelecekte yine yükselecek. Bu konuda Türk yetkililerle çok iyi bir çalışma içindeyiz ve sizin aracılığınızla Vali, Belediye Başkanı, Kaymakam gibi tüm yetkililere teşekkür ediyorum.

 

TÜRKÇE KONUŞUYORUM AMA TUZAKLARINA DÜŞMEMEYE ÇALIŞIYORUM
- Bu sizin Türkiye’de 2. döneminiz. Kaç yıldır Türkiye’desiniz?
- 1990’larda ilk dönemimdi ve 3 yıl kalmıştım. 2014’te tekrar geldim. Toplamda Türkiye’de 6 yıl geçirdim. Türkiye sürekli değişiyor ve gelişiyor.
- Türkçe de konuşuyorsunuz. Nasıl öğrendiniz?
- Biz Türkiye’ye gelmeden önce Türkçe öğrendik. Buraya ilk gelişimden önceki 1 yıl çok yoğun bir şekilde Türkçe dersleri aldım. Gelince de pratik yapma imkanı buldum. Gerçi ikinci gelişimde Türkçem biraz paslanmıştı ama çalışarak tekrar ilerlettim. Ama şunu söylemeliyim ki; İngilizler için Türkçe pek kolay bir dil değil.
- Sosyal medyada çok aktifsiniz. 80 bine yakın takipçiniz var. Onlarla Türkçe yazışmak zor olmuyor mu?
- Bundan çok büyük keyif alıyorum. Ama şunu da belirtmeliyim ki, tam anlayamadığım şeyler olduğunda iletişimci çalışma arkadaşlarıma danışıyorum. Kendimi istediğim gibi ifade edebilmek adına fikir alıyorum. Türkçeyi anlıyor, konuşuyor ve yazıyorum. Zaten verdiğim yanıtlar nedeniyle bana ‘hazırcevap’ diyorlar. Hatta Türkçe’ye mahsus deyim ve ifadeleri bile kullanır duruma geldim, fakat yine de dikkatli olmalıyım çünkü bu konuda yaşadığım trajikomik olaylar var. Mesela ilk geldiğimde Gaziantep’i ziyaret etmiştim. Çok güzel bir şehir, yemekler her şey harika. Gaziantep ile ilgili güzel bir şeyler yazmak istedim twitter’a. Antep fıstığı ünlü olduğundan ‘Türkiye’nin en güzel fıstıkları Antepli’ yazdım. Meğer bir tuzağa düşmüşüm. Bu küçük yanlış anlaşılmayı düzeltene kadar uğraştım, ama tabii aslında ne demek istediğimi onlar da anladı.

 

TÜRKİYE’DE OLDUĞUM HER SEZON BEŞİKTAŞ ŞAMPİYON
- Golf oynamayı seviyorsunuz ki Türkiye’de de son dönemde bu konuda yatırımlar artıyor. Ne düşünüyorsunuz, burada da rahat golf alanları bulabiliyor musunuz?
- Maalesef burada çok sık oynayamıyorum. Ankara’da fazla alan yok ve hava da her zaman müsait olmuyor. O nedenle Belek’e zaman zaman gitmeye çalışıyorum. Oradaki golf alanları müthiş güzel. Golf turizmi için son derece uygun. Belek’te 16-18 golf sahası var. Bence bu alandaki yatırımların artması turizmi de olumlu yönde etkileyecektir.
- Sizi tebrik ediyorum çünkü koyu bir Beşiktaş taraftarısınız. Hatta Büyükelçilik konutuna dev bir Beşiktaş bayrağı bile astınız. Beşiktaş’la bu gönül bağınız nasıl başladı?
- Beşiktaş’ın benden daha iyi taraftarları olduğu kesin. Ben sporu seviyorum ve burada olduğum ilk dönemlerde hemen herkes hangi takımı desteklediğimi soruyordu. O dönem ünlü İngiliz antrenör Gordon Milne Beşiktaş’ı çalıştırıyordu. Ben de Beşiktaş’a sempati duymaya başladım. Sonra da bayağı koyu bir taraftar oldum. Ama çok ilginç bir tesadüf eseri benim burada olduğum 90’lı yıllarda da 3 yıl boyunca Beşiktaş şampiyon oldu, şimdi de şampiyon oldu. Ben de her şeyin arkasında komplo teorisi olduğuna inanan kişilere atıfta bulunarak esprili bir şekilde “Bu da mı tesadüf?” diyorum.

 

İNGİLTERE İYİ VE KÖTÜ GÜNDE TÜRKİYE’NİN YANINDA OLAN BİR DOST
- Yıllar içinde Türk ve İngiliz ilişkilerinin gelişimini nasıl yorumluyorsunuz?
- Ticari ilişkiler çok olumlu yönde gelişme gösteriyor. Tabi ticari ilişkiler diğer alanlardaki yakınlaşmaların da temelini oluşturuyor. İngiliz kültürü, Türk kültürü ile her zaman yakın ve olumlu ilişkiler içinde olmuştur. Türkler de İngiltere’ye, Kraliyet ailesine, İngiliz diline, kültürüne büyük önem verdiler. Tarih içinde birbirimize karşı olumlu, olumsuz yaklaşımlar, önyargılar olmuştur ama bunların farkında olup üstesinden gelmek bizlerin elinde. Her kültürü anlamaya çalışmak ve onlara saygı duyup onlardan bir şeyler almaya çalışmak çok önemli. Zaten bizler bu nedenle Türkçe öğrendik.
- İlişkilerimizin geleceği ve daha iyiye gitmesi konusunda neler söyleyeceksiniz?
- Manchester ve Londra’da gerçekleşen terör saldırılarının ardından Cumhurbaşkanı’ndan sıradan vatandaşlara kadar Türkler beni destek ve dayanışma mesajı yağmuruna tuttu. İngilizler cesur insanlardır, terör ya da herhangi bir başka neden onları Türkiye’ye gelmekten alıkoyamayacaktır. Şu an bir düşüş olsa da bu mutlaka artacaktır. Çünkü Türkiye’nin sunduğu öyle çok güzellik var ki bunlara arkamızı dönmemiz mümkün değil. İngiliz turistler bu ülkeye gelmeye devam edecek çünkü her ne kadar İngiltere üzerinde güneş batmayan bir imparatorluktuysa da maalesef güneş az görünüyor. Bu nedenle biz güneşin peşindeyiz ve onu en çok bulabildiğimiz ülke Türkiye.

 

Maggie Moore
- Bir büyükelçi eşi olmak dışarıdan hoş bir şey olarak algılanıyor. Gerçekte nasıl bir yaşam şekli, zorlukları var mı?
- Kesinlikle bir ayrıcalık. Farklı yerlerde, farklı kültürlerde olmak, insanlarla tanışmak gerçekten çok önemli. Çok büyük bir keyif ve tecrübe içeriyor.
- Siz Türkiye’de, Türk bir avukat arkadaşınızla görme engelliler İçin Rehber Köpekler Derneği’ni kurdunuz. Kendiniz de görme engelli olduğunuz için bu farkındalığınız var ve bunu bizim ülkemizde olumlu bir yöne dönüştürmüş olduğunuz için teşekkür ederim öncelikle. Nasıl başladınız?
- Bu beni televizyonda görerek benim rehber köpeğim Star gibi bir köpeğin nereden bulunabileceğini soran genç bir kadın avukatın, Nurdeniz Tuncer’in bana ulaşmasıyla başladı. O bana bunu sorduğunda Türkiye’de böyle bir dernek olmadığını farkettik ve bunu değiştirmek için birlikte yola çıktık. 2,5 yıl önce şimdi rehber köpek yetiştiricisi olarak çalışan bir kadın eğitimci ile de bir araya geldik. Bu eğitim şekli çok önemli çünkü onlar sadece köpekleri değil, görme engelli bireyleri de bu konuda eğitiyorlar. Rehber köpek kullanmak biraz araba kullanmaya benziyor. Yani mutlaka eğitim almak gerekli. Bizim derneğimiz köpeklerle ilgili değil, görme engelliler ile ilgili. Dolayısıyla aslında toplumun tümünü ilgilendiren ve geliştiren bir çalışma.
- Rehber köpekler nasıl bir eğitim alıyor?
- Köpekleri henüz yavruyken eğitmeye başlıyoruz. Ailelerin yanında kalabalık alanlardaki davranışları, nasıl yönlendirme yapacakları konusunda eğitim alıyorlar. Bu anlamda onları eğitmeye gönüllü aileler bizim için çok önemli. Daha ileri eğitim seviyesine gelene kadar ailelerin yanında kalarak yetişiyorlar. Tabii her köpek rehber olabilecek yeteneklere sahip olamıyor ama rehber olamasalar bile eğitim boşa gitmiyor bazen tekerlekli sandalye rehberliği gibi farklı engellilik alanlarında da faydalı olabiliyorlar.

X