"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Anlaşmazlıkların çözümü için ilk gereken istek

ANLAŞMAZLIK Çözümü.. İddia ediyorum, gelecek yılların en önemli konularından biri olacak. Ben de, bu konuda Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde yüksek lisans yapıyorum. Bir de öğrenci topluluğumuz var. Geçenlerde önemli bir konuk ağırladık. Sabancı Üniversitesi’nde Uyuşmazlık Çözümü yüksek lisans programının kurucularından ve Birleşmiş Milletler’in arabuluculuk biriminin akademik danışma kurulunda görev alan Doç. Dr. Nimet Beriker, İzmir’e gelerek bir seminer verdi. Türkiye’nin sayılı müzakere ve arabuluculuk uzmanlarından olan Beriker ile bu önemli konu hakkında sohbet ettik.


DOKTORADA EN ÖNEMLİ HOCA SEÇİMİDİR
- Anlaşmazlık Çözümü ile ilgili nasıl bir eğitim aldınız?
- ODTÜ Siyaset Bilimi kamu yönetiminden sonra George Mason Üniversitesi’nde yeni bir bölüm açıldığını öğrendim ve burslu okudum.
- Programın içine girince ne gördünüz, sizi nasıl etkiledi bu program?
- O dönem Amerika standartlarında bile çok sıradışı bir programdı. Ben aslında çok önce biraz yadırgadım. Çünkü biz ODTÜ kültüründen geliyorduk. Klasik bir eğitim alacağımızı sanıyordum. İlk sene beni çok zorladı. Ama sonra alıştım. Akademisyen olmak, yani pratik uygulamadan ziyade, akademik devam etmek istiyordum. Dolayısıyla daha akademik yaklaşan hocalarla çalıştım. Hoca seçimim benim için bir dönüm noktasıdır. Her doktora programında zaten bir doktora öğrencisinin en önemli dönüm noktalarından biri kiminle çalıştığıdır. Bende de öyle oldu. Çok değerli bir hoca ile çalıştım. Sonra da 20 yıl o hoca ile işbirliğimiz devam etti.

BU ÇOK BOYUTLU BİR KONU
- Türkiye’ye dönünce neler yaptınız? Hemen bu konu üzerine çalışmaya başladınız mı?
- Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne başladım. O zamanlar arabuluculuk, müzakere, yani bu perspektif çok fazla yoktu. Daha çok klasik uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi bağlamında ele alınıyordu her konu. O dönemlerde de Kıbrıs konusu, yine çok katılaşmış, keskinleşmiş bir çatışma olarak gündemdeydi. Bir de tabii Güneydoğu sorunu vardı. Yavaş yavaş dersler açarak, öğrencilerle çalışarak başladık.
- Sabancı Üniversitesi’nde bu bölümü siz kurdunuz. Şimdi de Dokuz Eylül Üniversitesi’nde aynı bölüm var. Ama yeterli mi sizce? Bundan sonrası nasıl olmalı?
- Yeterli değil tabii. Hele bu kadar çatışmaların ortasındaki bir ülke için. Çok daha yeni yerler açılabilir. Ama kaynak meselesi. Çünkü anlaşmazlık çözümü tek boyutlu değil. İçinde çeşitlenmeler yaşanması lazım ileriki dönemde. Bir kısım siyasete bakarken, öbür kısım çevreye bakmalı, iş - işveren konusu olmalı.
- Haklısınız. Her yerde, hayatın her alanında var anlaşmazlık değil mi?
- Her yerinde var, ama bu işin çalışma ve uygulama anlamında uzmanlaşmış kurumlar olmalı. İşin doğası bunu gösteriyor, ama henüz oralarda değiliz.

Anlaşmazlıkların çözümü için ilk gereken istek

DOĞAL İSTEK YOKSA YARATILMASI LAZIM

- Bir anlaşmazlığın çözümü, bir arabuluculuğun yapılabilmesi için, gereken ilk şey nedir?
- Tarafların artık barışmak istemesi. Net bir şekilde istek. Yoksa hiçbir şey yapamazsınız. Eğer o istek doğal olarak yoksa, yaratılması lazım. Tabii suni bir şekilde değil. Bazı şeyler hatırlatılarak aslında barışmanın taraflar açısından iyi sonuçlar vereceğine ikna etme diyelim, ya da bir farkındalık yaratma. İlk aklıma gelen istek.
- Sizce arabuluculuk ve anlaşmazlık yöntemleri bölgeye, coğrafyaya, kültüre göre farklılık gösterir mi?
- Öyle bir çalışmamız var. Yani güneydoğuda ve doğuda daha din referansı ile götürülen bir arabuluculuk varken, batıdaki köylerde biraz daha klasik, daha mantıksal çerçevede ilerliyor arabuluculuk. Dolayısıyla kültürün etkisi yadsınamaz.

TÜRKİYE, ARABULUCULUK KİMLİĞİNİ DEĞİŞTİRDİ
- Artık Sabancı Üniversitesi’nde değilsiniz. Şimdi ne yapıyorsunuz?
- Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı oldum. Bölüm kısmen kurulmuş. Ama henüz bir tane öğrencisi var. Diğerleri de hazırlıktalar. İngilizce öğreniyorlar. Önümüzdeki sene başlayacağız asıl öğretime. Dolayısıyla orada büyük ihtimalle “Çatışma çözümü, arabuluculuk, müzakere” bölümünü açabiliriz.
- Türkiye 2000’lerin ilk yarısında bir arabulucu kimliğine sahipken, son dönemde daha farklı bir konuma geçti. Bunu neye bağlıyorsunuz?
- Böyle bir görüntü var hakikaten. Ama neden böyle olduğu ile ilgili birebir araştırma yapmadan bir şey söylemek spekülasyon olur. Yani gerçekten ortam değişti. Başka bir şeye geçmemiz lazımdı diye düşünülüp geçildiyse eğer, bu bir stratejik karardır. Ama arka planını bilmeden yorum yapmak doğru olmaz. Onun için şey yapamıyorum.
Anlaşmazlıkların çözümü için ilk gereken istek

X