"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Hedef dört mevsim Alaçatı

18 Haziran 2017

Bu durum olumlu gibi görünse de kimi zaman eleştirilere maruz kalmasına neden olabiliyor. Profesyonel iş yaşamından sonra Alaçatı’ya gelerek Beyevi Otel’i açan Celal Bayraktaroğlu’na göre Alaçatı’nın yaşam şekli bozulursa, cazibesi kalmaz. Aynı zamanda Alaçatı Turizm Derneği Başkanı da olan Celal Bey, tüm amaçlarının Alaçatı’yı ‘dört mevsim yaşayan bir yer’ haline getirmek olduğunu söylüyor.

- Ne zamandır Alaçatı’dasınız?
- Doğduğumdan beri Çeşme’deyim diyebilirim. Dedemin Şantiye’de evi vardı. Neredeyse 60 yazdır Çeşme’ye geliyorum. Kendimi buraya ait hissediyorum. Burada huzurluyum.
- Yatırıma nasıl karar verdiniz?
- Buraya yatırım yapmak yoktu aklımda. Hayatın kendi akışı içinde gelişti. Alaçatı her zaman ilgimi çekiyordu. Dar sokaklar, eski binalar... Burayı aldım. O zamanlar içinde küçük esnaf olan küçük bir çarşıya dönüştürmeyi düşünüyordum. Fakat sonradan keyifle yürütebileceğimiz bir otele dönüştürmeye karar verdik. Aslında en başta ticari bir düşüncemiz yoktu. Zaten Alaçatı’da bu işi yapanların çoğu ticari kaygıyla değil, güzel ve keyifli bir iş yapabilmek için başlamıştır.

KAÇIŞ DEĞİL, VAROLUŞ PLANI

- Çok hareketli bir iş hayatından sonra buraya yerleşmişsiniz. Ne iş yapıyordunuz daha önce?

Yazının devamı...

İngilizlerin en büyük sıkıntısı güneş yanığı

11 Haziran 2017

Büyükelçi Moore, Türkiye’de 2 dönemdir görev yapan ve iki ülkenin ticari, kültürel ilişkilerine büyük katkıları olan önemli bir diplomat. Müthiş renkli ve özel bir kişiliğe sahip. Sosyal medyada binlerce takipçisiyle Türkçe yazışacak kadar Türkçe’ye, hatta dilimizdeki birçok espri ve mizahi söylemimize hakim. Beşiktaş ile derin bir gönül bağı var hatta şampiyon olduğunda Büyükelçilik konutuna bayrağını asacak kadar koyu bir taraftar. Eşi Maggie Moore ise görme engelinden dolayı kendisine yoldaş olan Star adlı rehber köpeğinden yola çıkarak Türkiye’de ilk Rehber Köpekler Derneği’ni kurmuş.
Kısacası Richard Moore ve eşi Maggie Moore, şu dönemde tüm dünyanın en çok ihtiyacı olan küresel barışa ve güzel ilişkilere önemli katkıları olan iki değerli insan...

- Sayın İzmir’de olmak size nasıl hissettiriyor?
- İzmir çok güzel bir şehir ve burada olmak her zaman güzel hissettiriyor. Burası çok modern, açık ve insanı rahatlatan bir şehir. Hava da çoğunlukla çok güzel. Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri olmasına karşın sanki büyük şehirde değilmişsiniz gibi huzurlu hissediyorsunuz.
İzmir’den İngiltere’ye ihracat yapan birçok önemli şirket var. Ayrıca Ege Bölgesi’ne gelen İngiliz turistler ve buraya yerleşen İngilizleri desteklemek ve onlar için yapabileceklerimiz konusunda yerel otoritelerle birlikte çalışmak ziyaret sebeplerim arasında. Burada özellikle Didim, Kuşadası civarında yerleşmiş bir çok vatandaşımız var. Bizim isteğimiz gerek turist gerekse yerleşmiş tüm vatandaşlarımızın güvenli, huzurlu ve rahat olduklarını garanti edebilmek.

- Genel olarak İngilizler burada rahatlar mı?

Yazının devamı...

Sanatla en kolay buluşma yeri

4 Haziran 2017

Londra, New York, Çin gibi bir çok ülkede çalışmaları bulunan Jef Aerosol, Fransız Kültür Merkezi’nin davetlisi olarak geldiği İzmir’de Dario Moreno gibi İzmirli kişiliklerin yanısıra gevrek arabası gibi yine buraya özgü figürlerle farklı bir sanat çalışması yaptı.

- Sanatla ilginiz nasıl başladı?
- Çocukluğumun ilk yıllarından beri sanatla çok ilgiliydim. 60’lar ve 70’ler birçok şeyin değiştiği yıllardı. Benim de gençliğimin dönemleriydi. O dönemde müzikte, resimde, sinemada Amerikan kültürü, Batı kültürü, Rock, Punk akımları çok etkiliydi, ben de etkilendim. Benim kişisel vizyonumda plak kapakları, posterler, karikatürler gibi şeyler vardı. Andy Warhol gibi bu dönemin önemli kişilerinden etkilendim. Ki o zamanlar henüz duvar boyama sanatına başlamamıştım.
- Duvar sanatına geçiş nasıl oldu?
- 80’lerin başında hem resim yapıyor hem de müzik grubunda çalıyordum. Plak kapakları, dergilere resim yaparken 1982’de doğduğum yer Nantes’ı bırakıp başka bir şehre yerleştim. Orada insanların sanatımı görmek için illa sanat galerilerine, sergilere gelmesine gerek olmadığına karar verdim ve duvarlara resimler yapmaya başladım.

 

DUVARA ÇİZEREK SANATI İNSANLARA GETİRİYORUZ

Yazının devamı...

Kadın güçlenirse toplum da güçlenir

29 Mayıs 2017

Girişimcilik bir yana, kadınların genel olarak istihdama katılımı açısından da oranların yetersiz kaldığını söyleyen KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, cinsiyet eşitsizliğinin sadece Türkiye’nin değil dünyanın da sorunu olduğunu ve kadının ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesinin önündeki en önemli engelin sosyal ve kültürel ön yargılar olduğunu anlatıyor.

 

- KAGİDER olarak son dönem kadın girişimciliği ile ilgili çok somut projeler yapmaya başladınız. Biraz bunları anlatabilir misiniz?
- KAGİDER çatısı altında kadınları girişimcilik yoluyla güçlendirmek üzere çalışmalar yapıyoruz. Kadın girişimcilere ve girişimci adaylarına yönelik eğitim ve mentörlük destekleri veriyoruz. Kadın girişimciler arasında ticari işbirliklerini geliştirmeleri amacıyla her yıl biri İstanbul’da, biri de farklı bir ilde olmak üzere B2B KAGİDER İş Günleri’ni düzenliyoruz. Ayrıca, kadın girişimcileri temel konularda bilgilendirmek, işlerinde yeni fırsatlar yaratmaları için teşvik etmek ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla 2008 yılından bu yana Garanti Bankası işbirliğiyle Türkiye genelinde “Kadın Girişimci İş Buluşmaları” düzenliyoruz. Buluşmalar kapsamında girişimcilik, iş planı oluşturma, satış ve pazarlama, teknoloji, insan kaynakları ve yönetim gibi konularda eğitimler veriyoruz. “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması” ile de kadın girişimciliğini teşvik ediyor ve öykülerini paylaşarak girişimci olmak isteyenlere ilham veriyoruz.


- Geçtiğimiz günlerde İzmir’de de bir toplantı düzenlediniz. Bu toplantının amacı neydi?

Yazının devamı...

Toplumu iyileştiren projeler yapmak istiyoruz

21 Mayıs 2017

 

Siyasetle de yakından ilgilenen Dayanç, siyaset anlayışının değişmesi ve insana dokunan bir anlayışın benimsenmesi gerektiği görüşünde...


AİLEDEN GELEN BİR MÜZÜK KÜLTÜRÜMÜZ VAR

- Müzikle ilgilenmeye ne zaman başladınız?
- Müzikle, türkülerle çok küçük yaşlarda tanıştım. Çünkü evde babam bağlama çalardı. Alevi-Bektaşi kültüründe bağlamanın zaten çok ayrı ve kutsal bir yeri vardır. Doğal olarak kimliğimiz deyişler, türküler ve semahlarla yoğrulmuştur. Bağlama eğitimi alarak başladım bu yolculuğa ve profesyonel müzik eğitimi aldım uzun yıllar.
- Dayanç Müzik Okulu’nda ne gibi eğitimler veriliyor?

Yazının devamı...

Amacı güzel kadını yansıtmak

14 Mayıs 2017

Hayatta nasıl ve ne yaparak var olmak istediği üzerine düşünen Uysal, kadınların var olma zorlukları ve kendilerini ifade ederken ne kadar zorlandıklarını fark ederek içlerinde rahat, güzel ve sofistike hissedecekleri mayolar tasarlamaya başlamış. ‘Noble Flow’ markasıyla önce Türkiye’de, gelecekte ise yurt dışında var olmayı hedefleyen Duygu Uysal ile tasarım ve yaratım sürecini konuştuk.


İÇ MİMARLIK AĞIRLIKLI OKUDUM
- Tasarım hayatınıza ne zaman girdi?
- Aslında merak hep vardı. Ben New York Üniversitesi’nde Tiyatro Edebiyatı ve Tiyatro Sanatları okudum. Orada hem kostüm hem de sahne tasarımı vardı. Küçük derslerdi ama keyifliydi. Üniversiteden sonra Floransa’ya gittim, sanatla ilgili bir şey okumak istiyordum. Bir dönem San Francisco’ya gidip bir sertifika programına katıldım. İç mimarlık ağırlıklı tasarım programı okudum.
- Mayo üretmeye nasıl başladınız?
- Tayland’a gidip yoga eğitimi aldım. Markamın spiritüel altyapısını orada oluşturdum diyebilirim. Oradan döndükten sonra bir arkadaşımla tasarım yapmaya başladık. Mayoyla başladık. Arkadaşım bir müddet sonra ailesiyle çalışmaya karar verdi ve ayrıldı. Ben de yoluma tek başıma devam etmeye karar verdim.

Yazının devamı...

Hayata değer katan geleceğe anlam katar

23 Nisan 2017

Çocuklar için yapılan her şey önemli, değerli ve özel. Hele fırsat eşitsizliği, imkansızlık nedeniyle hayatın sunduğu birçok güzel, iyi ve olumlu gelişmeden faydalanamayan çocuklar için yapılanlar daha da önemli... İşte bu anlayışla, imkanları kısıtlı çocukları sosyal hayata kazandırmayı ve onların hayatlarında müzikle bir değişim yaratmayı amaçlayan Cevdet İnci Eğitim Vakfı, İzmir’de yaşayan 6-18 yaş arası çocukların yaşamına müzikle dokunuyor. Dünyada 40 yıldır uygulanan “El Sistema” yönteminin benimsendiği projede, sanatın iyileştirici gücüne olan inançla, çocukların kültür ve sanatla iç içe büyümesi amaçlanıyor. Venezuela’da ekonomist piyanist besteci Jose Antonio Abreaneu’nun 1975 yılında başlattığı bir sosyal sorumluluk projesi olan ve bugün dünyada klasik müzik adına gerçekleştirilen en önemli proje olarak kabul edilen El Sistema ile imkanları kısıtlı çocuklara yetenek ayrımı gözetmeden; enstrüman, müzik tarihi, solfej, orkestra gibi eğitimler veriliyor. Haftanın üç günü müzikle buluşan çocuklar, barış için çalıyor. “Hayata değer katan, geleceğe anlam katar” konseptiyle yola çıkan İnci Vakfı Çocuk Orkestrası, bugün saat 16.30’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde ilk büyük ve halka açık konserini vermenin heyecanı içindeler. Proje ve Vakfın çalışmaları ile ilgili İnci Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şerife Eren ile konuştuk.

 

35 ÇOCUKLA YOL ÇIKTIK ŞİMDİ 65 ÇOCUK OLDU
- İnci Vakfı Çocuk Orkestrası nasıl ortaya çıktı? Orkestra nasıl oluştu?
- İstanbul’daki Barış için Müzik Vakfı Çocuk Orkestrası’nın bir konserini izleyen üçüncü nesil aile üyelerimizin ‘Cevdet İnci Eğitim Vakfı desteğiyle böyle bir orkestrayı İzmir’de oluşturabilir miyiz?’ sorusuyla ortaya çıktı. Bu öneriyi takiben Barış İçin Müzik Vakfı kurucuları Yeliz ve Mehmet Bakioğlu çifti ile tanıştık. Görüşmelerimiz olumlu geçince, gezici kütüphanemiz vesilesiyle yakın olduğumuz Bornova bölgesi için, sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Belediye Başkanı Olgun Atila ile bir araya geldik. Naldöken’deki Kültür Merkezi’nin bu iş için biçilmiş kaftan olduğuna hep birlikte kanaat getirdik. Ardından bu işe gönül verecek olan eğitmenlerimizi değerlendirdik, o bölgedeki okullarla iletişim kurarak, müziğe istekli olan çocuklarımızı orkestraya dahil ettik. Bu işin arkasında özellikle İnci Akademi yöneticimiz Füsun Toros’un çok emeği var. Orkestrada başlangıçta 35 çocuğumuz yer alırken, şu anda 65 çocuğumuzla çalışmalarımıza devam ediyoruz.

 

Yazının devamı...

EÇEV’li çocuklar İngiltere’de Türkiye’ye temsil etmek için 60 bin TL arıyor

16 Nisan 2017

Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Reşitoğlu’nun belirttiği gibi ülkemizin aydınlık geleceğini yaratmayı hedefleyen EÇEV’in oluşturduğu ‘Bilim Kahramanları’ takımı, çoğunluğu özel okullardan gelen yüzlerce takımı geride bırakarak İngiltere Bath’ta düzenlenen Avrupa Şampiyonası’na gitmeye hak kazandı. Fakat 10 kişilik ekibin gidebilmesi için gereken 60 bin TL bulunamazsa çocuklarımız bizleri bu uluslararası turnuvada temsil edemeyecek.

Haydi gelin EÇEV’li çocukların yarattığı bu mucizeye destek olarak gerçeğe dönüşmesini sağlayalım...


- EÇEV’in bugün geldiği noktayı özetler misiniz? Kaç çocuğumuza hizmet veriyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
- Ege Çağdaş Eğitim Vakfı, ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacak nesillerin eğitimine katkıda bulunmanın bir yurttaşlık görevi olduğuna inanan 96 çağdaş, aydın ve eğitime gönül vermiş kurucu üyemizin girişimi ile 22 yıl önce, 1995’te yola çıktı. Vakfımızın kuruluş amacı, çağdaş ve evrensel kültür değerleri ile donanmış, cumhuriyetin kazanımlarına ve demokrasiye inanan, bilimsel düşünen, sorgulayan, üreten, kendini sürekli geliştirebilen, aydın nesillerin yetiştirilmesine katkıda bulunmak. Bu amaç doğrultusunda EÇEV kuruluşundan bugüne 15.000’e yakın öğrenciye burs ve ücretsiz eğitim desteği vermiş durumda. Genç nesillerimizin yetişmesinde büyük emeği olan, 7000’e yakın öğretmenimize de meslek içi eğitim ve kişisel gelişim fırsatı sundu. İzmir’de Yamanlar ve Altındağ’daki iki eğitim merkezimiz ile Salihli’deki Bilgi ve Kültür Evimizde her yıl yaklaşık 600 ilk ve ortaokul öğrencisine eğitim desteği veriyoruz, bilim, kültür, sanat atölyelerine katılma olanağı sunuyoruz. Yine her yıl ilköğretim, lise ve üniversite kademelerinde yaklaşık 500 öğrenciye burs veriyor, sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerini destekleyen programlarla, kendilerini geleceğe daha donanımlı bireyler olarak hazırlamalarına katkıda bulunuyoruz. Manisa’daki pansiyonumuz ve Soma’daki öğrenci yurdumuzda 150 kızımız güvenli, konforlu, ekonomik koşullarda barınma olanağı bularak, eğitimlerine devam edebiliyorlar. Bu anlamda, her yıl 1000’den fazla genç ve çocuğumuza el uzatıyoruz diyebiliriz.

 

Yazının devamı...