"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Kırkağaç’tan Washington’a

MANİSA Kırkağaç’ta yetişen Prof. Alp Özerdem, uzun yıllar İngiltere’de akademisyenlik yapmasının ardından Amerika’nın en önemli eğitim kurumlarından George Mason Üniversitesi’ndeki ilk Türk dekan oldu.

 ‘Anlaşmazlık Çözümü ve Barış İnşası’ konularında yıllardır çalışan Prof. Özerdem’e eşim olması nedeniyle bu sayfada yer vermemek, onun hikayesinden ilham alabilecek gençlere haksızlık olacaktı.

Kırkağaç’tan Washington’a


- Seni Amerika’nın en önemli üniversitelerinden birine dekan olmaya götüren eğitim hayatından bahseder misin?
- İlk ve orta öğrenimimi doğup büyüdüğüm Manisa’nin Kırkağaç ilçesinde yaptım. Sonrasında İzmir Atatürk Lisesi var ki, benim hayata hazırlanmamda, hep faydasını gördüğüm iş etiği ve disiplin kurallarını anlamamda bambaşka yeri oldu. Üniversite konusunda da şanslıydım, çünkü İstanbul Teknik Üniversitesi gibi köklü bir üniversiteye, İnşaat Mühendisliği’ne gittim. Ancak topluma sosyal anlamda entegre bir alanda çalışmak istiyordum. Bu nedenle İngiltere’de yükseklisans ve doktora öğrenimimi Anlaşmazlık Çözümü ve Barış İnşası olarak seçtim. York Üniversitesi’ndeki doktoramı Bosna-Hersek’in savaş sonrası yapılanması üzerine yaptım ve daha sonra 20’ye yakın çatışmalardan etkilenen ülkede araştırma yaptım. George Mason Üniversitesi’ne dekan olarak gelmeden önceki 10 yılda İngiltere’deki Coventry Üniversitesi’nde büyük bir Barış Çalışmaları Merkezi’nin kuruculuğu, yöneticiliği ve üniversitenin rektör yardımcılığı görevlerinde bulundum.

TOPLUMSAL GELİŞME İÇİN ÖĞRETMENLERE YATIRIM YAPILMALI

- Kırkağaç’ta bir öğrenciyken ya da sonrasında bir gün bu noktada olabileceğini hayal etmiş miydin?
- Elbette bu kadarını tahmin etmek zor ama benim en büyük şansım ortaokulda bize gerçek anlamda vizyon yaratabilen öğretmenlerimizin olması ve bize hayal etmeyi öğretebilmeleriydi. Kazanmak için koşmayı ama aynı zamanda kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmayı öğrettiler. Toplumsal gelişme için öğretmenlerin önemini çok iyi anlayıp, onlara yatırım yapılmalı.

ÇOCUKLARIMIZA ANLAŞMAZLIK ÇÖZÜMÜNÜ ÖĞRETSEK TOPLUM FARKLI YERDE OLUR

- Anlaşmazlık Analizi ve Çözümü, Barış çalışmaları gibi dünyanın en çok ihtiyacı olduğu konular üzerine çalışıyorsun. Sence bu konuların önemi yeteri kadar anlaşılabiliyor mu?


- Evet demek isterdim ama maalesef. Anlaşmazlık çözümü, müzakere edebilme, sorunlara barışçıl çözümler üretebilme, anlaşabilme, uzlaşabilme ve diğer bütün barış çalışma konuları aslında hayatımızın her evresinde, her alanında bilmemiz ve uygulamamız gereken konular. Ben buna ‘Gündelik Barış İnşası’ diyorum ki bir şekilde evde, işyerinde, okulda, toplantı odasında, trafikte, hastanede, yani her yerde bu anlaşmazlık çözüm süreçlerini bir şekilde yaşıyoruz. Ama bu kadar önemli ve gerekli bir konuda çocuklarımıza eğitim vermiyoruz. Ya da anne ve babalara çocuklarını yetiştirirken yardımcı olmuyoruz. Çoğunlukla fiziksel güç kullanarak, korkutarak, pasife ederek, mobing uygulayarak ya da psikolojik baskı yaparak bu sorunların üstesinden geleceğimizi sanıyoruz. Ben Türkiye’nin Milli Eğitim Bakanı olsaydım, ilköğretimden üniversiteye kadar, çocuklarımıza ve gençlerimize anlaşmazlık çözümü dersi verirdim. İnanın bunun sonuçlarini tarif bile edemeyiz. Ekonomik gelişmeden siyasi hayata kadar her şeyde muhteşem bir gelişme ve kalite ortaya çıkar.


- Gençlere neler söylemek istersin? Sence bizler nerelerde kendimizi yanlış yönlendiriyor olabiliriz?
- Z kuşağı, yani 1995 sonrası doğan internet jenerasyonu, toplumu değiştirme konusunda daha hassas ve teknolojiyi kullanarak bunu iyi yapabilecek bir konumda. Karşı çıkışları var ama seçtikleri yol anarşizm değil. Böyle bir jenerasyona umut vermek adına onlar için varoluşçu tehditler olan çevre, fakirlik ve toplumsal güvenlik konularında katılımcı sistemler yaratılmalı. Susmak istemeyen bir nesil var ve göreceksiniz bu gençlerin değişim ve değiştirme vizyonları, taktikleri önceki nesillere göre çok daha farklı olacak. İsveçli Greta Thunberg 16 yaşında ama küresel çevreci hareketin belki de çok uzun zamandır yapamadığını neredeyse bütün dünya gençliğini örgütleyerek dünya siyasetçilerini çevreyi koruma adına önemli kararlar almaya zorladı. Yani, ilham vermeye çalıştığımız gençlik aslında bu. Bence biz onlardan ilham almalı, ya da birbirimize ilham verecek fırsatlar yaratmalıyız.

X