"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Ayçe Bükülmeyen

Avustralya usulü aktif bir yaşam

7 Ekim 2018

Yonca Temizocak O’Mahony ve Avustralyalı eşi Ryan O’Mahony eğitim sisteminde bunu engelleyecek yeni bir uygulama başlattı. Jump Start Türkiye ile çocuklara ‘Avustralya usulü’ sportif ve hareketli bir eğitim programı sunan O’Mahony çifti, ‘çocuklara aktif olmanın eğlenceli olduğunu gösterirken, İngilizcelerini de geliştirmeyi hedefliyoruz’ diyorlar.

ÇOCUKLARA ÖZEL FİZİKSEL PROGRAM
- Jump Start nasıl bir eğitim sistemi? Amacı nedir?
- Jump Start Türkiye, temelleri Avustralya’da atılmış ve ana dili İngilizce olan, çocuklara özel bir fiziksel aktivite programı. Çok küçük yaştan itibaren çocukların hareket becerilerini geliştirmeyi, onlara güncel ve yeni sporları tanıtmayı, çocukları fiziksel aktivite ile mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmeleri için teşvik etmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Jump Start çocuklarının bu program sayesinde üzerlerinde baskı olmadan İngilizce konuşabilmeleri için özgüvenlerini geliştirmek istiyoruz.

‘SAĞLAM KAFA SAĞLAM VÜCUTTA BULUNUR’
- Nereden esinlenerek bu modeli oluşturdunuz?
- Avustralya’da küçük yaşlardan itibaren spor yapmak ve her an aktif olmak bizim için bir yaşam tarzı. Farklı spor dalları ile eğlenirken aynı zamanda sağlıklı ve aktif olmanın önemini yaşayarak öğrendim. Eşim Yonca da ben de tüm çocukluğumuzu spor yaparak geçirmişiz ve bunun hayatımız üzerindeki etkisine çok inanıyoruz. Programımız, hayal gücüne dayalı hikâye anlatma ve müzik gibi eğlenceli, yaratıcı temellere dayanıyor. Olumlu ve öğrencilerin kendini rahat hissettikleri bir ortamda fiziksel aktivitenin kıymetini ön plana çıkaran “Avustralya usulü” bir ortam yaratmaya çalışıyoruz.

Yazının devamı...

Köyümüzü birlikte kalkındıralım

4 Ekim 2018

 

Bu amaçla Rotary 9. Grup kulüpleri Dokuz Eylül Kulübü organizasyonuyla bir proje başlatmış. Metropolis Antik Kenti’nin yaygın tanıtımını sağlamak ve köy kadınlarının üretimlerinin, el emeklerinin satılarak gelir elde etmek için yöreye turlar düzenliyorlar. Ayrıca 7 Ekim Pazar günü Metropolis Antik Anfi Tiyatrosu’nda Olten Filarmoni sponsorluğunda bir klasik müzik konseri gerçekleştirilecek, hem antik kentin tanıtımı hem de gelir sağlanması amaçlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek’in de desteklediği konserin geliri de Yeniköy’ün kalkınması için kullanılacak.

Yazının devamı...

Aile ile ilişkiler hayatımızı belirliyor

30 Eylül 2018

 

- Psikiyatriste gitmek birçok insan için korkutucu olabiliyor. Bunun nedenini neye bağlıyorsunuz?
- Psikiyatristler her zaman ilk başvurulacaklar listesinde yer almıyor. İnsanlar bize gelme konusunda tereddütler yaşıyor. Hemen ilaç vereceğimizi düşünüyor. Aslında birçok psikiyatrist ilaç tedavisi ve tanı koymadan önce konuşma terapisiyle tedavi etme yoluna gidiyor. Hatta bazen aslında çok olağan ve kendisinde bir sorun olmadığını bile anlamak için psikiyatriste gelebilirler. İnternete bakınca herkes kendisini hasta olarak tanımlıyor. Oysa biz konuşarak o kişinin aslında bize ihtiyacı olmadığını açıklıyoruz.

YANLIŞ İLİŞKİLERİ BİTİREMİYORUZ

- Size en çok hangi alanlarda başvurular oluyor?
- İstediğiniz kadar ‘benim kimseye ihtiyacım yok, ilişkilerimi en azda tutacağım’ deyin, yine de hayatınızdaki ilişkiler sizi her zaman etkileyecektir. Ben hem aile hem de cinsel sorunlar konusunda uzman terapistim. O nedenle bu konularda çok danışanım var. İkili ilişkiler, partner edinememe ya da yolunda gitmeyen ilişkileri bitirememe, cinsellik bizde tabu olduğundan tamamen yanlış bilgilerden doğan cinsel sorunlar en çok rastladığım konular.

Yazının devamı...

Efes Festivali hem ülke hem bölge için çok önemli

16 Eylül 2018

Cevabınız ‘hayır’sa, kesinlikle izlemelisiniz. O büyülü atmosferde sanki zaman ve mekan kavramı yok oluyor, ruhunuz besleniyor. Hele bir de Efes Opera ve Balesi’nde olduğu gibi birbirinden değerli sanatçılar sahne alıyorsa... Bölge kültürel hayatına tartışmasız büyük katkısı olan ve çok başarılı geçen festival hakkında İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü Aytül Büyüksaraç ile sohbet ettik.

- Efes Opera ve Bale Festivali’nde bu yıl ne gibi etkinlikler yapılıyor?
- Çok güzel şeyler yapıyoruz. Öncelikle şunu söylemeliyim: Bakanlığımız ve genel müdürlüğümüz çok çok doğru bir kararla Efes gibi dünya harikası bir yapıda, bir opera bale festivali yapılmasını uygun buldu. Bize düşen de bu etkinliği en iyi şekilde hem Türk hem de ülkemizi ziyaret eden konuklarımızın beğenisine sunmak oluyor. 1. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 7 Eylül’de gerçekleşen Zorba balesiydi. Şef Bujor Hoinic yönetiminde Ankara Devlet Opera ve Balesi’ni konuk ettik. Harika bir gösteriydi. Binlerce sanatsever Efes’in o büyülü atmosferini bizlerle paylaştı, dakikalarca alkışladı. Balenin final bölümü, emin değilim ama sanırım beş kez yinelendi. İkinci gösterimiz gala konseriydi. Dünya starımız tenor Murat Karahan, konuk İspanyol soprano Carmen Solis, konuk Rus mezzosoprano Yulya Mazurova ve yine ülkemizi dışarıda başarıyla temsil eden bas-bariton Burak Bilgili, solist olarak görev aldı. İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası eşliğinde sunulan konser, yine olağanüstü bir ilgi ve beğeniyle izlendi. Siz de gördünüz, alkışlar dinmek bilmedi. Konseri izlemeye gelenler hem girişte hem çıkışta yüzlerce metre kuyruk oluşturdu. Konser bitiminde izleyiciler çıkmak istemedi tiyatrodan. Üçüncü gösteri Tosca operası, İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Bu eseri de konuğumuz dünyaca ünlü İtalyan şef Alberto Veronesi yönetti. İki konuk solistimiz vardı: Soprano Carmen Solis ve İspanyol tenor Enrique Ferrer. Festivalimizi 18 Eylül’de sunacağımız Carmina Burana balesi ile sonlandırıyoruz. Bu bale de İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin prodüksiyonu, Robert North’un koreografisiyle sunulacak.

 

TÜRKİYE’Yİ VE BÖLGEYİ
ÇOK İYİ TANITIYOR

- Bu etkinliğin hem ülke hem de bölgemizin kültürel yaşamına nasıl bir katkısı oluyor?

Yazının devamı...

Sportif balıkçılık Alaçatı’da gelişiyor

12 Eylül 2018


* Big fish organizasyonunun kaçıncı yılı? Bugüne kadar neler yapıldı?
Turnuvanın 12, Alaçatı Big Fish markamızın 3’üncü yılı. Amacımız sportif balıkçılık hakkında farkındalık yaratmak. Geçen yıl Yakala-Bırak kategorisinde yaklaşık yarım ton balık doğaya geri iade edildi. Bu bilincin oluşması için Yakala-Bırak-Yaşat uygulamamız bu sene de var.
* Bu yıl ne gibi etkinlikler var?
TED İzmir Koleji ile “Deniz ve Sahil Atıkları Çocuklarımızın Ellerinde Sanata Dönüşüyor” projesini gerçekleştireceğiz. Etkinliğin ilk günü yapımına başladıkları dev balığı son gün tamamlayarak sergileyecekler. Murat Bildirici ile Ahşap Balık Boyama Atölyesi, kitap söyleşilerinde Ayçe Bükülmeyen “Ezber Bozan Kızlar”, Ömür Sabuncuoğlu “Onlar’ın Öyküsü”, Nalan Miri Sözer “Kim Tutar Seni Hayat 40’ta Başlar” olacak.
SEZON DIŞI HAREKET
* Kaç kişi/kurum vs. katılıyor? Yurtdışından gelen var mı?

Yazının devamı...

Fikir var, para yoksa Fongogo tam size göre

2 Eylül 2018

 

Fikrinize güveniyorsanız, artık fon bulmanın yeni bir yöntemi var. Fongogo gibi internet siteleri fikrinizi halka anlatma ve size inananların para yatırarak destek olmasına imkan sağlıyor. Ben de ‘Ezber Bozan Kızlar’ projeme 25 bin TL civarında fonu böyle buldum. Şimdi Fongogo’nun kurucu ortağı Ali Çebi, bu yöntemle 4 film projesini 50 bin dolar fonlayan yapımcı–yönetmen Nurdan Tekeoğlu ve ben, bu konuyu daha geniş kitlelere yaymak amacıyla 22 Eylül’de İstanbul’da tecrübelerimizi anlatacağımız bir eğitim vereceğiz. Detaylar röportajda...

SUİSTİMAL EDİLME ORANI
YOK DENECEK KADAR AZ

ALİ ÇEBİ
Fongogo Kurucu Ortağı

- Kitlesel fonlama nasıl bir yöntem, daha çok hangi alanlarda kullanılıyor?

Yazının devamı...

Ayağınıza iyi bakın yenisini alamazsınız

26 Ağustos 2018

Hatta İngiltere’de bu konuda eğitim alarak, ‘sertifikalı ayakayakkabı uyum uzmanı’ olmuş. “Ayağınıza iyi bakın, yenisini alamazsınız” diyen Kurtoğlu, kendi ürettikleri konfor markalarıyla yurtdışına açılarak, uluslararası markalara rakip olacaklarını anlatıyor. 

ŞU AN YÖNETİMDE 4. KUŞAK DA VAR

Ayakkabıcılıkla ilginiz nereden geliyor?

- Firmamız Çilingiroğlu ile 1926’dan beri ayakkabı sektöründeyiz. Dedemizin babasından bize miras kalan bir iş. Şu an babam, annem ve kardeşim Burçak ile 4. kuşak olarak yönetimdeyiz. Sadece perakende değil, uluslararası ayakkabı markalarının Türkiye temsilciliği, ayakkabı makine markalarının Türkiye temsilciliği, ayakkabı tasarım yazılımlarının ithalatı ve satışı, ihracat gibi birçok farklı alanda çalışıyoruz. 

Siz bu konuda nasıl bir eğitim aldınız? -

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Bir süre finans alanında çalıştıktan sonra İngiltere’de perakende yönetimi yüksek lisansı yaptım. Ardından İngiltere’de perakende alanında çalışırken sertifikalı ayak-ayakkabı uyum uzmanlığı eğitimi aldım. Bu 10 aylık uzun ve detaylı bir eğitim. Certified Shoe Fitter unvanını aldıktan sonra ayak–ayakkabı uyumu ve doğru ayakkabı seçimi konusunca pratik yaptım. Şimdi satış ekiplerimizi ‘trained fitter’ olarak eğitiyorum. Dijital ayak analizi ve faklı ölçüm aletleriyle ilk önce ayağınızı inceliyor, daha sonra ayak tipinize uygun ayakkabı öneriyoruz. Ardından ‘shoe fitiing’ adımları basliyor ve bu ayakkabı size uygun mu, uzun süre rahat giyebilir misiniz diye kontrollerimizi yapıyoruz. Çocuklar için de özel eğitim veriyorum ekiplerimize, çünkü daha çocukken doğru ayakkabı seçimi yapmak cok önemli. İlerideki ayak sorunlarını ancak bu şekilde engelleyebiliyoruz.

İYİ AYAKKABININ MARKA İLE İLGİSİ YOK

Yazının devamı...

Hayırlı olsuna değil çalışmaya gelin

19 Ağustos 2018

 

47 yıllık kurumun Genel Başkanlığı’na Seferihisar’da başarılı kooperatif çalışmaları yapan Neptün Soyer seçildi. “Bu topraklarda her şey güzel yetişir” diyen Soyer ekliyor, “Hayırlı olsun ziyaretlerine değil, çok çalışmaya ihtiyacımız var...”

- Kooperatifçilik anlayışına bakarsak neler farklılaştırılmalı sizce?
Yarımadanın bu toprakları ülkenin en iyi kooperatifçilik ruhuna sahip. Türkiye’nin en eski ve en iyi kooperatifleri burada kurulmuş. Zamanında Mahmut Türkmenoğlu ile başlayan bu hareketin olumlu etkilerini bugün bile görmek mümkün. Bu yörede yetişen tüm ürünlerin kooperatifi kurulmuş ve ürüne sahip çıkmış. Devlet desteği ise mutlaka olmalı. Süt fiyatlarındaki dalgalanmaya bakarsak meraları örgütlü üreticiye verin diyoruz. Konya Ovası’ndaki de bunu söylüyor. Aromatik ürün üretimi yapıyor İl Tarım Müdürlükleri, bizi de var etsinler o projelerde. Yani biraz kopukluk da oluyor. En tepeden bir örgütlenme olmalı bana kalırsa.
- Kooperatifler üretiyor da satabiliyor mu sizce?
Pazarlama çok önemli. Büyük firmalar kooperatiflerden alışveriş yapmak istiyor ama bazı organizasyon istekleri var. Yani ürünü toplayacaksın, kasalayacaksın, ambalajlayacaksın. Kooperatifler henüz o kadar güçlü değil. Peki nasıl güçlenecekler? Ürettiklerini satarak... Bunun için bizlerin de bazı düzenlemeler yapmamız gerekiyor. Tarım politikasının olması çok çok önemli. Bizler de çalışacağız, çok çalışacağız. Ben bir an bile ‘Öfff’ demiyorum, sadece çalışmama bakıyorum.


Yazının devamı...