"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Ayçe Bükülmeyen

Yazmayın yapın kazanmayın dönüştürün

5 Temmuz 2018

 

Konuşuyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz. 

Dünya nasıl bir yer oldu, insanlar ne kötü oldu, yüreğim dağlandı...

Sonuçta ne oluyor, değişen bir şey yok... Neden? 

Aklımızı, anlayışımızı, davranışlarımızı yani gerçekten değişmesi gerekenleri değiştiremediğimizden...

Bir kere artık sosyal medyada sadece yazmayı bırakın, hiç bir etkiniz yok bilin...

Etkinizi fark edin, etki alanınızı fark edin... 

Nasıl bir toplum istiyorsanız, neyi değiştirmek istiyorsanız küçük küçük o yönde çalışmaya başlayın. Farklı bir şeyler yapın.

Yazının devamı...

Yurtdışında eğitim iyi düşünülmeli

1 Temmuz 2018

İşte bu nedenle özellikle ülkemizde anne-babalar çocuklarının bireyselleşmeleri, sorumluluk ve vizyon kazanmaları için yurtdışı eğitimlere rağbet ediyor. Ama, doğru bir seçim yapılmazsa bu eğitimin olumsuz etkisi olması mümkün. Bu konuda uzun yıllardır tecrübe sahibi olan Danieltours Kurucu ortağı, Acente Müdürü Nesrin Ricketts ve Eğitim Danışmanı Ayşen Carfi’den fikir aldım.
- Yurtdışında eğitim sektörü son dönemde nasıl bir gelişim gösteriyor?
Ülkemizde iş ve gelecek kaygısı nedeniyle; ana okulundan başlayan ve sınavlarla devam eden rekabet ortamındaki endişeler, sınav stresi, baskısı, öğrencilerin ve ailelerin yurtdışı eğitim tercihlerinde önemli sebepleri oluşturuyor. Bu sadece Türk öğrenciler için değil küresel boyutta da ilgi görüyor ve yaklaşık 4 milyon üzerinde öğrenci şu anda kendi ülkesi dışında eğitim alıyor.

OKUL DOĞRU SEÇİLMEZSE FAYDADAN ÇOK ZARAR VERİR
- Daha çok hangi ülkeler ve hangi eğitimler tercih ediliyor?
Türk öğrencilerin ilk tercihleri dünyada en yaygın kullanılan iletişim ve eğitim dilinin İngilizce olması sebebiyle İngiltere, Amerika, Kanada gibi ülkeler. Bunları sırasıyla Almanya, İtalya, Fransa takip etmektedir. Fiyat açısından uygunluğu nedeniyle Hollanda, Macaristan, Polonya, Malezya, Japonya, Rusya ve Çin de son dönemde talep alıyor. Programlara gelirsek, küçük yaş grupları aileleri ile birlikte hem tatil hem de eğitim yapıyor. 14-17 yaş gençler yaz kampı ve dil okullarına gidiyor ki bu yaşlarda kendine güvenin oluşması ve farklı kültürleri tanıması açısından önemli. Tabii bir de üniversite eğitimleri var, daha çok mühendislik, iş idaresi, ekonomi, işletme, psikoloji, moda/tasarım dalları talep görüyor.
- Çocuğunu yurtdışına gönderecek bir aile nelere dikkat etmeli, nasıl bir yol izlemeli?

Yazının devamı...

Siyasetçilerden duymak istediklerimiz

28 Haziran 2018

 

 Üstü kapalı vaatler vardı ama bizim beklentilerimiz artık daha yüksek. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ‘Çocuk sayısı, kürtaj yasağı, doğum şekli, giyim tarzı ile değil toplumsal cinsiyet eşitliği söylemler olmalı’ diyerek duymak istediklerimizi çok güzel özetlemiş. Neler mi;
* Kadın Bakanlığı yeniden kurulacak, Çalışma Bakanlığı ile birleşmeyecek,
* Kadına şiddet ve istismar konularında bakanlık-üniversite birlikte politikalar geliştirecek,
* Kadına şiddet için veri bankası kurulacak, kadın STK ile işbirliği içinde çalışılacak,
* Hayat kurtarmak adına sığınma evi sayısı artırılacak. Oy kullanmaları için YSK da düzenleme olacak,
* Emniyet ve jandarmada sadece kadına şiddet ve istismar konusunda uzman birim oluşturacağız,

Yazının devamı...

Otuzundan sonra eski ben değilim

24 Haziran 2018

 

 

30 RAKAMI BANA MİLAT OLDU
- Otuzundan sonra ne oldu sizin hayatınızda da bu bir kitap haline geldi?
Otuzundan sonra denildiğinde insanlar, bu kitabı 30 yaşımdan sonra hayatın bana kattığı tecrübeleri yazdığımı düşünüyorlar. Haklılar da. Ufak bir detay dışında. Her insanın bir dönüm noktası oluyor, benim dönüm noktam 30 Nisan tarihinde oldu. Elbette yaş faktörüyle de birleşince bu isimle sosyal medyaya giriş yaptım. Ve sonrasında kitap geldi beraberinde.
- Otuzundan önce ve sonraki Tuba arasında nasıl farklar var?
Otuzundan önce yara almamış bir kadındım. Ya da yara aldığımı zannettiğim hislerin acı bile olmadığını gördüm.

Yazının devamı...

İngiltere'de belediye başkanı bir Türk kadın

17 Haziran 2018

Biz kadınların kendi ülkemizde bile temsil organlarında yer alması zorken, farklı bir kültürde böyle bir göreve gelmek son derece önemli. Sorumluluğunun bilincinde olan çalışkan ve azimli Karakuş, aynı zamanda bir sanatçı. Tiyatro eserleri yazan ve oynayan Karakuş, aynı zamanda Londra’da Türkçe Tiyatro Festivali’ni düzenliyor.

İŞÇİ PARTİSİ'NDEN

Buraya gelene kadar nasıl bir hikayeniz oldu?

KARAKUŞ: Anadolu’nun Kötre köyünde doğdum. Çocuk yaşta geldim Londra’ya. Burada evlendim, 2 çocuğum oldu. Kızım üniversiteye gidiyor. Çocuk doğurmak değil de yetiştirmek önemli. 17 yıl önce İşçi Partisi üyesi oldum ve aktivitelerine katıldım. Üye olunca sizi sürekli eğitmeye ve bilgilendirmeye başlıyorlar. Ben de fikirlerimi hep açıkça belirttim. Sonra oradaki insanlar beni başkan yapmak istedi. Edmunton İşçi Partisi Başkanı oldum. Sonra çeşitli görevlerde bulundum ve son yerel seçimlerde Belediye Meclis Üyesi seçildim. O zaman çeşitli pozisyonlara başvurabiliyorsunuz. Ben de arkadaşlarımın teşvikiyle Belediye Başkanlığı’na aday oldum ve seçildim.

TÜRKİYE'DE DAHA ZOR

Belediye Başkanı olarak neler yapmayı düşünüyorsunuz?

KARAKUŞ: Buradaki belediyecilik anlayışı Türkiye’den biraz farklı. Türkiye’de sanıyorum belediyecilik çok daha zor. Başkan, bir anlamda belediyenin yüzü, sözcüsü oluyor. Yani bir kurumu temsil ediyor. Zaten sistem mükemmel işliyor. Belediye başkanı olarak tamamen tarafsız olmalıyım. Herkese, her kesime eşit yaklaşıyorum. Dünya görüşüm de zaten bu yönde. Belediye başkanı olarak da bunu devam ettireceğim.

Yazının devamı...

Haberimize duyarlı olan Bakioğlu fark yarattı

14 Haziran 2018

 

Çok iyi bir eğitim alan Benay iş arıyor ve şartlar sağlandığında yapamayacağı iş olmadığını söylüyordu. Haberimize kayıtsız kalmayan İzmir’in önemli firması Bakioğlu Holding İnsan Kaynakları Bölümü, Benay’ın gazetemizde manşet olan hikayesinden çok etkilendiklerini ve iletişime geçmek istediklerini söylemişlerdi. Ben de iletişime geçmelerini sağladım ve geçen hafta öğrendim ki, Benay’ı işe almışlar. Benay bana teşekkür için mesaj atmış, şimdi ben de buradan Bakioğlu Holding’e duyarlılıkları ve göstermelik olmayan gerçek ilgi ve destekleri için teşekkür ediyorum.
Büyük fark yarattınız Bakioğlu... Teşekkürler...

 
Fitre için geç kalmadınız
askıda oda sizi bekliyor

TÜRKİYE’nin her yerinden kanser tedavisi için gelen ve sosyal güvencesi olmadığı için sokaklarda, hastane bahçelerinde perişan olanlara kalacak yer ve aş sağlayan KİT-VAK, EÜ Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi ve Konukevi ve DEÜ Abdülrezzak Sancak Konukevleri’nden sonra ‘Askıda Oda’ uygulamasıyla bu hizmete devam ediyor. Ramazan dolayısıyla verilecek fitrelerin vakfa bağışlanması durumunda kanserli hastalar ve yakınlarına destek olacağını belirten vakfın hesap ve iletişim detaylarını mutlaka not edin:

Yazının devamı...

Otizmde ailenin yaklaşımı önemli

10 Haziran 2018

Uzun yıllardır bu konuda çalışmasına karşın özellikle otizm alanında halen araştırılacak ve öğrenilecek çok şey olduğunu söyleyen Atasoy, ailelerin ve çevrenin davranışlarındaki bozukluğu gidermenin en az çocuğunkini düzeltmek kadar önemli olduğunu vurguluyor.

ÇOKLU ELE ALINMASI GEREKEN BİR KONU
- Sizce biz Otizmi ne kadar biliyoruz?
- Ben otizmle ilgili çalışmaya başladığımda elimizde bir tane Türkçe kaynak vardı. Otizm derya deniz bir konu, 21 yıldır bu alanda çalışıyorum, birçok vaka gördüm, bir çoğunu elimde büyüttüm hala yurt içi yurt dışı tüm yayınları, eğitimleri takip ediyorum, öğrenmeye devam ediyorum ve görüşüm hala kıyısında dolandığım... Otizmin en azından artık bir bozukluk olduğunu, bu bireylerin özel ihtiyaçlarının olduğunu, devletin bu konuda ivedilikle daha çok çaba sarf etmesi gerektiğini, sanıyorum artık oldukça büyük bir kitle biliyor ama otizmi ne kadar biliyoruz dediğinizde iş çok başka bir yere gidiyor. Elimizde var olan, güvendiğimiz, sonuçlarını somut olarak gördüğümüz birçok veri olduğu kadar hala bilimsel olarak cevaplandırılmamış birçok da sorusu var bu bozukluğun.
- Siz yıllardır bu konuda çalışıyorsunuz. Bu nasıl bir farklılık biraz bahseder misiniz?
- En kısa deyişle, nörogelişimsel bir bozukluk olan otizm spektrum bozukluğu, bireyin birtakım nörolojik güçlüklerinin özellikle sosyal iletişim becerilerinde kendini göstermesi olarak tanımlayabiliriz. Sosyal iletişim dediğinizde işin içinde dili kullanma, yaratıcılık, hayal gücü, sosyal biliş, sosyal muhakeme gibi bilişsel süreçler var. Tüm bu süreçlerin olumsuz yönde etkilendiğini düşündüğünüzde, bireyin gelişiminin bütününe yayılan bir sorunla karşı karşıyasınız demektir. Çoklu bir bozukluk otizm aslında. Otizm spektrum bozukluğu denmesinin nedeni de bu bozukluğun bir yelpaze gibi kendini bir uçtan diğer uca farklı düzeylerde ortaya koyması olarak düşünülebilir. Yüksek fonskiyonlu otizm, asperger, başka türlü adlandırılamayan otizm, idiot savant dediğimiz alt tanı gruplarını içinde barındırmakta. Alt tanı gruplarının yanısıra zaman zaman da eşlik eden diğer tanılar var, Dikkat eksikliği hiperaktivite, duyusal bozukluklar, epilepsi, zihinsel engel gibi...

İYİ EĞİTİMLE İYİ SONUÇLAR ALMAK MÜMKÜN

Yazının devamı...

Toplumsal eşitlik hepimizin konusu

3 Haziran 2018

 

Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) kurucularından olan Suver, TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu, Türk Yunan Kadınları Barış İnisiyatifi (Winpeace), Haklı Kadın Platformu, Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu’nun kurucu üyesi ve Marmara Vakfı AB ve İnsan Hakları Başkanı. Gerçek bir sivil toplum gönüllüsü olan Müjgan Suver ile kadınlar ve toplumsal adalet üzerine sohbet ettik.

- Manisa Kız Öğretmen Okulu’ndan Avrupa’nın en iyi üniversitelerine gidişiniz nasıl gerçekleşti? Bu, birçok kızımıza ilham verecek bir başarı.
SUVER: Ben Egeli bir kadınım. Böyle olmakla da her zaman gurur duymuşumdur. Ortaokulu bitirdiğimde Akhisar’da henüz lise olmadığından, Karataş ve Manisa Öğretmen Okulu’nun parasız yatılı imtihanlarına girip her ikisini de kazandım. Ailemin isteğiyle Manisa’yı tercih etmek zorunda kaldım. Mezuniyetten sonra birkaç yıl ilkokul öğretmenliği yaptım. Ama, daha farklı konularda çalışmak, farklı ülkeler, farklı şehirlerde yaşamak özlemindeydim. Münih’te bir Devlet Pedagoji Enstitüsü, Türkçe - Almanca dillerine sahip pedagoglar arıyordu. Önce Almancamı geliştirdim ve işe başladım. Bir taraftan da kendimi geliştirmek için meslek içi eğitimlerin yanında sosyal pedagoji yüksek okuluna ve Ludwig-Maksimilyan Üniversitesi psikoloji bölümüne başladım. Pek kolay olmadı elbette. Yaşamınızda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız, daha iyi bir şeylere ulaşmak istiyorsanız, bedelini de ödemeye hazır olmanız gerekiyor.

AB TOPLUMSAL CİNSİYET REHBERİ

- Şu anda Marmara Vakfı AB ve İnsan Hakları Başkanı olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Yazının devamı...