"Atilla Türker" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Atilla Türker" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Atilla Türker

Gölçek ve Karaman!

12 Kasım 2009

Devamı da geliyor:
“Bu 3-0’lık galibiyette öyle iddia edildiği gibi Karaman’ın bir başarısı yoktur.”
Hele şu son cümleye ne demeli:
“Karaman ile yollarımızı kesin olarak ayıracağız.”
Bu sözler kime ait? Ahmet Gökçek’e. Ankaragücü başkanı olan Ahmet Gökçek’e.
Kim için söylüyor? Hikmet Karaman için. Ankaragücü Teknik Direktörü Hikmet Karaman için.
Bu tablo içerisinde fazla bir yorum yapmaya gerek yok.

Yazının devamı...

Böyle mi olacaktı!

29 Temmuz 2009
Sivasspor aleyhine oluşan son derece önemli faktörler, tarihi bir hezimeti de beraberinde getirdi.
Yetersiz mücadele, berbat oyun, rezil skor, Sivasspor’un Avrupa macerasında erken havlu atmasına yol açtı.
Ayrıca şu da var: Anderlecht, attığının en az iki katı kadarını kaçırdı.
Eğer Anderlecht dün skoru yeterli görmeseydi, Şampiyonlar Ligi tarihinin en vahim sonuçlarından biri ortaya çıkabilirdi.
Maçın özellikle ilk yarısında öyle bir görüntü vardı ki, futbol adına şaşırmamak, Sivasspor adına üzülmemek mümkün değildi. Anderlecht adeta tek kale oynadı. Şov yaptı. Fırsat üstüne fırsat yakaladı. Şık goller attı.
Sivasspor ise çaresiz kaldı.
Ne yalan söyleyelim, Sivasspor’da dün elle tutulacak hiçbir şey yoktu. Kaleci Petkoviç acemice goller yedi. Savunmanın göbeğinde komik hatalar oluştu. Sedat ile Yasin hiç anlaşamadı. Ayrıca orta saha ile savunma arasında bütünlük sağlanamadı. Kanat oyuncuları iyi markaj yapamadı. İleri uçta görev alanlar da yalnız kaldı.
Kötü skordan daha kötüsü, Sivasspor’un yeterli direnci gösterememesi ve teslimiyetçi bir tablo sergilemesi idi. Dört gözle beklenen Sivasspor, böyle mi oynayacaktı!
Avrupa kupalarında mücadele eden bir Türk takımı, son yıllarda ilk kez bu kadar etkisiz ve yetersiz kaldı.
Sivasspor için bu sınav, bazı acı gerçekleri de ortaya çıkarttı. Belli ki, giden oyuncuların yeri çok zor doldurulacak. İskelet kadroda yaşanan büyük değişiklik, Bülent Uygun’un başını çok ağrıtacak.
Bu arada uyum sorunu da büyük sıkıntı yaşatacak.
Açık söyleyelim, böylesine bir oyun ve skor, Sivasspor’a hiç yakışmadı.
Peki, bu tablo çerçevesinde Sivasspor’un tur şansı kaldı mı?
Kalmadı.
Bu işi artık mucizeler kurtarır.
Hatta mucizeler de kurtaramaz.
Yazının devamı...

Onur ve şükran!

25 Mayıs 2009
Onur ve şeref. Yanlarında bir de şükran. Elbette ki çok güzel kavramlar. Yaşanılası duygular.

Haliyle dün de müthiş bir heyecan vardı. Resmen tarih yaşandı.

Hele hele ikinci yarının başındaki o tabloyu unutmak mümkün mü?

Galatasaray’ın beraberlik golünün duyulması üzerine tribünler adeta yıkıldı. Yer yerinden oynadı. İnanılmaz bir tezahürat başladı.

Tam bu sırada, Sivasspor’un beraberlik golü de gelmez mi! Heyecan doruğa çıktı.

Artık atılacak bir gol, Sivasspor’un şampiyonluk kapısını aralayabilirdi.

Ama şu da vardı. Direksiyon, Beşiktaş’ın elindeydi.

Nitekim Beşiktaş’ın ikinci golü de duyuldu. Tribünler sessizliğe büründü. Ama şok, çabuk atlatıldı. Destek yeniden sağlandı. Rakip kalede abluka kuruldu. Kazanılan gollerle de üç bulundu.

Aslında dünkü ilk yarı, Sivasspor için berbat ötesiydi. Büyük hatalar yapıldı. Gol yollarında etkili olunamadı. Üstelik savunmada açıklar verildi.

Samet Aybaba cin gibi. Orta sahasını kalabalık oluşturan Aybaba, kontra toplarla amacına ulaşacağını biliyordu. Nitekim Gençlerbirliği böyle bir gol kazandı.

Asla unutulmayacak

Sivasspor için ilk yarı resmen kabus gibiydi.

Devrenin yenik kapatılması üzerine Kamanan’ı sahaya süren Bülent Uygun, düşüncelerini önemli ölçüde gerçekleştirdi. Kamanan gol attı, attırdı. Galibiyette önemli rol oynadı.

Şu da ayrı bir gerçek: Sivaspor’da son maçlarda yaşanılan krizin altında iki futbolcu var. Biri Mehmet Yıldız, diğeri Musa Aydın. İkisi de büyük form düşüklüğü gösteriyor. Mehmet dün de etkisizdi. Musa da farklı değildi. Zaten Bülent Uygun her iki oyuncusunu sahadan çıkartmak zorunda kaldı.

Sivasspor ikinci yarıdaki arzulu oyunu ile galibiyete ulaşmayı bildi. İş artık son haftaya kaldı. Ne olacağı bilinmez. Ümitler devam ediyor.

Ama ne olursa olsun, Sivasspor o büyük onuru şimdiden fazlasıyla hak etti.

Belki tarih yazacak, belki yazamayacak.

Belki şampiyon olacak, belki olamayacak.

Ama bu anlamlı mücadele, yıllar geçse de unutulmayacak.
Yazının devamı...

Böyle tarih yazılmaz!

10 Mayıs 2009
Bu durumu şimdi kim, nasıl izah edecek?

Motivasyon eksikliği mi, disiplinsizlik mi, dikkatsizlik mi, şanssızlık mı? Ne derseniz deyin. Sivasspor, Türk futbol tarihinin en büyük kısmetlerinden birini tepiyor.

Yazık.Siz kendi sahanızda ligin altında dolaşan bir rakibi yenemezseniz, kimi yeneceksiniz, hedefe nasıl gideceksiniz?

Böyle şampiyon olunmaz. Böyle tarih yazılmaz. Bileğinizin gücü ile geldiğiniz yerden, yine bileğinizin gücü ile ilerleyemezseniz, sizi takdir edenleri üzerseniz, bir çuval inciri de berbat edersiniz.

Sivasspor dün resmen baskın yedi.

8. dakikada Gökhan Kaba’nın şık golü, dondurucu havada duş etkisi yarattı. Sivasspor şoka girdi, Büyükşehir canlandı. Aynı Gökhan’ın 18. dakikada attığı benzer gol ise Sivasspor için adeta yıkım oldu.

Avcı’yı yürekten kutlarım

Bülent Uygun, ilk yarıda yaşanılan hüsran sonrası savunmadaki oyuncu sayısını üçe indirdi, orta sahayı ise dörtledi. Golcü Mehmet Yıldız, Kamanan ve Tum’un yanına Balili’yi de ekledi.

Sahadaki genel görüntü ise aynen şöyleydi: Savunmadan yine uzun toplar atılıyordu, Sivasspor forvetleri ile Büyükşehir müdafaası arasında inanılmaz bir hava topu mücadelesi yaşanıyordu.

Böylesine gel-gitler oluyordu. Sonuçta Tum bir gol attı. Sivasspor umutlandı. Son dakikalarda artık heyecan doruktaydı. Kulaklar da Ankara’daydı!

Ama ne Ankara’dan gelen haber, ne de 4 Eylül Stadı’ndaki görüntü, Sivasspor için hiç de iyi değildi.

Sonuçta Sivasspor yıkıldı!

Abdullah Avcı’yı yürekten kutlarız. Genelde olduğu gibi öğrencilerini dün de cesur oynattı. Ama şu gerçeği de hatırlatmamız gerekir. Büyükşehir, gol yollarında akıllı ve dikkatliydi. Yakaladığı iki fırsatı da gole çevirmeyi bildi.

Sivasspor’un ise ikisi aynı dakikada olmak üzere üç şutu direkten döndü. Çok sayıda gol fırsatı da heba oldu. Ama ne var ki futbolda, yetenek ve inanç kadar, dikkat ve şans da çok önemliydi.

Öyle veya böyle. Sivasspor kaybetti.

Bakalım, tarih artık nasıl yazılacak?
Yazının devamı...

Hesapta bu yoktu!

4 Mayıs 2009
İnsan üzülüyor tabii. Ne gerek var bu tür işlere ya da bu tür dedikodulara... Kafalar karışıyor. İşin doğrusu ve güzeli, sahada verilen emek karşılığında gösterilen başarı değil mi?

Lütfen, saha dışına çıkmayalım!

Dünkü ilk yarım saat içinde sahada nasıl bir görüntü vardı, biliyor musunuz?

Sivasspor rahat kazanır.

Nasıl mı oluştu bu düşünce? Mehmet Yıldız çok serbest bırakıldı. Edirne’den Van’a kadar tüm vatandaşlar şunu çok iyi biliyor ki, Sivasspor’a karşı Mehmet Yıldız’ı rahat bırakmayacaksın ve çizgi savunması yapmayacaksın. Yaparsan, yanarsın. Bunu bizim tüm vatandaşlar biliyor ama, Kamerunlu Deumi ile Brezilyalı Julio Cesar’ın haberi yok. Savunmanın göbeğinde oynayan Deumi ile Julio Cesar, Gaziantep konukseverliği ile Mehmet Yıldız’ın canını sıkacak hiçbir şey yapmadılar. Mehmet Yıldız da rahat oynadı, bir de gol attı. Bu süreç içerisinde Sivasspor ayrıca iki önemli fırsat harcadı. Görüntü böyle gidiyordu ki, olaya Gaziantep kaptanı Bekir el koydu. Gitti iki arkadaşının yanına, kibarca uyardı. Tablo da böylece değişti. İlerleyen dakikalarda Mehmet Yıldız nefes alamadı. Topla oynayamadı, arkadaşlarına koridor hazırlayamadı.

Mehmet Yıldız durunca...

Mehmet Yıldız’a dayalı oyun anlayışına kilit vurulunca Sivasspor’un işi zorlaştı. Rakip kale önündeki etkisi yok denecek kadar azaldı. Özellikle Musa’nın kötü gününde oluşu, önemli bir dezavantaj oluşturdu. O alışık olduğumuz Musa’dan dün eser yoktu. Genç oyuncu, savunmanın arkasına sarkamadı, topla buluşamadı, kurtarıcı olamadı.

Sivasspor’un gol yollarındaki sıkıntısı, ilerleyen dakikalarda savunmaya sirayet etti. Stres başladı. Büyük hatalar yapıldı. Ama şu da var ki, kim bilebilirdi, Abdurrahman’ın ters bir kafa vuruşu ile kendi filelerini havalandıracağını? İşte bu kafa, Sivasspor’un belki de şampiyonluk kupasına attığı bir kafa gibiydi. Beraberlik golü, sıkıntıyı daha da artırdı. Golün altından kalkma çabası, aynı zamanda disiplinsizliği getirdi. Hatlar arasında kopukluk ve uyumsuzluk başladı. Haliyle Gaziantepspor’un ekmeğine yağ sürüldü.

Sivasspor 3-5 maçta yaşamadığı tehlikeli pozisyon sayısını, dünkü sadece ikinci yarıda yaşadı.

Geçmiş olsun dostlar!

Peki ne olacak şimdi? Hesapta bu yoktu. Gaziantep’ten çıkartılacak bir 3 puan, şampiyonluk ipinin göğüslenmesi yolunda inanılmaz büyük bir adım olacaktı.

Sivasspor’un fikstür avantajı açık bir şekilde bunu gösteriyordu.

Ama kolay olmuyor bazı işler.

Şampiyonluğa öyle rahat ulaşılmıyor. Ulaşmak için dikkatli olacaksın, varını yoğunu ortaya koyacaksın, her türlü hesabı yapacaksın. Sorarım şimdi, Sivasspor dün bunlardan hangisini yaptı?

Hiç birini. O zaman, geçmiş olsun dostlar!
Yazının devamı...

Karaman kazanıyor!

24 Nisan 2009
Alışık olmadığımız bir tabloydu bu.

Hikmet Karaman, üç önemli golcüsünü, ilk onbirde sahaya sürdü.

İyi de yaptı... Kazanabilmek için, büyük düşünmek gerekiyordu.

Sonradan De Nigris sakatlandı, yerine bir diğer golcü Iglesias girdi.

Sonuçta ne oldu? Ankaragücü, Eskişehirspor gibi savunması sağlam bir takıma üç gol birden attı.

Karaman, takımı tek santrafor oynatsa, orta sahayı defansif oyunculardan oluştursa, bu başarı elde edilir miydi?

Çok zor.

Şunu özellikle belirtmek istiyoruz: Büyük düşünürseniz, büyük işlere imza atarsınız... Kaybetme korkusu ile bir yere varamazsınız.

Ankaragücü, son haftalarda büyük düşünüyor.

Dostluk başka alışveriş başka!

ÖNÜMÜZDEKİ haftalarda Ankara’da oynanacak iki maç beni şimdiden çok heyecanlandırıyor.

İlki, Ankaragücü-Ankaraspor maçı. Diğeri ise daha sonra oynanacak olan Gençlerbirliği-Hacettepe karşılaşması.

Aylardır, "Ankaragücü ile Ankaraspor birleşecek mi" tartışması yaşanıyor. Birleşirler, birleşmezler, o ayrı konu... Anlatmak istediğimiz ise başka konu.

Gençlerbirliği ile Hacettepe arasındaki organik bağı da herkes biliyor.

Ne olursa olsun, bu dört güzide takımımızın da sahada aslanlar gibi mücadele edeceğine inanıyoruz.

Başka şansları yok zaten!

Dostluk ve arkadaşlık güzeldir. Ama daha güzeli, hiç eğilmemektir.

Vurdu vurdu vuruldu!

ESKİŞEHİRSPOR maçında Ankaragücü’nün yediği ikinci gole dikkat ettiniz mi? İlkem, faul atışı kullanacak... Biraz önünde Youla duruyor. Youla’nın kural gereği 9.15 metre açılması gerekir. Ama açılmıyor, işi ağırdan alıyor.

İlkem de uyanık ya, geliyor, topu bilerek Youla’nın üzerine vuruyor. Amacı belli... Gerekli mesafeye açılmayan Youla’nın sarı kart görmesini arzuluyor.

Top, Youla’nın sırtına çarpıyor.

Aksilik bu ya, hakem olayı iyi süzemiyor ve "devam" diyor.

Youla da topu alıyor, sürüyor, vuruyor. Top, kaleci Serkan’dan dönüyor. Pozisyon kaçtı derken, Bülent Kocabey ortalıyor, Anderson kafayı vuruyor, fileler havalanıyor.

Ankaragücü, yenik duruma düşüyor.

Ne o, İlkem uyanıklık yaptı!

Sevgili İlkem kardeş, kabul ediyoruz hakem hatalı. Atışın tekrarı gerekiyor. Youla’ya da bir sarı kart mümkün.

Ama sen de hiç iyi niyetli değilsin... Topu, 4 metre önündeki adamın sırtına doğru vurursan ve onun sarı kart almasını arzularsan, gördün mü bak, neler oluyor?

Kötü niyet, kötü şeyler doğuruyor.

Ne dersin kardeş, bu da bir hayat dersi değil mi?

Negatif düşünerek, pozitif işlere imza atılmıyor!

Ankara düşüyor!

SÜPER Lig’de mücadele veren Ankara takımları arasında hangisi alkışı haketti?

Maalesef hiçbiri...

Bir Sivas, bir Bursa, bir Kayseri, bir Gaziantep kadar olamadı Ankara!

Üstelik hepsinden daha fazla taraftar potansiyeli var.

Şimdi söyler misiniz, kabahat kimde? Bende mi, şunda mı, onda mı? Yoksa, Ankara’daki kulüp yöneticilerinde mi?

Normal şartlar altında Ankara takımlarının ligin tozunu atması gerekirdi. Tabii bunun için biraz dikkat, biraz ilgi ve biraz bilgi gerekiyor.

Ama ne gezer!

Ankara’daki yöneticiler, statükocu bir politika uyguluyor.

Hepsi işi oluruna bırakıyor.

Onlar için bugünkü devir, günü kurtarma devri.

Bakalım, kendilerini daha ne kadar kurtaracaklar?

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

Cemal Aydın, Ankaragücü’nde başkanlık defterini kapadı.
Yazının devamı...

Kaza oldu!

19 Nisan 2009
Sanmıyoruz.

Sivasspor, Türk futboluna büyük bir çekişme, müthiş bir mücadele getirdi. Son iki sezondaki inanılmaz performansı ile gönüllerde ayrı bir yer edindi.Her futbolseverin, Sivasspor’a bir şükran borcu olduğunu düşünüyoruz.

Yarınlarda şampiyon olmasa da, kupaları almasa da, yüreği futbol için çarpan herkesin kucak dolusu sevgisini topladı. Bu anlamlı mücadele için ne yazılsa azdır. Sadece şu kadarını belirtelim, iyi ki Sivasspor var.

Süper Lig’in zirvesindeki şaheser tablo ve olağanüstü heyecan, Bülent Uygun ve öğrencilerinin imzasını taşıyor. Elbette ki, bu zorlu maratonda ayakta kalabilmek ve her mücadeleden sağlam ayrılabilmek öyle kolay olmuyor.

Ne de olsa, kurtlar sofrası. Herkes birbirini yiyor.

Eğer dün Konyaspor, Mihajlov’un ayağından o müthiş fırsatı kaçırmasa, Sivasspor henüz 16. dakikada yenik duruma düşebilirdi.

Ama sadece 4 dakika sonra Tum’un bomboş durumda topu direğe nişanlaması da Sivasspor adına büyük talihsizlikti.

Gezer’in hataları

33. dakikada Sylla’nın, Mustafa Er’in ayak bileğine doğru yaptığı acımasız operasyon ise Bünyamin Gezer tarafından nedense es geçildi.

İkinci yarıda da Veysel ve Tum, takımlarının kaderini belirleyecek önemli fırsatları kaçırdılar. Balili’nin kafa vuruşunun üst direğin içinden dönmesi, belki de şampiyonluk unvanını döndürecek nitelikte önem taşıyordu.

Maçın bitimine 2 dakika kala Cihan’ın, ceza alanı içinde kaleci Petkoviç tarafından düşürülmesine Bünyamin Gezer’in "devam" demesi, ligin altını ve üstünü değiştirecek derecede büyük hataydı.

Ne dersiniz, bu penaltıya göz yuman Gezer, ligin kaderini de belirlemedi mi?

Sivasspor dün alacağı bir galibiyet ile ligde ve kupada önünü daha iyi görebilecekti. Direksiyonu bırakmayacaktı. Arka koltuğa geçmeyecekti. Bunun için de azami dikkat gerekiyordu.

Sonuçta ne oldu?

Sivasspor kaza yaptı.

Direksiyona Beşiktaş geçti.
Yazının devamı...

Ankaragücü düşmesin!

2 Nisan 2009
Aksi takdirde işi, inanılmaz derecede zorlaşır. Kurtulması, minimum düzeye iner.

Resmen 6 puanlık bir maç bu. İkili averaj da cabası!

Beraberlik kurtarmaz!

Eğer yenerse, Kocaelispor’u iyice aşağı iter. Sadece itmekle kalmaz, düşmemeye oynayan diğer takımlarla da aradaki farkı kapatır.

Ayrıca büyük moral ve motivasyon sağlar. Önümüzdeki haftalara daha ümitli bakar.

Bu hava ile tırmanışa geçer. Geçebilir.

Ama ya yenilirse? Felaket!

Şu da unutulmasın, bu hesap Kocaelispor için de geçerli. Haliyle Kocaelispor da sahaya galibiyet için çıkacak. Beraberlik onları da kurtarmaz.

Sözün özü, bu bir kader maçı.

Kıran kırana geçecek.

Yürek dayanmaz!

ANKARAGÜCÜ camiasının her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacı var.

Resmen tarihi günler yaşıyor.

Yeni yönetim, yeni bir heyecanla kolları sıvadı. İşleri kolay değil. Ateşten gömlek giydiler.

Önümüzdeki haftalarda alınacak her bir galibiyet, yeni yönetimin de önünü açar.

Ama sahaya çıkacak kişiler, elbette ki futbolcular.

Bu sezon beklenilenin çok altında bir performans gösteren Ankaragücü futbolcularının, ilk planda Kocaelispor önünde harika bir tablo ortaya koyması şart.

Her bir futbolcunun, tavan yapması gerekiyor.

Keza taraftarın da. Daima müthiş bir görüntü sergileyen Ankaragücü taraftarı, elbette ki yine üzerine düşeni yapacaktır.

Kesin olan şu, Kocaelispor maçına yürekler dayanmayacak.

İLETİŞİM FAKÜLTESİ!

SAHİ, zaman ne çabuk geçiyor. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girişimin üzerinden tam 30 yıl geçmiş.

Dile kolay, 30 yıl. Bir ömür.

Yaşamımdaki en büyük gururlardan biri, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu oluşumdur.

İşte, mezuniyetimden sonra bu güzide okulumuza bir kez daha gittim. Ama bu kez konuşmacı olarak.

Haliyle duygulandım.

Öğretim görevlisi dostumuz Hülya Coşkun tarafından düzenlenen panele katıldım. Üstelik, TRT’nin çok değerli spikerlerinden Erdoğan Arıkan, Kerem Öncel ve Semahat Arslaner de vardı.

Konu, spor yazarlığı ve spor spikerliği idi.

Ne yalan söyleyeyim, daveti aldığım andan itibaren büyük heyecan duydum.

İşin ilginci, bu heyecan, panel boyunca da devam etti.

Ama tatlı bir heyecan!

SPOR YAZARLIĞI!

TRT’de yıllardır büyük bir başarı ile görev yapan Erdoğan Arıkan, Kerem Öncel ve Semahat Arslaner, eşsiz bilgi ve tecrübelerini, öğrenci kardeşlerimizle paylaştılar.

Ben de dilimin döndüğünce bir şeyler anlatmaya çalıştım.

Prof. Dr. Sezer Akarcalı hocamızın da büyük katkıları oldu.

Dertleştik, kaynaştık, çeşitli önerilerde bulunduk.

Sonuçta çok güzel bir gün geçirdik.

Gönül ister ki, bu tür etkinlikler sürekli düzenlensin.

Öyle ya, mesleğinde başarılı olmuş arkadaşlarımızın, öğrenci kardeşlerimize aktaracağı pek çok bilgi ve deneyim var.

Teorinin, pratik ile birleşmesi gerekiyor!

Şunu iyi biliyorum ki, ustalarımız da, öğrenci kardeşlerimiz de, bu yönde bir bekleyiş içindeler.

İletişim Fakültesi’ndeki değerli hocalarımıza ve yöneticilerimize büyük iş düşüyor.

Pırıl pırıl öğrenciler ve iyi yetişmiş genç beyinler, camiamıza büyük kazanç sağlar.

Bu doğrultudaki her girişim için, şimdiden tebrik ve teşekkür ederiz.

Tabii ki, ilk tebrik Hülya Coşkun için.

Sağol Hülya hocam!

ANKARA’DA EN SON YALAN NEDİR?

Cemal Aydın’dan sonra İlhan Cavcav da başkanlığı bırakacak.
Yazının devamı...