Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Fener takımında Türk yok yaa(!)

Fenerbahçe Basketbol takımı, Avrupa’nın en büyük kupasını kazandı…

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Ateş Bakan

Basketbol

Ülkede bir basketbol maçı izlenme rekorları kırdı…

Şampiyonluk maçı Dünya’da, en çok izlenen yayınlardan biri oldu…

Gurur duymak lazım…

Başarıyı sürekli ve yaygın hale getirmenin yollarını aramak lazım…

İnat ile farklı davrananlar var(!)

***

Bir kısmımız ne yapıyor?

------- “Takımda Türk yok” diyor…

Şimdi bu konuyu yanıtlamanın zamanı…

Bu söylemi dile getiren arkadaşlara ifade edeyim ki, konu uzun.

Bu nedenle keşke yazacağıma, konuşabilsem…

Ancak mecbur, yazacağım…

Sizde lütfen, sonuna kadar okuyun!

Öyle, “takımda Türk yok” demek ile olmuyor bu iş!

Sonuna kadar okuyacaksınız…

Bilmiyorsanız öğrenecek, daha fazla biliyorsanız, eleştireceksiniz…

Hepsine hazırım, saygı duyarım;

Yalnız;

Bilginiz olmadan fikriniz olmayacak!

***

Elbette, alt yapı hastası olan, genç takımlar turnuvalarını izlemek için yurt dışına giden benim gönlümden de;

Takımımızın ana çekirdeğinin Türk, hatta Fenerbahçe alt yapı oyuncularından” olması geçiyor…

Bu söylem, “bir arzuyu” ifade ediyor ise sırası değil ama “güzel”!

Ben de aynı arzuyu taşıyorum…

Ne yazık ki bu söylemlerin büyük bölümü, “arzuyu” değil “başarıyı küçümsemenin yolunu” ifade ediyor…

Hepimiz anlıyoruz…

Azınlık bir kesim de, “kafatası ırkçılığı” yapıyor…

O zaman tek tek anlatmanın, konuşmanın zamanıdır…

O nedenle açık açık yazmak lazım…

***

Fenerbahçe parayı basıyor alıyor(!)

Bir bölümün demek istediği bu…

“Fenerbahçe bu işe emek vermiyor, parayı basıp, yurt dışından alıyor, bu iş kısa süreli ve ülke basketboluna katkısı yok…”

Çok anlaşılır gibi söylemeseler bile ben böyle anlıyorum…

Anlatmak lazım:

 

***

Bir:

Önce işin para tarafını yazalım…

Final Four’a kalan dört takım arasında Fenerbahçe, bütçe olarak üçüncü sırada idi…

CSKA 35, Real 30, Fenerbahçe 24, Olimpiakos, 15 milyon Euro bütçe ile oynadılar…

En çok para ayıran iki kulüp final oynayamadı(!)

Demek ki, bütçe önemli ama her şey değil!

Fenerbahçe’de, paraları basan bir petrol zengini değil!

Başka bir şeyler var bu başarının altında…

Öğrenirsek, gelecek için yararlı olacak!

İki:

Şimdi burayı lütfen dikkat ile okuyun!

Bilinenin tam aksine;

Fenerbahçe basketbolda, tam bir alt yapı kulübüdür!

Yıllardır Fenerbahçe alt yapı takımları ilk üç sırada yer alır… Alt yapı Milli takımlarına en fazla oyuncu veren kulüplerden biridir…

Ve Milli takımımız alt yapıları da, son 7-8 yıldır çok başarılıdır…

Ancak bu iş sabır ve süreklilik ister…

Örnek gösterdiğimiz Vassilis Spanoulis, 20 yıl öncenin ürünüdür…

Tohumları 20 yıl önce ekilmiştir…

Ayrıca;

Ülke olarak 10.000 tane tohum ekersin;

1 tane Spanoulis üretirsin…

3 tane Printezis, Papapetou çıkar…

100 tane de adını bizim bilemediğimiz, Yunan ligine oynayan Yanny’ler çıkar…

Bu işi yılmadan her yıl yaparsan, hepimizin istediği noktaya erişirsin…

Yunanistan’ın birinci sporu basketboldur, bu tohumları 50 yıldır ekmektedir…

Ülkemizde ise bu iş bilimsel olarak 10-15 yıldır yapılmaktadır…

Bunu yapan ülkedeki nadir ve öncü kulüplerden biride, Fenerbahçe’dir…

Üç:

İnanmayanlar ve “Bu takımda Türk yok be abi” diyenler için örnekler vermemiz gerekiyor…

Laf ile olmaz!

Örnek ile anlatmalı…

Fenerbahçe alt yapısından yetişip Amerika’ya giden oyuncular:

İbrahim Kutluay,

Ersan İlyasova,

Ömer Aşık,

Enes Kanter,

Ömer Faruk Yurtsever…

Fenerbahçe basketbol alt yapısı, bu yetiştirdiği oyuncular nedeni ile Amerikan genç basketbolcu avcılarının gözetimi altındadır:

Türkiye’de birçok kişi; “Bu takımda Türk yok” der ama bunu bilmez!

Ya da söylemez!

Devam edelim;

Doğuş Balbay, Can Maksim Mutaf, Berkay Candan gibi lige damgasını vuran birçok oyuncu, Fenerbahçe’de oynamamaktadır ama Fenerbahçe alt yapısından yetişmiştir…

Dört:

Fenerbahçe basket takımı, zirvede yarışır ama kolaya kaçmaz!

Fenerbahçe’nin 12 kişilik kadrosunda, “genç oyuncular” görüsünüz…

Bunlar lig maçlarında süre alırlar… Fark açıldıktan sonra oyuna girerler… Yarışın içine sokulmaya çalışırlar…

Mesela bu gün; Egehan Arna’yı, Ahmet Can Duran’ı görüyorsunuz… Berk Uğurlu birkaç senedir oradadır…

Metecan Birsen, Ayberk Olmaz, Kenan Sipahi, Can Maksim Mutaf, uzun süre oralarda oldular…

Neden oturur, o oyuncular orada?

Ne işleri var?

Hiç sordunuz mu bu soruyu kendinize?

“Bu Takım da hiç Türk yok” derken bu gençlerin neden orada olduğunu hiç düşündünüz mü?

Anlaşıldı, düşünmediniz; Ben bildiğimi anlatayım;

Özenle, emek ile hazırlanan alt yapı oyuncuları içinde ümit vaat edenler,

Fenerbahçe A takımı kadrosunun içinde yer alır…

Antrenman sistemine alıştırılır… Oynayabilmeleri için fırsat tanınır…

O seviyeye gelmemişler ise, birkaç seneliğine ligin başka takımlarına kiralanır ve izlenir…

Hatta ücretlerinin büyük bölümü kulüp tarafından ödenir…

O seviyeye gelemeyeceğine inanılırsa bırakılır ve alttan gelen yeni bir oyuncuya şans tanınır…

O seviye dediğimizi de, Türkiye Futbol Ligi ile karıştırmayalım; Avrupa’nın en üst seviyesidir…

Kolay değildir o düzeyde basketbolcu olmak!

***

Obradovic ve Fenerbahçe yönetimi;

Bu kenarda az süre alan oyuncular yerine, daha fazla güveneceği, yerli ve yabancı oyuncular almasını, hepimizden daha iyi bilirler…

Çok da kolay olur…

Bütçede de, fazla bir fark olmaz… Kafaları rahat olur… Rotasyonda zorluk çekmezler…

Ancak yapmazlar(?)

Neden yapmazlar, biliyor musunuz, “Bu takımda Türk yok” diyen bilmişler(!)

İşte tam da, sizlerin çok üzerine kafa patlatmadan yaptığınız eleştirileri ortadan kaldırmak için…

“Siz eleştirmeyesiniz” diye değil!

Yetiştirmek, şans vermek isterler!

Kolay değil zor ve uzun yolu seçerler…

Alt yapılarından Türk oyuncu oynatmak isterler…

O istenen talep, hani benim bir yığın yazıp eleştirdiğim talep:

Aslında doğru ve güzel bir talep…

Ancak “başarıyı küçümsemek için” değil “gerçekten oraya varmak için söz etmek” gerek…

Bunun için de, emek ve zaman gerek…

Onu yapmaya çalışırlar…

Laf ile değil icraat ile uğraşırlar…

***

Bir iki tane hikâye anlatayım size:

Basketbol severler bilir ama bu “Takımda Türk yok(!)” diyenlerin birçoğu bilmez…

Enes Kanter’i bilirsiniz…

Bugün bizim ülkede, zararlı yayın. Ancak Dünya basketbolunda çok önemli bir adam…

“Feto beyefendinin” bizim ülkede baş tacı olduğu günleri anlatacağım size…

Enes, 2003 yılında gerçekleşen Minikler Türkiye Şampiyonası’nda Ülkerspor’un dikkatini çeker. Ülkerspor, Enes Kanter’i transfer etmek için Samanyolu Koleji’ne 7 bin dolar, bir miktar forma ve top yollar. Enes, Ülkerspor ile Fenerbahçe’nin birleşmesinin ardından Fenerbahçe Ülker’in altyapısına katılır. Fenerbahçe ve milli takım alt yapılarında olağan üstü işler yapar… Tüm Dünya’nın ilgisi, üstündedir…

Fenerbahçe bu henüz çok genç adama, büyük paralar öder…

Ve Enes bey, Fenerbahçe A takımında bir maç bile oynamadan Amerika’nın yolunu tutar…

Aziz Yıldırım bu işi dert eder ve sonuna kadar gider…

Henüz genç takımda iken Fenerbahçe’den 100.000 doların üstünde para aldığını kanıtlar.

Unutmayalım o dönemde “Feto” yoktur… “Fethullah beyefendi” vardır…

O dönemde bütün ülke başkana kızar(!)

Bizler susarız, emek verenlerin ciğeri yanar!

Enes bey şu anda Oklahoma City Thunder’da, 70 milyon dolarlık sözleşme ile oynamaktadır…

***

Benzer bir problem, Ömer Faruk Yurtsever ile yaşanır(!)

Kusuruma bakmayın, yazıyı uzatmak, “Bu takım da Türk yok” diyenlere anlatmak zorundayım;

Fenerbahçe alt yapısına 11 yaşında gelen bu delikanlıya, 4 sene emek verildi…

Obradovic tarafından 16 yaşında A takımı kadrosuna alındı…

Fenerbahçe’nin NBA takımı Oklahoma City Thunder ile oynadığı maçta oynatıldı… Obradovic tarafından kendisine özel bir de hücum seti organize edildi… Sayı atması sağlandı…

Obra’nın ve kulübün göz bebeği idi…

Tam emeklerin karşılığın alınacağı dönemde, 17 yaşında, elini kolunu sallayarak Amerika’ya koleje gitti…

Sanırım adından çok söz ettirecek oyunculardan olacak(!)

Ancak bizim içimiz kan ağlayacak…

“Bu takım da Türk yok” diyen arkadaşlar ise bu lafı etmeden iki dakika düşünecek!

“Aidiyet” kavramının sadece “milliyet” ile ilgili olmadığını bilecek…

Anlatmak istediğim, kolay olmuyor bu işler…

 “Parayı basıp olmuşları alıyor” demek de, haksızlık oluyor!

O nedenle, “Türk yok falan” derken biraz daha ön yargısız bakmalı ve daha ayrıntılı incelemeliyiz…

Diyorum…

***

Uzadı ama mecburum;

Bu bilgisi olmadan fikri olanlara anlatmak zorundayım…

Bir hikâye daha size…

Dario Saric ile Metecan Birsen hikâyesi:

Metecan Birsen 1995 doğumludur…

Kendisinden bir yaş büyük Hırvat Dario Saric ile birlikte “En fazla gelecek görülen oyuncular” listesinde yer almaktadır…

İkisi de forvet oyuncusudur…

Metecan, 11 yaşından bu yana Fenerbahçe’de, minik, yıldız genç ve A takımlarında oynar… Gelişmesi için 2012 yılında, 17 yaşında, İstanbul Belediye takımına kiralanır… 2013 yılında geri alınır, bir şans daha verilir. 2014 yılında Eskişehir Baskete kiralanır, daha sonra tekrar İstanbul Büyükşehir Belediye’ye…

Genç yaşında umulmadık büyük kontratlara imza atar. Kiralık gittiği yerlerde ücretinin büyük bölümü kulüp tarafından ödenir…

Şimdilik, istenen seviyeye gelememiştir.

Bir yaş büyük Daro Saric ise Efes’ den sonra NBA takımlarından Philadelphia 76ers'in formasını giyer…

Bu yıl NBA’de, "Yılın Çaylağı" ödülü için üç adaydan biridir...

***

“Onlar oluyor, bizim çocuklar niye olmuyor?”

Sorusu değerlidir ancak bir başka sorudur…

Birlikte düşünmeli ve çözümler üretilmelidir…

“Erken havaya girmeler”, “menajerler”, “yüksek kontratlar”, “ben oldum havaları”, “süre alamamak”,  hepsinin etkisi vardır…

Bu sorun sadece Fenerbahçe’nin sorunu da değildir…

Tüm anlattıklarım; Banvit, Anadolu Efes, Karşıyaka, Tofaş gibi üreten tüm kulüplerin sorunudur…

Basketbolumuzun sorunudur!

Tartışılmalıdır!

Hem de çok uzun tartışılmalıdır!

Ancak; “Bu takım da Türk yok” diyerek olmaz bu iş…

Bu konuda emek harcayanlara, saygı duyarak olur…

Hakkını vererek olur…

Sabır ile olur…

Yola pislemek ile olmaz!

***

Son bir sözüm de;

“Bu takım da Türk yok” derken, kafatasçı bir “Türk” tanımı yapanlara;

 

Bir takım düşünün ki;

Baş antrenörü Zeljko Obradovic, sadece çok çalışmanın başarıyı getireceğini bize gösteriyor…

Final Four MVP'si Ekpe Udoh, kurduğu kitap kulübü ile gençlere kitap okumayı özendiriyor, Atatürk'ün hayatını okuyor.

Nikola Kaliniç, sahada her şeyini vermenin sadece vatan millet ile alakalı olmadığını bize öğretiyor...

Bogdan Bogdanoviç yıldızlaştıkça, egodan uzaklaşıyor… Mütevazilik dersi veriyor...

Bobby Dixon, şampiyon olur olmaz eline Türk bayrağını alarak zaferi kutluyor…

Gigi Datome, İstanbul’u geziyor ve fotoğraflıyor... Sanat konuşuyor... Ülkemizi tanıtıyor…

Bize sadece basketbolu öğretmiyorlar…

Takım olmayı, ciddi çalışmanın önemini, pes etmemeyi, rakibe saygıyı anlatıyorlar… Spora bakış açımızı değiştiriyorlar… Türk gençlerine doğru ve güzel örnek alıyorlar…

Birçok yanlış örnek Türk’ten daha fazla Türkler!

Takımlarına daha fazla aidiyet duygusu ile bağlılar…

Kars’ta, Iğdır’da, Çanakkale’de, dev televizyonlardan maçı izleyerek gurur duyan çocuklarımıza, çok güzel örnekler…

***

Anladınız mı güzel kardeşim?

“Bu takımda Türk yok!”

Derken dikkatli olacaksınız!

Önce bilginiz olacak, sonra fikriniz…

Hepsi tamam ise konuşacaksınız!

İnanın ki kardeşim, benim gönlümden de;

“Bir Spanoulis’imiz olsun” geçiyor…

Belki sizden de, fazla istiyorum…

Ama önce, bugünleri gösterenlere teşekkür ediyorum…

Sonra da, “doğru yoldasınız, devam!”  diyorum...