"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Uzaklardan özleyenler

Ne oldu? Duruldu mu acaba memleketten alıp başını gitmek isteyenler? Tatlı yurtdışı hayalleri devam ediyor mu yoksa? ‘Yaşanmaz abi bu memlekette, baksana dolar kaç para oldu?’ diyenler azaldı mı?

Biz bu işin altından kalkarız diyenlerden misiniz, insan her şeye alışıyorculardan mı?

Ben ekonomist değilim, gerçek rakamlarla da ilgilenmiyorum gerçekten. Bilmem kaç yüz bin olmuş galiba son dönemde çeşitli yollarla tasını tarağını toplayıp gidenler. Gidenlere selam olsun, herkesin bir bildiği var elbet...

O kadar kolay bir karar olmadığının da farkındayım, ‘Ya sev, ya terk et!’ gibi kaba saba bir düşüncem de yok hayatla ilgili.

Kolay mı evini, hala hayattaysa ananı, babanı, büyüdüğün mahalleyi, her gün selamlaştığın bakkalı, ‘bu sana yaramaz abiciğim’ diye satamadığı malzemeyi sana kakalamayan mahalle manavını, kırk yılda bir görsen de görüşme ihtimalini sevdiğin çocukluk arkadaşlarını, en yakın kankanı, bildiğin, öğrendiğin her şeyi bırakıp gitmek?

Çalan telefonu yüzünü buruşturarak açtığın akrabanı bile geride bırakmak kolay mı?

Çekirdek aileni alıp gitmek, yepyeni bir hayata adapte olmak, her şeye sıfırdan başlamak kolay mı?

Yıllardır yurtdışında yaşayan bir arkadaşımla sohbet ettim geçen gün, uzun uzun.

Neler özlemiş neler...


Islak hamburger, turşu suyu özlemiş. Çıtır çıtır bardak altı lahmacun özlemiş, etli ekmek özlemiş, sulu yemek özlemiş en çok!

Çayı ince belli bardakta içmeyi, şekersiz Türk kahvesinin yanında gelen lokumu, kışın sıcacık kestaneyi, yazın aynı tezgahtan alınan süt mısırı, çay demişken gevrek simitle öğün geçiştirmeyi özlemiş.

‘Ayran açık mı olsun abi?’, ‘iskendere tereyağ alıyor muyuz?’, ‘elli bir ama sen elli ver abi’, ‘hayırlı işler, kolay gelsin’ cümlelerini özlemiş.

Güzel bir fasıl akşamını, manda yoğurdunu, yumuşacık ve taze beyaz peyniri, yanında iyi giden kavunu, şakşukayı, favayı, acılı ezmeyi, Arnavut ciğerini, midye dolmayı, ‘ara sıcak ne vereyim abime’ diyen garson kardeşi, cızır cızır konuşarak gelen tereyağında karidesi, yan masaya ‘Fenerin maçı kaç kaç gençler?’ demeyi, bir nihavend şarkıyı bilip bilmeden bağıra çağıra söylemeyi özlemiş.

 

Kuru fasulye özlediği kadar kuru gürültüyü de özlemiş. Kaos çekmiş canı, inanır mısınız?

Her gün kalktığında yeni bir gündemle karşılaşmayı, bomba gibi düşen haberleri özlemiş.

‘Gazetede çocuk parkı açılışı haberi oluyor, bir basit hırsızlık haberi için programlar yayını kesiyor, az sonra, az sonra şeklinde tansiyon yükseltiyor’ dedi Türk kahvesinin yanında gelen lokumu büyük bir keyifle ağzına atarken.

 

Tasmasının ucunda insan bağlı olmayan, gelene geçene efelenen, mahalleyi sahiplenen, kendince mahallenin gerçek sahibi olan, çağırdığında kuyruk sallayarak gelen, başını sevdiren, başıboş köpek çetelerini özlemiş.

Yemek yerken ayağına dolanan, hatta canı isterse kucağına atlayıp oturan, muhtemelen senden, benden daha iyi beslenen, balık lokantalarının iri yarı, uyuşuk kedilerini özlemiş.

 

Bir daha hiç göremeyeceği bir taksicinin ailevi dertlerini dinlemeyi, taksici abinin karısının erkek kardeşinin nasıl kredi alıp abiye borç taktığına yorum yapabilmeyi, gücü ve aklı yettiğince yardımcı olabilmeyi, taksiden inerken telefon alıp vermeyi özlemiş.

Kendi anadilinde, hiçbir yere varmayan tartışmaların içine girmeyi, memleketi masalarda kurtarmayı, daha iyisini, daha güzelini bulmak için arkadaşlarla ağız dalaşına girmeyi, ‘Hayır abi! Çok yanlış düşünüyorsun!’ şeklinde ses yükseltmeyi, bitmeyen polemiklerin içinde yok olmayı, fikir ayrılığındaki kankalarıyla itişe kakışa, kol kola evlere dönmeyi özlemiş.

 

Sık yürüdüğü yolları ve gurbette hiç sık göremediği arkadaşlarını özlemiş.

 

Bir pazar sabahı salondan çay kaşığı sesleriyle uyanmayı, fırından yeni çıkmış ekmeği sahandaki sucuğa banmayı; o saatte televizyonda oynayan ve bin beş yüz kere izlediği Hababam Sınıfı filminin müziği yavaş çaldığında masadaki herkesin hüzünlenmesini, hemen arkasından da hızlandığında kahvaltı masasındaki tatlı mutluluğu özlemiş.

 

Size bir şey diyeyim mi, yalansız?

Yurtdışında yaşayan bir arkadaşımla falan konuşmadım.

Geçen gün tek başıma oturdum bir kafede, bugün yazacağım yazımı düşündüm.

Hayali bir arkadaş yarattım kendi kendime ve dedim ki ‘Anlat bakalım ne özlüyorsun oralarda kendi kendine?’

Bunları anlattı işte.

Paylaşmak istedim, eğer bir gün gurbete giderse neleri çok özler bu fakir diye...



Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

anlatanadam@gmail.com

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI