"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Tamam ya, refah içindeyiz! Anladık!

Veriler akıyor medyaya; TÜİK rakamları, üniversite araştırmaları, bağımsız kuruluşların çalışmaları... Büyüyoruz, çok mutluyuz, harikayız!

*

 

Ya memleketçe çok iyi durumdayız ya da canım medya durup düşünüp ‘ne yapar da yaparız, bizi daha çok severler’ diye gri hücrelerini zorluyor. Güllük gülistanlık ama bir o kadar da yaratıcı haberler üretiyor. İnsan, beyninin yüzde onunu kullanıyorsa, bizim medya yüzde yüz onunu aşıyor!

 

*

 

Tabi hastayı nereye kadar ‘iyisin, iyisin, sana bir şey olmaz, aslan gibisin!’ diyerek tedavi edebilir bir doktor, onu bilemem.

 

Ekmeğe zam yaptık diyeceğine, ‘çok israf ediyordunuz, gramajını düşürdük, fiyat aynı fiyat’ diyen yaratıcı zihniyetler var memlekette! Bu yüce karakterler bizim mizah sektörüne bir girse, birimiz barınamayız. Siler süpürürler vallahi bizim sektörü.

 

Tüm mizahçıları bir araya getirseler, %20 ekmek zammını bu kadar yaratıcı ve inandırıcı açıklayamayız!

 

*

 

Bu hafta yine beyin hücrelerini zorlayan bir benzin haberiyle karşılaştık, görmüş olabilirsiniz.

 

Diyor ki haber kocaman kocaman: Beş yıl önce 2,5 dolar olan benzinin fiyatı 1,5 dolara sabitlendi!

 

Çok iyi! Demek bayağı ucuzlamış! Beş yıldır böyle gittiğine göre de, demek sağlam ekonomi politikaları uygulanıyor. Tamam, içim bir kez daha rahatladı yahu!

 

*

 

Arkadaş, 2012 yılında dolar 1,70 Türk Lirası! Şimdi yazıyla dört, sayıyla dört! Haberde bunların altını çizmeden ince bir dokunuş yap, ama başlığı dev puntolarla gözümüze sok. Güzel! Çok yaratıcı, iyi fikir!

 

*

 

Benim fikrimi değiştiriyor mu? Hayır ama sağlam beyin yıkama, tebrik ediyorum!

 

Beni etkilemiyor çünkü benzinciye ‘depoyu fullüyoruz abim!’ cümlesini uzun bir zamandır kuramadığım için ve her seferinde yüz liraya aldığım benzin damla damla azaldığı için; param mı kıymetsizleşti, benzin mi pahalandı, bana artık fark etmiyor!

 

*

 

İyi haberler gelmeye devam ediyor.

 

TÜİK açıkladı bu hafta, 2017 yılında %7.4 büyümüşüz! Çok iyi! Bu makro ekonomi değerlendirmelerini pek anlamıyorum ama büyümek iyi bir şey herhalde.

 

Bildiğim büyümelerde %7.4 büyüyen bir ülkeye yabancı yatırımcı doluşur, dolarlar akar, dolar düşer. İşsizlik azalır, refah artar. Bunlar oluyor mu? Hayır. Ama büyüklerimizin bir bildiği vardır herhalde.

 

Ben aile ölçeğinden bakarak örnekleyebilirim ancak, makro yaklaşımlar beni aşar. 2017 senesinde daha geniş ve güzel bir eve taşınırsın, bir kaç eşyayı yenilersin, bir de sıfır araba çekersin kapının önüne. Büyüdün mü sen şimdi? Büyüdün! Peki şimdi sorayım, kaç kira geridesin? İki kira geriden mi gidiyorsun? Her gün ev sahibiyle papaz oluyorsun di mi? Kredi kartını da patlattın eşya alacağım derken. Asgari ödemeleri zoruna yaparak, bankaya katlanan faizler ödüyorsun. Arabanın kredisini de zoruna denkleştiriyorsun malum. E, nası büyüme bu kardeşim?

 

*

 

Bu hafta sempatik propaganda haberlerini yapan hiper yaratıcı beyinlerin işi daha da zor. Aynı TÜİK, bir liranın 2006 – 2018 alım gücünü açıklamış!

 

2006 yılında bir milyon liraya (yani altı sıfır atılan bugünkü bir liraya) 78 gram et alabiliyorken, bugün 25 gram et alabiliyormuşuz!

 

Bu kafayla, etin sağlığımıza ne kadar zararlı olduğunu anlatan haberlerin çıkması yakındır!

 

Tamam et yemeyelim, baklagillerden alalım proteini! Ama 2006’da bir liraya 346 gram fasulye, 406 gram nohut, 508 gram mercimek alabiliyorken, şimdi aynı paraya 120 gram fasulye, 79 gram nohut, 159 gram mercimek alabiliyormuşuz! Yani üçte birine ve daha altına düşmüş aynı paraya alabildiklerimiz.

 

*

 

Bir haber başlığı denemesi de ben yapmak istiyorum: Yemek yapmayı bırakın! Her öğün kahvaltı yapmak insanın ömrüne ömür katıyor!

 

Bu yolla milletin dikkatini başka yöne çekebilir miyiz acaba?

 

*

 

İyi de, TÜİK diyor ki, 2006’da bir kilodan fazla domates alabilirken, bugün bir liraya 285 gram domates anca alıyormuşuz. Bence domatessiz kahvaltı olmaz.

 

Durun, domatesi itibarsızlaştıralım hemen.

 

Evimizdeki düşman, domates! Domates bir sebze değil, meyvedir. Çok şekerlidir, aşırı tüketimi şeker hastalığına zemin hazırlıyor! Altına da bir Canan Karatay resmi koyduk mu, milleti bu gittikçe pahalanan sebzeden (pardon meyveden) soğuturuz.

 

*

 

Beyaz peynir de mi yemeyelim kahvaltıda peki? 12 yıl önce aynı paraya 203 gram beyaz peynir alırken, şimdi 43 gram alabiliyormuşuz! 45 gram sucuk, 16 grama gerilemiş. Bir liraya alınan 120 gram çay, olmuş 37 gram! Kahvaltıda çay da mı içmeyelim kardeşim! Bir liraya 10 yumurta alınıyormuş on!

 

O zaman haberimiz şöyle olsun: Türk tipi kahvaltı damar sağlığını zorluyor! Uzmanlar her sabah bir bardak kahve ve kruvasan ile güne başlamayı öneriyorlar.

 

İyi de kahveye %300 küsur, tereyağına %400 küsur, süte %200 küsur zam gelmiş 2006’dan bugüne. Bu Avrupai kahvaltı da yerinde durmuyor ki, kruvasanı nasıl pişireceğiz?

 

*

 

Her şeyin fazlasıyla yolunda gittiğini net bir şekilde anlatmak lazım bu millete.

 

Yemek yemeden, sokaklarda gezmeden, evde öylece oturmak insan ömrünü on yıl uzatıyor!

 

Nasıl?

 

*

 

Yok ben bu işi yapamayacağım! Bu yaratıcı haberleri yazmayı benden çok daha komik, daha kreatif, daha büyük mizahçılara bırakmam gerek. Ben insanları manipüle etmek değil gerçekten güldürmek için sıradan şakalarımı yazmaya ve oynamaya devam edeyim.

 

Size iyi pazarlar dilerim.

 

*

 

Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

 

anlatanadam@gmail.com

X