"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Çiçek gibi tavsiyeler

Bu hafta size bir ‘sinema özel’ yapayım dedim. Yalan yok, bu hafta izlediğim belgeseller kof çıktı. Kitaba elimi bile süremedim. Varsa yoksa sinema...

Bir film: RECEP İVEDİK 5

 

Kendini çok sofistike bulan entelektüel tayfaya sesleniyorum. Bir film vizyona çıktığı ilk hafta 2.880.000 (yazıyla iki milyon sekiz yüz seksen bin) insan tarafından seyrediliyorsa, ben şapka çıkarırım.

 

Recep İvedik serisini anlatmaya gerek yok, benim yazmama da ihtiyacı yok. Beğenirsin, beğenmezsin. İzlersin, izlemezsin. Ama küçük görmek, bunu herkes yapabilir kafasında değer vermemek, hor görmek bana acayip komik geliyor! Hadi yapsana bir tane de görelim? Koşa koşa gelip izleyelim? Cevap da şu ‘Asla böyle bir film yapmam!’ Külahıma anlatın beyler.

 

Sezar’ın hakkı Sezar’a. Duyan da Şahan Gökbakar normal hayatında da Recep İvedik sanacak. Her sinemacının hayali bir toplam izleyici rakamını, ilk haftada gören bu film için ancak; Recep İvedik serisi Şahan Gökbakar gibi memleketi iyi okuyan, iyi analiz eden bir filmcinin elinden çıkmış denilebilir.

 

Bir film daha: SPLIT – PARÇALANMIŞ

 

Lütfen adına kanmayın. Ancak bu kadar çevirebilmişler. Filmde James McAvoy döktürüyor. Zaten X-Men serisinde Profesör X’in gençliği olarak gönlüme girmişti. Çok samimi, çok gerçekçi oyunuyla Split’te insanı ürpertiyor.

 

Çoklu kişilik bozukluğu olan bir hastanın kriminal bir öyküsü. Korkunç değil, çok ciddi bir gerilim de değil. Ama çok etkileyici. Hiç boş sahnesi yok. Filmden sonra oturup bu rahatsızlıkla ilgili saatlerce bilgi edindim. İnsan beyni çok acayip!

 

Zaten senaryo da, yönetmen koltuğu da Night Shyamalan’ın. Bu isim bile filme gitmek için yetmeli.

 

Bütün filmlerini izledim hocanın. Altıncı His, Ölümsüz, İşaretler, Köy, Sudaki Kız, Mistik Olay, Son Hava Bükücü, Dünya – Yeni Bir Başlangıç ve Ziyaret. Hepsi benim için oldukça iyi filmlerdir.

 

Efendim Shyamalan’la ilgili genel kanı, hiç birinde Altıncı His’teki etki yokmuş. Çevremdeki sinema sever arkadaşlarım böyle söylüyor. Onlara da aynen böyle cevap veriyorum, ‘Lütfen yazıp çektiğinin onda birini siz de yazıp çekin, koşarak gidip seyredelim!’

 

Size bir film daha: JOHN WICK 2

 

Adam 1984’ten beri sinemanın içinde, kamera önünde eskimeden duruyor. Ben şahsen Keanu Reeves’i 1993 yılında Küçük Buda – Siddhartha filminde keşfetmiştim. Bir sene sonra zaten Hız Tuzağı filmiyle uçtu gitti abi. Sonra Matrix’ler, Kasım’da Aşk Başkadır, 47 Ronin en sevdiğim filmleri oldu. John Wick bunlara yaklaşamaz bile ama bu tarz filmler içinde en kalitelilerinden.

 

Öldürülemeyen Amerikalı film kahramanlarına aşinayız zaten. Vuruyorlar, ölmüyor. Dövüyorlar, anca sendeliyor. Tepikliyorlar, kalkıyor. John Wick abi köpeğini öldürdüler diye, birinci filmde mafyadan 84 kişi öldürmüştü. Bu filmde ben 121 saydım en başından itibaren. Bazı yerlerde kendimi kaptırmışım demek ki, atlamışım. Toplam rakam 128’miş. John Wick karakteri kendini aşıyor. Bakalım üçüncü filmde nasıl bir rakama ulaşacak? Sanırım bu seride amaç bu.

 

Bir film daha mı? OLANLAR OLDU

 

Artık neredeyse altıncı haftasında. Fırsat bulamamıştım. Zaten burada yazdıklarımı da gişeye katkı sağlamak açısından değil, sevdiklerimi paylaşmak için yazıyorum, biliyorsunuz.

 

Bence Ata Demirer, Türkiye’nin en başarılı senarist ve oyuncularından biri. Sahnesi de muhteşem, filmleri de. Yaşadığı bölgeyi, Çanakkale’yi, bu filmle Ege’yi en iyi anlatan sinemacılardan. O kadar dozunda bir komedi yazmış ki, filmin tamamını gülümseyerek seyrettim. Bazı yerinde içten bir kahkaha attım; bazı yerinde gözlerim yaşardı, dudaklarımı büktüm. Çok harika bir filmdi. Ellerine sağlık! Hep yazsın, hep çeksin, hep oynasın!

 

Bir milyon sekiz yüz bin kişi izlemiş. Çok ama çok daha fazla izleyiciyi hakkediyor Ata Demirer, her zaman.

 

Bir küçük not: Bugün saat 19:00’da Beşiktaş BKM Mutfak’ta tek kişilik oyunum var: ANLATANADAM #KRALMUHABBET.

İstanbul’da olup da kafayı sıfırlamaya ihtiyacı olan, çok gülmeyi özleyen, şahsen tanışmayı bekleyen, muhabbetin kralını dinlemek isteyen buyursun!

 

Siz bu satırları okuduğunuzda; en iyi film de dahil üç Oskar adayı Gizli Sayılar vizyona girmiş olacak. İzlenebilir bir film. Ama hayatta ‘En İyi Film Oskar’ını alamaz. Arrival – Geliş, La La Land, Savaş Vadisi – Hacksaw Ridge, şu an vizyonda olan Ay Işığı – Moonlight gibi ciddi rakipleri var.

 

Gizli Sayılar patlamış mısır yerken izlenecek, keyifli bir film. Bence o kadar. Ha Amerikalısındır, ülkenin uzay programınla gurur duyuyorsundur, ‘tarihte Rusları nasıl alt ettik ama!’ gibilerinden söylemlerin vardır, bu film tam sana göre. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü alabilir mi? Çok zayıf bir ihtimal. Kesin bir siyahi kadın oyuncuya verecekler de; artık bu filmle Octavia Spencer mi olur, Moonlight’la Naomie Harris mi olur, Fences’le Viola Davis mi? Bu Oskar işleri hiç inanmadığım, süper politik, hiper matematik, çok karışık işler.

 

Oskar törenini oturur izlerim; işin büyüklüğüne hayran olurum, çekim tekniklerine dalarım, kamera önündeki insanların profesyonelliğine gıpta ederim, sahne ve dekor tasarımına kafayı yerim, bizde niye böyle bir organizasyon planlanamıyor diye hayıflanırım, gerçeklerle yüzleşirim. Ertesi gün uykusuz bir pazartesiye başlarım. Oskar benim için budur. Geri kalanı, kafamı meşgul edemeyeceğim karışık Amerikan politikalarıdır.

 

Sizlere gönlünüzden geçenleri yapabileceğiniz bir hafta sonu dilerim!

 

*

 

Not: Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

X