"Alışveriş Cini" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Alışveriş Cini" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Alışveriş Cini

Alışveriş Cini

Maskülen Sevdası

18 Eylül 2012

"2012 sonbahar kışı da yine erkek gibi kadınlarla dolu seneye kaldı artık" diyordum ki moda haftalarının bize verdiği mesaj, gerçeği suratıma çarptı: maskülene devam! Peki, acaba nedir kadınları bu kadar erkeksi görünmeye iten? O Marilyn Monroe zamanlarındaki kadınsı kadınlığın modası ne zaman geçti? Saçları kısaltıp dikiyoruz, pantolon ceket takım giyip, Oxford ayakkabıları ayağımıza geçiriyoruz... Peki, daha nereye kadar gidecek bu maskülen sevdası böyle dersiniz?

Kadını kadın gibi sevenlerdenim. Kadın dediğin kadınsı hatlarıyla, ince topuk takırtısıyla güzel benim için. O yüzden bu maskülen trendine hiçbir zaman kendimi tam anlamıyla kaptıramadım. Ancak itiraf etmek gerek ki, bazı kadınlara bu tarz çok yakışıyor, feminenlikten bile fazla. Bana sorarsanız işin sırrı, erkeksi kıyafetlerin içinde de bir yerden kadınsılığı yansıtabilmekte. O sıkı sıkıya toplanmış saçlardan yüze düşen bir parça saçta veya pantolon ceket takımların üzerine takılan ve incecik beli saran kemerde.

Bunca sezondur maskülen trendi bitmediğine göre, düşünüyorum acaba nedir kadınları bu kadar erkekleştirme sevdasının arkasındaki? Belki modernleşen dünya ile erkeklerin yaptığı her işi kendi kendine halleden güçlü kadınlardır sebep. Belki de hayatın temposu kimi kadınlar için o kadar yüksektir ki, ancak buna maskülen bir eda ile karşı koyabileceklerdir. Olabilir mi?

Bir şekilde, Lara Stone gibi dünyanın en güzel kadınları bile kendini maskülenlikte buluyorsa, bu trende biraz kulak kabartmak gerek belli ki. Ne de olsa bu akımın biteceği yok bu gidişle. İyisi mi biz gardıroba salaş gömlekler, pantolon ceket takımlar, Oxford ayakkabılar hatta kravatlar için yer açalım. Erkekliğin ne kadar konforlu ve dertsiz olduğu ortada, hazır modayken azıcık da keyfini biz sürelim.

Yazının devamı...

Gündüzden geceye

12 Haziran 2012

Hal böyle olunca dolapta en çok ihtiyacınız olan şey, hem gündüze hem geceye uyabilecek tarzda kıyafetler. Öyle bir şey giymelisiniz ki hem gündüz vakti ofiste sırıtmasın hem de gece olup da partiye geçtiğinizde ortama ayak uydurabilsin...

Böyle zamanlarda benim en büyük kurtarıcım küçük siyah bir elbise. Simsiyah ayakkbı ve çantalarla kombinlendiğinde parti için fazla ciddi kalabilir ama bir çift renkli ve eğlenceli bir topuklu ile kombinlendiğinde tam aradığımız şey! Deri bileklikler ve zincir çanta ile gündüze de geceye de uyar.

Elbise: Rag&Bone, Ayakkabı: Jimmy Choo, Çanta: Chanel, Bileklik: Versace, Küpe: River Island, Gözlük: Topshop

Etek bluz ikilisi de hem ofis ortamı hem de akşamüstü happy hour partileri için favorim. Kloş diz üstü bir etek, üzerine incecik bir kemer, akıp giden şifon bir bluz, bir de ince topuklularla kombinlendi mi tamamdır. Renkli aksesuarlar ve küçük clutch bir çanta bu kombini daha geceye uygun hale getirmeye yeter.

Etek: River Island, Çanta: Valentino, Bilezik: Dorothy Perkins, Bluz:Stun-l, Ayakkabı: Sheinside, Bluz: Stunning Lure, Küpe: Sheplers

Yazının devamı...

7 adımda yaza hazırlık

24 Nisan 2012

1) Yaz Makyajı

Havalar ısındıkça kışın koyu ve ağır makyajlarının yerini artık şeftali ve uçuk pembe tonlarının hakim olduğu, canlı ve rahatlatıcı bir makyaj almaya başlıyor. Zaten çok sıcak, bir de ağır bir makyaj altına girmeye hiç gerek yok. Parlak pembe dudaklar, buz rengi bir göz farı, hafif pembe allığınız ile yaz makyajınız hazır.

2) Güneş Kremi
Güneş kremi kullanmak için tatile çıkmayı ve plaja gitmeyi beklemeyin. Güneşin zararlı etkileri maalesef siz tatile çıksanız da çıkmasanız da peşinizi bırakmıyor. Güneşin gökyüzünde kocaman parladığı bugünlerden itibaren, dışarı çıkarken vücudunuzun açıkta kalan bölgelerine ve özellikle de yüzünüze yüksek dereceli güneş kreminizi sürmeyi ihmal etmeyin. Aksi takdirde hem cilt sağlığınızı tehlikeye atabilir hem de güneş lekeleri ile baş etmek durumunda kalabilirsiniz. Güneş kremi yerine içinde yüksek derecede güneş koruyucu (spf) içeren bir yüz kremi de işinizi görecektir.

3) Hasır Çanta

Yazının devamı...

Festival Modası

10 Nisan 2012

Malum festival modası kendi içinde apayrı bir dünya adeta. Madem festivale gidiyoruz çıkış noktamız "özgürlük" olsun. Ne giyerseniz giyin, o giydikleriniz size özgürlüğünüzü versin. Hareketlerinizi kısıtlamasın ki rahatça coşup zıplayıp eğlenip şarkı söyleyip dans edebilin. Bunları yapmadan festival olur mu hiç?

 

O sezonun trendi ne olursa olsun festivallerin trendi hiç değişmez. Orada her zaman bohem ve salaş bir hava hakimdir. Siz de stilinizle bu havaya ayak uydurmak isterseniz, püskül ve bohem desenleri es geçmeyin.

Bütün kış düşünüğ de giyemediğiniz yırtık jeanlerinizi ve makrome yeleklerinizi dolaptan çıkarın. İşte onların zamanı geldi. Renkli aksesuarlar ile biraz hareket kazandırın. Özellikle de bir çift tüylü küpeniz varsa mutlaka takın.

Festivallerin en sevdiğim yanı, havaların ısınmaya başladığı ama çok da bunaltmadığı dönemde olmaları. Böylelikle mini elbiselerinizin altına rahatça kovboy botlarınızı giyebilir, hem tiril tiril gezebilir hem de bacaklarınıza dikkat çekebilirsiniz.

Yazının devamı...

Ucuza kaç ya da yatırım yap!

6 Mart 2012

Ucuza Kaç!

Sezonun trend parçaları: Asimetrik kesimler, koza şeklinde paltolar, topukları parıltı ile kaplı ayakkabılar, makrome örgüler... Bu sezon her yerde görüp giymek istiyor olabilirsiniz ama önümüzdeki sezon muhtemelen modası geçmiş olacak ve bir kenara atıp unutacaksınız. Öyleyse sezonun trendlerini takip ederken ve trend alışverişi yaparken ucuza kaçmak en iyisi.

Şallar: Şal takmayı seviyoruz peki gerçekten o ipek şala yaptığınız yatırıma değiyor mu? Bence hayır, çünkü şalınız ipek göünümlü bir polyester de olsa, çok fark etmiyor. Şal alışverişleri ucuza kaçıp, çeşitlendirilince güzel.

Yazlık tişörtler: Yazın her gün bir tişört değiştirdiğiniz düşünülürse, bu kadar hızlı tüketilen bir şey için ucuza kaçmak lazım ki çabucak yıpranıp eskidiğinde çok üzülmeyin.

Fosforlu renkler: O çok sevdiğiniz fosforlu yeşil bluzunuzu çok seviyor olabilirsiniz ama onu zaten çok sık giyemiyorsunuz üstelik birkaç yıl içinde belki de görmek bile istemeyeceksiniz. Fosforlu renklerde ucuza kaçın.

Şapkalar: Günlük hayatınızda şapka takmayı seviyorsanız ve hayır yakın zamanda bir "royal wedding"e katılmayı da planlamıyorsanız (!) şapkalarda ucuza kaçabilirsiniz. Kimse aradaki farkı anlamayacak!

Yazının devamı...

Ece Sükan stili

28 Şubat 2012

Bir de konuşmalarındaki, fikirlerindeki güzellikleri var ki, bunlar da ona karizma olarak geri dönüyor kanaatindeyim. Ece Sükan bence müthiş bir ilham kaynağı, sadece giydikleri ile değil yaşadıkları yaptıkları düşündükleri ile. Bugün birazcık onun tarzını mercek altına alalım istedim. Hazırsanız başlıyoruz.

 

Alışveriş Cini

Kanımca bir stil ikonu olmanın ilk adımı, kendini tanımak. Vücut tipini bilmek ve onun avantajlarını iyi kullanmak, saç, göz, ten rengini analiz etmek, hayat tarzınla giyim tarzını bir bütün haline sokmak. Ece Sükan da kendini çok iyi tanıdığını attığı her adımda belli ediyor. Mesela onun renklerinde birine kahve tonları ve karamel gibi sıcak renkler çok yakışıyor, o da bunun farkında olarak kahve tonlarını kombinlerinden pek eksik etmiyor.

O her zaman bir yerden bir yere koşuyor, hep bir şeylere yetişmeye çalışıyor. Yoğun ve hareketli bir hayata sahip olduğu için onu aslında moda haftalarında bile öyle çok ağır kıyafetler, aşırı rahatsız ayakkabılar içinde görmüyoruz. Rahat bir şıklık yakalıyor, böylelikle giydikleri de hayatının hızına yetişebilsin diye ona yardım ediyor.

Yazının devamı...

Topuklu Ayakkabıları Bir de Böyle Giyin!

21 Şubat 2012

Dolayısıyla ben de "topuklu ayakkabı ile kısa çorap giyilmez" kuralını, yıkılması gereken moda kurallarından biri olarak düşünüyorum. Ancak gel gelelim, benim için editöryallerde defilelerde kabul edilebilir olan bu trendi, hala bir kere dahi kendimde uygulayabilmiş değilim. Hazır geçiş mevsimi de yaklaşıyor, kısa çorap mevsimi açılıyorken, bu trendin incelikleri nelermiş birlikte göz atalım istedim.

Alışveriş Cini

Bu trendi uygularken dikkat etmemiz gereken en önemli şeylerden biri renk mevzusu. Zaten topuklu ayakkabı içine kısa çorap giyerek yeterince elimizi taşın altına koymuşuz, siyah, gri, vizon gibi olabildiğince nötr tonlar tercih etmekte fayda var. Hatta en iyisi ve garantisi, bu renklerden birinden seçip hem ayakkabınızı hem de çorabınızı o renk giymek.

Çorap boyu da önemli, çoraplarınız ayak bileğinden 5-7 cm kadar yukarıda olmalı. Daha yukarı çekerseniz, çevrenizdekileri babaannelerini hatırlatabilirsiniz. Ayrıca çorapların çok kalın olmamasına, mümkünse ince naylon bir çorap olabilir.

Yazının devamı...

Sokaktan ilham almak serbest!

24 Ocak 2012

Hele bir de moda haftalarında, o Paris'in Milano'nun, New York'un sokakları öyle bir oluyor ki, baktıkça bakası, detaylarını izledikçe kaybolası, inceledikçe ilham alası geliyor insanın. Üstelik sokak modası her daim bir tık ötemizde ve üstelik kendisinden muhteşem ilhamlar almak da serbest! Ben de hazır moda haftaları başlamışken, gözüme kestirdiğim ilham alınası bulduğum birkaç sokak stili üzerine biraz ahkâm keseyim.

Alışveriş Cini

Kışın sokaklarda en çok görünen parça tabi ki paltolar. Güzel, şık, dikkat çekici bir palto giydiyseniz içinize ne giydiğiniz kimseyi ilgilendirmiyor. Öyleyse bunca göz önünde olan paltolarımızı özenle seçmeli. Mesela yukarıdaki gibi desenli bir palto çok hoş olmaz mıydı?

Çikolatayı kim sevmez? Çikolata kahvesini de öyle! Kahverenginin binlerce muhteşem tonundan en kuvvetlilerin birleşimi olan bu kombin pek hoşuma gitti. Özellikle de çizmeler ve hem şık hem kullanışlı çanta.

Yazının devamı...