"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

Yukarısı ‘Yüce Divan’sa aşağısı ‘Büyük Jüri’

‘SUÇ vasfı için sadece yolsuzluk mu diyeceğiz, yoksa ağzımızı doldura doldura hırsızlık mı’ maddesine geçtiyseniz...

Yani ‘suç türü’ tartışması açarak en kullanışlı nitelendirmeyi arıyorsanız, kararınızı çoktan vermişsiniz demektir. Çekinmeyin, saklamayın, ben de kararımı verdim.
Yaygın deyişle ‘4 eski bakan’, ister Yüce Divan’a sevk edilsin ister edilmesin... İster yargılanıp aklansın ister suçlu görülüp mahkûm edilsin...
Sizin de benim de haklarında peşinen verdiğimiz karar neyse değişmeyecek.


* * *


Soruşturma Komisyonu, onları Yüce Divan’a gönderse de göndermese de mutlu olmayacağız. ‘Niye şu kadarı değil de bu kadarı gönderildi, niye hepsi yollandı ya da hiçbiri’ diye tutturacağız...
Yüce Divan’da tamamı veya bir kısmı aklanırsa bu kez niye aklandıklarını, hüküm giyerse niye suçlu bulunduklarını mesele yapacağız. Anayasa Mahkemesi de bizi memnun etmeye yetmeyecek...
Hülasası; Komisyon’un da, Meclis’in de, Yüce Divan’ın da kararı her halükârda siyasi, haksız ve yanlı bulunacak tarafımızdan.


* * *


Sakat doğmuş bir dava bu...
“Hak yerini buldu, kimsenin yanlışı, yamuğu yanına kâr kalmadı ama kurunun yanında yaş da yanmadı” deme sınırını, ilk günden aştık. Adil bir yargılama fırsatını kaçırmış olduk baştan.
Adaletin gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin olma şansımız, hukuku siyasi kurgularına alet edenlerce çalındı çünkü.
Ama çok da umurumuzda mı!...
17 Aralık sabahı daha dakika bir, haber ortalığa düşer düşmez herkes mimleyeceğini mimledi, aklayacağını akladı, karalayacağını karaladı. Yargılaması tamamlanmış ve hükme bağlanmış hazır bir paket halinde servis edildi zaten operasyon. Üstüne yapıştırılan etikette “Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu” yazıyordu. 100 milyar dolar iç edilmiş kadar büyük...
Aynen servis edildiği gibi de kullanıldı birçok mecrada. Hemen ertesi gün, 18 Aralık’ta buradan “Bir yolsuzluk operasyonu, bazen sadece bir yolsuzluk operasyonu değildir” demiştim.
Fikrim değişmedi, hâlâ aynı görüşteyim...
“Kolluk ve kanun gücü kötüye kullanılarak, yolsuzlukla mücadele görüntüsü altında hükümete karşı bir mücadele yürütüldüğü” izlenimine sahiptim.
Siyasi iktidarı devirmeye yahut dizayn etmeye dönük bir vesayet teşebbüsüydü olan. Ve yanlış yöntemle doğru sonuç elde edilemezdi...
Kirli ellerle temizlik olmaz, aksine temiz kalan yerlere de kir bulaştırma tehlikesi doğururdu...
Fikrim değişmemekle kalmadı, son bir yılda yaşadıklarımızla doğrulandı da...
Muhtemelen sizin de fikriniz değişmedi. O sabah alacağınızı aldınız, satacağınızı sattınız ve zaman size göre de sizi haklı çıkardı...
O günden bu tarafa adaletin değil, kendi peşin kanaatlerimizin tahakkuk etmesini istiyor aslında her birimiz. Mahkemeden beklentimiz de bu konudaki ‘kesin inançlarımız’ı tescil ve desteklemesidir.
Ötesi siyasal tiyatro...


* * *


4 eski bakan, yolsuzluk iddialarından yargılanmak üzere Yüce Divan’a gönderilsin mi, gönderilmesin mi?
İlk kararı Meclis Soruşturma Komisyonu verecek, sonra da Genel Kurul’da kabulü ya da reddi için oylanacak. Tam bir ‘kırk katır mı, kırk satır mı’ durumu...
Olay, baştaki kurgusu nedeniyle hukukun konusu hiç olmadı. O gün de siyasi bir kavganın konusuydu, bugün de.
Ve beğenin beğenmeyin, siyasi ihtilaflarda hakem halktır. Yani ‘Büyük Jüri’...
17 Aralık’tan sonra iki seçim gördük, iki kez konuştu Büyük Jüri. Belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra genel seçimlere gidiyoruz. Yani yine konuşacak...


* * *


Bir kumpasın sonucu olsa bile ortada, ayyuka çıkmış vahim iddialar ve görmezden gelinemeyecek şüphe emareleri var, yok sayılamaz...
Yolsuzluk şaibesi de sandıkta aklanmaz, elhak doğru...
Haksız menfaat sağlayandan muhakkak hesabı sorulsun, bu da kitabın ortasından bir doğru da... Üstü yolsuzluk ithamıysa, altı da kumpas bunun.
‘Kırk katır mı, kırk satır mı’ baskısı altındayken yanlışla doğruyu, suçluyla suçsuzu kim ayıklayacak; komisyon üyeleri mi, Meclis’teki siyasiler mi, iktidar çekişmelerine aşırı duyarlı bir Anayasa Mahkemesi mi?
Yukarısı bıyıksa aşağısı da sakal, hadi önden buyurun.

X