Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Savaş kabinesi’nde HDP’li bakanlar

DEMİRTAŞ, bir süredir 90’lı yılların terminolojisine dönmüştü. İktidarı kötülerken ‘savaş hükümeti’ gibi laflar ediyordu.

Şimdi geçici bakanlar kuruluna 3 üye veriyorlar...
Peki HDP’li Levent Tüzel, Ali Haydar Konca ve Müslüm Doğan hükümete girdi diye operasyonlar duracak mı?
Durmazsa Demirtaş, ‘savaş hükümeti’ suçlamalarına devam edecek mi?
Ederse bu kabinenin bir parçası olan HDP’ye de ‘savaş hükümeti’ suçlamalarından bir hisse düşecek mi?
Düşerse bunun seçim sonuçlarına bir tesiri, seçmen davranışına bir etkisi olacak mı?
Olursa bu hükümetin iki cüzü olan AK Parti ile HDP’ye sandıkta yansıması nasıl olacak?


* * *


90’larda, Çiller hükümetleri için kullanılırdı bu ‘savaş hükümeti’ tabiri. Şahin politikalar izlediği, sertlik yanlısı olduğu, terör sorununu salt askeri yöntemlerle çözmeye çalıştığı için...
Rahmetli Ecevit de ak güvercinler uçururdu mesela.
Ya şahin ya güvercindi siyasetçiler. Seçmen de aralarında bir tercih yapmak zorundaydı; ya şahinlerden ya da güvercinlerden yana olmak şeklinde.
Bugün aynı anda hem şahin hem güvercin olunabiliyor.
Kamuoyu yoklamaları, her gün şehit cenazelerinin kalktığı şu çatışma ortamında bile çözüm sürecine desteğin yüzde 50’lerin altına inmediğini gösteriyor. Düşüş var ama onay reytingi hâlâ kritik eşiğin üstünde.
PKK’ya yönelik operasyonlara destek ise yüzde 70’ler civarında.
Yorumu açık: Bir yanı şahinse bir yanı güvercin çoğunluğun. Millet ikisinin yerini ayırıyor, aynı sepete koymuyor, sapla samanı karıştırmıyor, elmalarla armutları toplamıyor, ikisinin de farklı ihtiyaçları karşıladığını görebiliyor, ne ondan ne de öbüründen vazgeçiyor...
Şahin yatıp şahin kalkmıyor yani kahir ekseriyet.
AK Parti dün çözümcüydü, bugün operasyoncu diye bakmıyor. Dün şahin olan muhalefet, bugün güvercin postunda diye yaklaşmıyor.
Ne oldu da düne kadar barış isteyenler bugün savaş, savaş isteyenler bugün barış istiyor demiyor. Farkında çünkü...
Çözüm süreciyle operasyonları birbirinin alternatifi olarak görmüyor. 90’lardaki çoğunluk değil. Aynı anda hem çözüm süreci hem operasyonları destekleyen bir kesişme kümesine sahip.
Anlık heyecanlarla karar değiştirmeyen, itidali elden bırakmayan, oldukça deneyimli, soğukkanlı ve rasyonel bir seçmen kitlesiyle karşı karşıyayız.
90’ların cereyana açık, rüzgâra çabuk kapılan kitlelerine hiç benzemiyor.


* * *


Demirtaş’ın önümüzdeki seçim için bir kehaneti var. “Operasyonların amacı HDP’yi baraj altında bırakmak ama tabutların altında savaş hükümeti kalacak” diyor...
Fakat kendi partisi de ‘savaş hükümeti’ dediği kabinenin bir unsuru, tamamlayıcı bir parçası haline geldi.
Paradoksal bir durum. Kaderin cilvesi gibi bir garabet.
Demirtaş’a göre, operasyonlar HDP’yi vurmaya dönük. Fakat operasyonları yapan ‘savaş hükümetinde’ artık HDP de var. Tabutların altında kalacağını söylediği de bu ‘savaş hükümeti’...
Eldeki bilgiler ışığında şimdi buyurun baştaki soruları cevaplandırmaya.
Bir: HDP, 3 bakanlıkla geçici kabineye girdi diye hükümet, operasyonları durdurmaz. Bu gerçekçi bir beklenti olmaz.
İki: Operasyonlar durmadı diye Demirtaş, ‘savaş hükümeti’ suçlamalarına devam etmez.
Üç: Etmeyeceği için, bu kabinenin bir parçası olan HDP’ye de ‘savaş hükümeti’ suçlamalarından bir hisse düşmez.
Dört: Düşseydi bile ‘savaş hükümeti’ suçlamalarının seçim sonuçlarına bir tesiri, seçmen davranışına bir etkisi zaten olmazdı.
Beş: Neticede, bu iş AK Parti’ye de HDP’ye de menfi veya müspet geri dönmez. Ne oy getirir, ne oy götürür. 7 Haziran’da oy eden şey neydiyse bu seçimde de aynı şey oy etmeye devam eder.

X