Saflığa doymadığımız bir yıl

YILIN son saflık itirafı benden gelsin; PKK gençlik örgütlenmesinin, Cizre’de giriştiği mahalle kurtarma faaliyetlerini hafife almakla naifliğimin kurbanı olmuşum.

Haberin Devamı

6-7 Ekim provokasyonundan sonra, Şırnak’ın Cizre ilçesinde ‘Kendi kendini yöneten mahalleler’ için düğmeye basmışlardı.
Ben de bıyık altından gülerek şöyle çıkışmıştım: “Yahu sandıkta bütün ilçeyi kazanmışsınız, BDP yüzde 80 oyla belediyeyi almış, hepsi sizin olmuş zaten, daha ne istiyorsunuz, mahalleyi silahla zapt edip de ne yapacaksınız, zorunuz ne...”
Kafaları karışık, çözüm sürecine adaptasyon sorunları yaşıyorlar, henüz uyum sağlayamadılar da ondan bu şaşkınlıklar zannediyordum.
Ne kadar saf olduğumu şimdi anlıyorum.
Meğer ince hesap işi bir proje varmış arkasında, ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlarmış.
Resim netleşiyor...
Gençlerin, devrimcilik oynama merakına bağlı romantik zikzaklar, mantıksız gelgitler vesaire yok ortada. PKK sempatizanı olmayan Kürtlere karşı korkunç bir ‘tehcir’ siyaseti, bilinçli bir ‘göçe zorlama’ uygulaması kendini alttan alta ele veriyor...

* * *

Haberin Devamı

Cizre’deki olayları PKK ile Hüda-Parlıları birbirine düşürmek isteyen ‘karanlık güçler’in provokasyonu gibi görme ve gösterme eğilimi hâkim gerçi taraflara.
Gerek hükümet, gerek PKK ile BDP-HDP cephesi ve gerekse Hüda-Parlılar hadiseyi, çözüm sürecine yönelik bir sabotaj girişimi olarak değerlendiriyor.
Umarım haklı çıkarlar ve umarım yakında ‘iyi niyetlerinin kurbanı’ olduklarını duymayız onlardan.
2014, büyük pişmanlıklar yılı oldu. Giderayak pişmanlıklarımıza bir pişmanlık daha eklensin istemem...
Ancak çok ciddi kuşkularım var. Cizre’deki saldırıların, Kürt’ün Kürt’ü tehcire tabi tutmasıyla ilgili olduğuna dair vahim endişeler taşıyorum.
Bir ‘Kendisinden yana olmayana hayat hakkı tanımama’ ceberutluğunun, bir ‘toplumu silah zoruyla tek tipleştirme’ faşizminin işaretleri beliriyor.
Üstünü örtmek, sorunu ötelemektir. Bizi daha iyi bir yere götürmeyecek. Sadece yarın-öbür gün karşı karşıya kalacağımız ‘aymazlık faturası’nın tutarını ağırlaştıracak...
Geç olmadan bir daha bakın; infaz çeteleri evleri, işyerleri önceden mimlenmiş ‘öteki Kürtleri’ silahla, terörle korkutup kaçırtmaya çalışıyormuş gibi görünmüyor mu manzara? Kendilerinden olmayan Kürtleri göçe zorlayarak Cizre’den temizleme tatbikatına benzemiyor mu?
Hedef bu değilse, bir tehcir tatbikatı yaşanmadıysa Cizre’de, o ‘Kendi kendini yöneten mahalleler’ projesinin hiçbir izahı yok.

* * *

Haberin Devamı

Hikâyeyi baştan alalım...
BDP’li bir başkanın yönettiği Cizre’de, PKK kendi kendini yöneten mahalleler kurmak istiyor.
27 yaşındaki Leyla İmret, yüzde 80’den fazla oyla BDP’den belediye başkanı seçilmiş. Ama PKK’ya yetmiyor bu...
Gençlik örgütlenmesi, bundan 2 küsur ay önce yüzlerinde maskeyle parkta toplanıp Cizre’nin Nur ve Sur mahallelerini, halkın tüm ihtiyaçlarını kendi örgütleyip kendi karşılayacağı mahalleler ilan ediyor.
“Bizim için Nur ve Sur mahalleleri özgürce yaşayabileceğimiz ve kendimiz için yaşayabileceğimiz mahalleler olacaktır. Bu temelde iki mahalleyi halkın tüm ihtiyaçlarını kendi örgütleyeceği ve kendi karşılayacağı mahalleler olarak tüm kamuoyuna ilan ediyoruz. Bu mahalleler kendi kendini yönetecektir” diyorlar...
Neden Nur ve Sur, onun da sırrı şimdi çözülüyor. Faş oluyor ki orada Hüda-Par’ın belli bir nüfusu var. Ve onlar hedef...
Ben de sorumu değiştirip yeni baştan soruyorum; gün gelecek, ‘öteki Kürtler’in kimliğini inkâr ve imha siyaseti icra etmek PKK’ya mı düşecekti?

* * *

Haberin Devamı

“ ‘Kendi kendini yöneten mahalle’ ne demek, nasıl olacak o iş, hem bütün ilçeyi sizden birinin yönettiğinden haberiniz yok mu?” diyordum...
Yanlış soru olduğunu kabul ediyor ve geri alıyorum, saflık istiabımdan senelik pay düşülsün.
Size de aldatmacalardan, kandırmacalardan, velhasıl şeytanın her türlü hile, tuzak ve entrikalarından uzak bir yıl diliyorum.

Yazarın Tüm Yazıları