"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

Paris saldırısında kafam hem net hem bulanık

KAFAM net, çünkü terör ve şiddeti, failin de kurbanın da kimliğine bakmaksızın bütün kınayanların her türlü kınamasıyla kınıyorum.

Ama bir yandan da bulanık kafam; bunu hangi alçak ve nasıl bir karanlık hesap için yapmış olabilir?
Paris’in ortasında Kalaşnikoflu, roketatarlı, soğuk mu soğukkanlı, çok iyi Fransızca konuşan, çok da iyi komando eğitimi almış, hiç aceleye getirmeden sakin sakin katliam yapan, aynı yavaş ve telaşsız halleriyle sallana sallana vahşet mahallinden uzaklaşan profesyonel teröristler görmek yeterince kafa bulandırıcı...
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın Esad’a vaktiyle müdahale etmemekten dolayı pişmanlık belirttiği günlere denk geldiğini de koyun üstüne... Ve Fransa’nın Suriye politikasına olası etkilerini de, Esad’a ilaç gibi yarayıp yaramayacağını da, IŞİD’in hunharlığı sokaklarına taşınmışken Avrupa’da havayı Şam lehine çevirip çevirmeyeceğini de ekleyin...

***

“Ama’sız mama’sız”
diyerek başlıyor çoğu kınama mesajı.
Oysa ben hem kınıyorum hem de ama’larım mama’larım var... Ve bu ikisi arasında hiçbir çelişki görmüyorum.
Buyurun bir ‘ama’ daha size...
Fransız karikatür dergisi Charlie Hebdo’nun ifade özgürlüğü anlayışıyla hemfikir değilim. Dünyanın en iyi grafik mizah sanatçıları olduklarını da düşünmüyorum. Bence ucuz sansasyonu seviyorlardı ve provokatif olmak ticari stratejileriydi.
Maruz kaldıkları korkunç katliamı septilyon, hatta oktilyon kere lanetlemek için onları badem gözlü yapmam gerekmiyor kısacası.
Çok değil daha 2 ay önce, 20 Kasım’da bu köşede yazmıştım, görüşlerim değişmedi, bugün de o günkü fikirlerimi aynen koruyorum.
Penguen çizerlerinden Erdil Yaşaroğlu, yeni bir içtihatta bulunmuştu hatırlarsanız.
Ben de “Küfür çizgi şeklinde de olsa küfürdür, hakaret grafikle de gösterilse hakaret” sonucunu çıkarmıştım sözlerinden.
Danimarka karikatür kriziyle ilgili bir soruya cevaben konuşmuştu.
Hz. Muhammed’in bir Danimarka gazetesinde güya satirik karikatürlerinin yayınlanmasıyla başlamıştı hani kriz. Başka gazeteler de ‘ifade özgürlüğü’ne destek ve dayanışma gerekçesiyle o karikatürleri tekrar basınca çığırından çıkmıştı...
İçerik olarak zayıf ve amatör bulduğu için o karikatürleri kendisinin basmayacağını söylüyordu Erdil Yaşaroğlu.
İslam peygamberinin terörist şeklinde tasvir edilmesinin kötü niyet koktuğu, o çizimlerin arkasında sağlam bir fikir göremediği, kışkırtma amacı taşıdığı vesairenin yanı sıra... En önemli lafı şuydu; hakaret gibi ifade özgürlüğünü sınırlandıran haller karikatürler için de geçerlidir, nokta.
Tam burada bir ama ilavesi daha... Ama özgürlük anlayışları benden farklı diye onlara kuru bir fiske bile vurulmasına asla ama asla razı gelemem, hiçbir zaman da gelmedim.

***

Kafam bulanık. Ki artık bilgisayarlardaki yapay aklın bile ‘ya sıfırdır ya 1’ ikiliğinin dışında ‘bulanık mantık’la düşünebildiği bir çağdayız. Bizim mantığımız da yapabilir yani bunu. Şu iki şeyi birden tartabilir...
Bir; Charlie Hebdo çizerlerini hunharca katledenlerin çok kötü insanlar olduğu kesin.
İki; ama çizdikleri karikatürlerin çok iyi olduğunu söylemeye yetmez bu.
Hakeza...
Arkasından IŞİD, El Kaide ya da Taliban çıksa şaşırmayacağım, yapmadıkları barbarlıklardan değil çünkü.
Ama bu buz gibi soğukkanlı ve akıl almaz derecede profesyonel katliamın altından kan donduracak bir istihbarat manipülasyonu da çıksa zerre şaşırmayacağım.
Umarım hem öyle hem böyle düşündüğüm için aynı fecilikte bir sonu hak ettiğimi ve bunun sizi benden daha cici ve daha medeni yapan bir düşünce biçimi olduğunu varsaymıyorsunuzdur. Hafizanallah!


X