Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Paralel dünyadan birkaç not

‘BAŞKALARINDAN yardım alarak örgüt halinde kitap yazmak’ diye bir suç vardı eskiden. Çok tehlikeli bir eylem olduğu için ‘dokunanlar yanar’dı, azılı suçlu muamelesi görürlerdi...

Şükür, suç olmaktan çıktı şimdi.
Geçmişte bu suçu bulanlar da, günümüzün demokrasi ve özgürlük kahramanı oldular. Basın özgürlüğü lafını ağızlarına bile alamayacakken şimdi şampiyonluğu kimseye kaptırmıyorlar.
Paralel demokraside yaşamanın güzellikleri hep bunlar.

* * *

Eskiden adamın sabaha karşı evini basıp kirli donlarına kadar didik didik arar, kitap mitap yazan ‘azılı suçlular’ı sıcak yataklarından aldıkları gibi götürürlerdi ve bu işleme ‘şafak operasyonu’ denirdi.
Artık polisin gün ağardıktan sonra kumpas sanıklarının kapısına gelip nazikçe emniyete davet etmesine “Polisin ani baskını” deniyor...
Baskın yiyenler, “Gelin bir bardak çayımızı için hele” diyerek davete icabet etmediklerinde olay daha da büyüyor ve “Zalim polis gazete bastı” vaveylasına dönüşüyor...
O şirin şeker, demokratik, özgürlükçü ve sevecen ‘şafak operasyonları’ndan utanç verici, antidemokratik, yasakçı ve zehir çirkin ‘polis baskınları’na geldik. Paralel kainata rezil olduğumuzun resmidir.

* * *

Eskiden “Cumhuriyet savcılarına kimse talimat veremez”di. Zamane gazeteleri bunu koca koca puntolarla okurun gözüne sokar, yaramazlık düşünenlerin korkudan aklını alırdı...
Savcılar süperdi; pek azametli, çok heybetliydiler, yürüdüklerinde ayak bastıkları yer titrerdi. Paşaları, avukatları, gazetecileri, yazarları tespih tanesi gibi sıraya dizdirirlerdi karşılarında...
Şimdi nerede o eski zaman polisleri, savcıları. “Gelsin bir bardak çayımızı içsinler” denilebiliyor bugünkülere. Efelik taslanıyor, enseye tokat şakalaşılıyor, üzerlerinden gösteri bile yapılabiliyor. Hey gidi paralel hukuk, sen nelere kadirdin...

* * *

Eskiden ne cici bir pervasızlık hükümfermaydı. Kitap yazanı kolundan tuttukları gibi kodese atarlar, kitabını da basılmadan toplatırlardı...
Varsa basılmamış kitabın dijital nüshası, Radikal gibi gazeteyi gün ortası basıp imha ederlerdi, çoğu kimse de çıtını çıkaramazdı. ‘Polis seni de aldı alacak’ diye susturulur, pıstırılırdı kafa kaldıranlar...
Şimdi öyle mi? Basın özgürlüğü var, yaygarayı basmak serbest. Haddizatında polisi kapıda bekletip “Susturuluyoruz, pıstırılıyoruz” mizansenli şovlarla yeri göğü dahi inletebilirsiniz. Pervasızlık yer değiştirdi, tersinden dokunan yanıyor gayri...
Sen çok yaşa emi bin bir suratlı paralel özgürlük...

* * *

Eskiden feriştahına şok üstüne şok yaşatırdı savcı ve polis. Şok baskın, şok arama, şok gözaltı, şok tutuklama, şok şok şok...
Genelkurmay’ın kozmik odası, donanmanın döşeme altındaki gizli bölmeleri şok baskınlara uğrardı. Kimsenin önceden haberi olmaz, jandarma bile istihbarat alamaz, anlı şanlı paşalar hazırlıksız yakalanırdı...
Şimdi ani baskınlar düzenliyor güya polis ama kapıyı çaldığında geceden hazırlanmış döviz ve pankartlarla karşılanıyor...
‘Gizli hazırlık’la emniyete kadar davet edilmesi planlanan isimler, mağdurluk çaylarını önden demleyip Twitter’lardan poz veriyor ‘Sabah almaya geleceklermiş, buyursunlar’ diye...
Polis ve yargıda paralel yapılanma iddialarına karşı ateş parçası demokrasi ve özgürlük şampiyonları var artık. Çetecilikten, darbecilikten, teröristlikten kuzu kuzu teslim olan pısırıklara benzeyecek değiller ya...
Yürüsün kamuflajına kurban olduğum paralel yer değişler...

* * *

Eskiden psikolojik harekât çekmek, darbeye zemin hazırlamak, kara propaganda yapmak en feci suçlardı. Adam öldür daha iyi... Bu suçlara karıştığı iddiasıyla askeri, gazetecisi, savcısı, polisi yaka paça özel mahkemelere çıkarılır, kimsenin gözünün yaşına bakılmazdı...
Şimdi kumpas kurulduğu, suç uydurulduğu, masum insanların hayatının karartıldığı iddiasını ciddiye alıp soruşturmak kabahat...
Korkunç bir kumpasta kurşun askerlik yaptı mı diye zanlıyı ifadeye çağırmak, basın özgürlüğüne vurulan en ağır darbe...
‘İhtilafa düştüğünüz masum insanları suçsuz yere 17 ay içeride yatırdınız mı’ diye sormak suçların en korkuncu...
Paralel dünyamızda demokrasi ve özgürlük anlayışının ulaştığı seviye gözlerinizi yaşartmıyor mu sizin de?

X