Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nerede o eski ‘terbiyesiz’ gazeteciler!

MEHMET Yılmaz büyüğümüz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ağzının payını vermeyen gazetecilere ‘terbiyeli gazeteciler’ demiş. Ben de onlardan biri oluyorum.

Afrika’dan dönerken uçakta, “Bütün gelişmiş demokrasiler başkanlık sistemiyle yönetiliyor” deyince ağız dalaşına girip ona haddini bildirmemişiz.
Biz ‘terbiyeli çocuklar’a belki eski büyüklerimizin ‘uçaktan indirilme korkusu yaşamadan’ ne denli ‘terbiyesiz’leşebildiğini bir ‘çok bilen’ olarak örnekleriyle anlatır, biz çaylaklar da istifade ederiz.

***

Emekliliğe hak kazanacak kadar uzun bir süredir bu işi yapıyorum, prim gün sayısını çoktan doldurdum, Ankara temsilciliğinden yayın yönetmenliğine her kademede çalıştım ve ayıptır söylemesi Erdoğan’dan önce bir cumhurbaşkanının uçağına hiç binmedim, terbiyece binmeye ehil görülmedim. Binen terbiyeli ehillerden inen olmayınca da indirilme korkusu yaşamadım, onun için bilmiyorum...
Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer, Süleyman Demirel, Turgut Özal ya da Kenan Evren gibi ‘etrafında hep terbiyesiz çocuklar toplamayı seven’ cumhurbaşkanlarının tayyaresine binip aldıkları cevabı beğenmeyerek büyüğümüzün tabiriyle terbiyesizleşen ‘yaramaz’ gazetecilerden örnekler verirse belki biz ‘uslu’ yeniyetmeler de doğrusunu öğreniriz.


Yunanistan’ın AK Partisi olabilecek mi?

YUNANİSTAN’da hazineyi boşaltıp ülkeyi borç batağına sokan siyasi partiler kaybetti. Buradan şu sonuca varıyorlar: Türkiye’de de AK Parti kaybedecek. Benzerlik nerede peki, madde madde arayalım.
Hazineyi mi batırmış AK Parti? Hayır...
Merkez Bankası döviz rezervlerini 28 milyar dolar seviyelerinden almış 128 milyar dolar seviyelerine getirmiş.
Milli geliri 200 milyar dolarlardan 800 milyar dolarlara yükseltmiş...

***

IMF ya da AB yardım fonlarına, kurtarma paketlerine, acı reçetelere, kemer sıkma politikalarına mı mahkûm etmiş ülkeyi? Hayır...
Bilakis batık bir ekonomi teslim almış. IMF’ye 23.5 milyar dolar borçla devralmış, ödemiş, üste de 5 milyar dolar kredi açmış.
Borç alan ülkeden borç verir hale getirmiş Türkiye’yi. 52 yıldır yazdırıp durduğumuz IMF’yle veresiye defterini 14 Mayıs 2013 itibariyle sıfırlayıp kapatmış.

***

Yunanistan’da alacaklıların suratına kapıyı çarpacağını söyleyen SYRİZA kazandı, öyleyse Türkiye’de de CHP, HDP ya da ÖDP kazanacak diyorlar.
Türkiye’nin IMF ya da AB’ye borcu mu var da üstüne yatsın? Hayır...
Hani vardı ya bir IMF, Türk hükümetleriyle stand-by anlaşmaları imzalardı. Komiserleri büyük kurtarıcı edalarında Ankara’ya ayar çekmeye gelir; emeklisi, memuru, esnafı iki dudaklarının arasından çıkacak müjdeye bakardı. Felaket tellalı gibi sürekli kötü haberler getiren bu asık yüzlü icra memurlarını ismiyle cismiyle herkes tanır, adlarını ezbere bilirdi hane halkı. Çok değil, 10 küsur yıl önceydi bunların hepsi...
Eğri oturup doğru konuşalım; yılan hikâyesine dönmüştü, stand-by’ları da AK Parti bitirdi.

***

Parasını vermek yerine alacaklıyı terslemek, kovmak filan matah bir siyaset midir? Hayır...
AK Parti sineye çekip ödemiş, SYRİZA ise sildirmeyi vaat ederek geldi.
Borç dilenip çatır çatır yerken iyi de ödemeye gelince yan çizip ‘kurtarıcı’yı şeytanlaştırmak kitaba sığar mı peki? O da hayır...

***

Demek ki AK Parti ne Yunanistan’da kaybeden Yeni Demokrasi ve Pasok’a benziyor ne de kazanan SYRİZA’ya.
Komşuda iktidardan giden müflislerle benzerliği yok. Çünkü onlar gibi ülkeyi borç harç altına sokanlar, 2002 seçimlerinde AK Parti’ye karşı kaybedenlerdi zaten.
İktidara gelişi ise SYRİZA’nın iktidara gelişine ancak bir nebze benzetilebilir. Ama o tarafları da SYRİZA’nın borca sadakatsizliği yüzünden tutmuyor. Gerçeklik duygusunu kaybetmiş bu kör romantizmden uyanırlarsa belki kıyaslanabilirler bir gün.

***

Ve sonuç: Türkiye’nin SYRİZA’sını aramak anlamsız, çünkü bir karşılığı yok. Doğrusu, SYRİZA’nın, Yunanistan’ın AK Partisi olmaya yaklaşıp yaklaşamayacağıdır.
Yol yürümekle borç ödemekle... Yazın bir kenara.

X