"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

Kılıçdaroğlu’na kötü haber

YOK yok, heyecana mahal yok. Bu bir “Muharrem İnce yeterli delegeyi ayarttı, kurultayda iskemleyi altından çekecek” yazısı değil.

‘Yeni Türkiye’ nasıl bir yer, ona dair hap haline getirilmiş bir bilgilendirme notu...

* * *

Sosyolojik realite malum. Toplumun kabataslak yüzde 70’i, merkez sağdan milliyetçi muhafazakâr uçlara doğru bir yelpazeye dağılıyor.
Eskiden bu çoğunluğun etrafı çitlerle çevriliydi. Talep ve beklentileri siyasete taşınamıyordu, onlara hitap etmek yasaktı.
Üniversitede başörtüsünü serbest bırakacak bir düzenlemeyi Meclis’e getirmek, kapatılma gerekçesiydi mesela.
İmam hatiplere katsayı eşitliğini aklının ucundan dahi geçirmek yasaktı siyasetçiye.
PKK’yı konuşarak dağdan indirmenin lafını bile etmekten men edilmişti Türkiye, deli cesareti isterdi. Hele Öcalan’la müzakere yürütmek, BDP heyetiyle masaya oturmak maazallah siyasetten kazınma sebebi...
Şivan Perver’i 35 yıllık sürgünden getirip Diyarbakır’da Kürtçe şarkı söyletmek de tehlikeli bir şeydi ve bunun için insanın aklını kaçırması gerekirdi.
O günler geçti.
Artık Meclis’te bile başörtülü vekiller var.
Artık Çankaya’da bile imam hatipli bir cumhurbaşkanı var.
Artık Kürtçenin öğretmenleri, üniversite eğitimi, TV yayınları ve propaganda serbestisi var.
Artık tüm medyatikliğiyle yürüyen bir ‘Çözüm Süreci’ var.

* * *

Yani evvelce sistemden dışlanan ‘sakıncalı piyadelerin’, ‘iç tehdit’ gibi görülen ikinci sınıf vatandaşların talep ve beklentilerine cevap vermek suç olmaktan çıktı.
Yani yüzde 70’in siyasetle buluşmasının önündeki setler yıkıldı, baraj taştı, tel örgü mel örgü kalmadı.
Bu durumda, yüzde 70’in duyarlılıklarını yok sayarak, taleplerini görmezden gelerek yeni bir iktidar çoğunluğu yakalamak imkânsız.
O devir geçti...
AK Parti’den oy çalmanın yolu, işte bu yüzde 70’in de gönlüne girmekten geçiyor.
Çatı adayı projesi, gerçeğin yavaş yavaş görülmeye başlandığına işaret.
Başka türlü iktidar şansı daha sittin sene yok, biliniyor olmalı...

* * *

Haberim şu:
Tayyip Erdoğan’ın elini sıkmamak, köşkte vereceği resepsiyonları protesto etmek, mahsustan küsüp görüşme davetine icabet etmemek, Meclis’te boykot havası estirmek, sabah-akşam sövmek filan bu sosyolojik merkezin gözünde pek iyi bir referans değil.
Hani çoğunluğu kazanma şansınızı bir daha denemek isterseniz diye söylüyorum...
Size, Cumburbaşkanı Erdoğan’a saydırarak CHP Genel Başkanlığı koltuğunu koruyamazsınız demiyorum, ama iktidar çoğunluğunu ömür billah bir daha yakalayamazsınız.


Hangi Davutoğlu?


DAVUTOĞLU’na bugün ‘kukla başbakan’ diyen muhalefet sözcüleri, düne kadar onu fazla cevval ve inisiyatif kullanma meraklısı biri, proaktif dış politikanın mimarı ve bilfiil sorumlusu olmakla suçluyordu. Hangisine inanalım?

* * *

Biraz daha geriden alırsak...
Abdullah Gül başbakan, Tayyip Erdoğan da seçime girmesi yasaklanmış AK Parti genel başkanıyken muhalefet nezdinde başat bir aktördü Davutoğlu. Her vesileyle “Dış politikanın perde arkasındaki sorumlusu, Başdanışman Ahmet Davutoğlu’dur” deniyordu.

* * *

Tayyip Erdoğan’ın yasağı kalkıp Siirt’ten seçilerek başbakan olmasından sonra da durum değişmedi...
“Dış politikanın sevabı günahı, önce Tayyip Erdoğan, sonra da Başdanışman Ahmet Davutoğlu’nun boynuna” diye haykırıldı.

* * *

Son 5 yılda Ahmet Davutoğlu yine dış politikanın baş sorumlusuydu ama artık doğrudan Dışişleri bakanı olarak....
Şimdi Ahmet Davutoğlu başbakan, Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı, Abdullah Gül sabık cumhurbaşkanı ve Davutoğlu birdenbire bir kuklaya döndü öyle mi? Külkedisi gibi...

* * *

Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu’ndan bağımsız kişiliğini, iktidarı kullanma ehliyetini, yeterlilik ve rüştünü ispat etmesini istiyor. Talimatsız yerinden kımıldayamayan bir emir eri olmadığını kanıtlaması gerekiyormuş.
Yahu bunun için biraz geç olmadı mı, yaklaşık 12 sene kadar?
Ya 12 sene boyunca Ahmet Davutoğlu hakkında söyledikleriniz yalan yanlış birer iftiraydı ya da bugün dedikleriniz yalan yanlış birer iftira...
Ortada bariz bir tezat var. İkisi birden doğru olamayacağına göre hangi sözünüze itibar edelim, bir karar verin.

X