"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

IŞİD’i vurmanın havası

MESELE tek taraflı mı, uluslararası koalisyonla birlikte mi olacağıydı.

Tek taraflı hareket bir çılgınlık olabilirdi, sonu belirsiz bir maceraya sürükleyebilirdi bizi.
Sonuçta ne Suriye’ye girdik ne savaşa girdik. Sadece koalisyonda daha aktif bir role girdik. Bazı cereyanları terse çevirmeye yetti.
En başta: ABD ile ilişkilerimizin havası değişti. Aramızdaki Suriye makası epey açılmıştı, bir parça kapandı. İzlenecek askeri politika konusunda bir orta yol bulundu demektir.
Sonra: IŞİD’e karşı kurulan uluslararası hava gücüne İncirlik Üssü açılınca, güvenli bölge ve hava korumasının önü de açıldı.
Ankara’nın uçuşa yasak bölge gibi daha ileri taleplerini tam karşılamasa da işini görecek kadar bir kazanım.
En büyük kazanımsa tek taraflı müdahale, yani kara savaşına sürüklenme tehlikesinin bertaraf edilmiş olmasıdır. O şık elendi.
Türkiye ne yapacaksa koalisyon içinde yapacak. Tek başına değil. Riskleri müttefikleriyle birlikte göğüsleyecek.


* * *


En kötü senaryo, hatta kâbus senaryosu gerçekleşmedi. Ordunun komşu ülke topraklarına gireceği bir sınır ötesi kara harekâtı görünmüyor ufukta.
Üçüncü bir şık daha vardı, o oldu.
O şık, sınır güvenliğiyle sınırlı bir askeri müdahale fikriydi. Suriye içinde, F-16’larla havadan, tanklar ve toplarla sınırın bu tarafından korunan bir emniyet şeridi oluşturulmasıydı. O tarafta kara harbini ise ÖSO’ya bırakmayı kapsıyordu.
Ve nihayet: Bu opsiyonla IŞİD’i vurmak, savaş çığırtkanlarının da havasını bozdu.
IŞİD’i niye vurmuyoruz, daha neyi bekliyoruz’ diye ortalığı inletiyorlardı.
Ne işimiz var bizim Suriye’de, neyimize bizim IŞİD’i vurmak’ demeye başladılar. Dün savaş tamtamı çalanlar, ‘savaşa hayır’cı kesildi birden.
Çünkü havadaki elektrik değişti. Yeni durumda PYD avantajlı konumunu kaybedecek. Bir sonucu da bu oldu.
PYD, IŞİD’le savaşta uluslararası koalisyonun karadaki yegâne piyade gücü gibi faaliyet gösteriyordu.
Artık ABD ile Türkiye’nin birlikte eğitip donattığı ÖSO unsurları da o misyonu üstlenecek. Kara birliği fonksiyonunu yalnız başına PYD icra edemeyecek. PYD, o rolden gelen imtiyazlı konumunu ve üstünlüğünü dün itibariyle yitirmiş görünüyor.
Kandil’deki havanın hırçınlaşması, göğün birden patlaması, IŞİD’le savaş üzerinden sağlanan ayrıcalıkların elden gidiş habercisi belki de.


HDP çelişkileri son kez

HEM kriminalize edilmekten sürekli bir yakınma, PKK’yla ilişkilendirilmekten hep bir şikâyet, terörle suçlanmaktan bitmez bir sızlanma içinde olacaksın... Hem de her fırsatta başkalarını kriminalize etme, IŞİD’le ilişkili gösterme, terör suçuna bulaştırma gayretinden geri durmayacaksın...
Bu ikisi bir arada olmaz. Ya birini ya öbürünü seçmek zorundasın.


* * *


Hem IŞİD Suruç’ta ya da Kobani’de vahşi bir katliama giriştiğinde, Türkiye’den en ağır karşılığı vermesini bekleyeceksin. Asker havadan-karadan bomba yağdırsın, polis uyuyan hücrelerine kadar vursun, devlet bu illeti görüldüğü yerde ezsin, bu melaneti yeryüzünden silsin süpürsün isteyeceksin... Dediğini yaptırmak için bastıracaksın, sokakları ateşe vereceksin, olmadık marazalar çıkaracaksın...
Hem de PKK Ceylanpınar, Adana ya da Diyarbakır’da kalleşçe cinayetler işlediğinde, uykuda polislerin ensesine kurşun sıktığında, evlerine girip çocuklarının gözü önünde sakallı sivil vatandaşları IŞİD’ci diye acımasızca katlettiğinde devletin elini tutacaksın. Silahlı dağ unsurlarına asker operasyon yapmasın, maskeli şehir militanlarına polis müdahale etmesin, yol kesen eşkıyalara kimse karışmasın, dağa adam kaldırma şebekelerine engel olunmasın isteyeceksin. Bunu da teklifsiz isteyeceksin, barış ve demokrasi ister gibi... En hunhar cinayetleri bile görüntüyü kurtarıcı alelade tepkilerle, üstünkörü taziye mesajlarıyla geçiştireceksin. Terörün bahsini dahi etmeyeceksin, PKK’yı kınamanın lafını utanma belasına bile ağzına almayacaksın. Bilakis ürettiği şiddete barış ve demokrasiyle mukabele edilmesini talep edeceksin...
Bu ikisi bir arada daha fazla olmaz. Ya iki durumda da devleti göreve çağıracaksın ya ikisine de göz yummasını talep edeceksin. Üçüncü bir yolu yok bunun.


* * *


Hem IŞİD bomba patlattığında, haklı olarak hükümeti, yeterli güvenlik önlemini almamakla suçlayacaksın...
Hem de bombayı PKK patlattığında, hükümeti bunun nedenini anlamaya çalışmak yerine tedbir geliştirmekle, güvenlikçi yaklaşmakla itham edeceksin...
İkisi bir arada mümkünatı yok olmaz. HDP, bu ikilemler arasında gidip geleceğine bir karar vermeli artık.

X