Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İki AK Partiliye sansür krizi

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, bugün Brüksel’de uluslararası bir festivalin açılışına katılıyor. Belçika Kralı Philippe ile birlikte.
Adı, Europalia Sanat Festivali. İki yılda bir yapılıyor ve her seferinde bir ülkeyi kültürüyle sanatıyla tanıtmayı amaçlıyor.
4 ay sürecek etkinliklerin konusu bu sefer Türkiye...
Buraya kadar her şey harika. Çok prestijli bir bienal, Brezilya ve Çin’den sonra Türkiye’yi de ağırlayacak.
Türkiye’deki hazırlıkları Kültür ve Turizm Bakanlığı üstleniyor. Her dal için küratörler seçiliyor. Tepe sorumluları belirleniyor.
Genel sanat küratörü Hasan Bülent Kahraman. Edebiyat küratörü ise İskender Pala oluyor.
Görünürde organizasyon, Türkiye ve Belçika tarafında iki ayakta da planlandığı şekilde tıkır tıkır yürüyor.
Fakat bir buçuk yıl önce başlayan hazırlıklar, dün itibariyle hâlâ tamamlanamamıştı. Nedeni ise iki AK Partili ismin konuşacağı söyleşilere yer verilmek istenmemesi.
Brüksel’de edebiyat söyleşilerine ev sahipliği yapacak olan Maison du Livre, 7 Haziran aday listelerinde bu iki ismi görünce fikir değiştiriyor.


* * *


Takdir edersiniz ki Maison du Livre, işi gücü bırakıp Türkiye’deki aday listelerini takibe aldığı için takmamıştır bu iki isme. Europalia’yı takibe alan Brüksel’deki etkin bir lobinin marifetidir olsa olsa Maison du Livre’i dürtmek.
Peki festivalin yasakladığı isimler kimler mi? İstanbul milletvekili Markar Esayan ile Mersin milletvekili Muhsin Kızılkaya.
Europalia’da ne aradıklarına gelince. Edebiyat küratörü İskender Pala, özel bir konsept tasarlıyor. Türkiye’de yazar ve Alevi olmak, Türkiye’de yazar ve Yahudi olmak, Türkiye’de yazar ve Ermeni olmak, Türkiye’de yazar ve Kürt olmak başlıkları altında bir söyleşiler serisi...
Sırasıyla Haydar Ergülen, Mario Levi, Markar Esayan ve Muhsin Kızılkaya’yı davet ediyor bu söyleşiler için.
Aslında çok iyi düşünülmüş, festivalin amacına da cuk diye oturan isim ve başlıklar bunlar.
Ayrıca, çağrıldıkları tarihte ne Markar Esayan ne Muhsin Kızılkaya AK Parti’den adaylıklarını koymuş. Daha ortada bir seçim takvimi bile yok. Nerede kaldı aday listeleri. Aday adayı başvuruları dahi alınmaya başlamamış henüz. Listeye gireceklerini kendileri de bilmiyordur o tarihte.
Europalia festival yönetimi de başlangıçta ziyadesiyle memnun, seve seve yer veriliyor her ikisine de.
Sonra ne oluyorsa oluyor ve kafaları karışıyor. Bu iki ismin programdan çıkarılmasını istiyorlar. Maison du Livre, söyleşiler için tahsis ettiği mekân rezervasyonlarını iptal ediyor.
Durum Türk tarafına bildirildiğinde ise edebiyat küratörü İskender Pala, kendi tasarrufundaki bir düzenlemeye müdahaleyi reddediyor. Emrivakiye direniyor. Ne olursa olsun 4 söyleşinin 4’ünün de planlandığı şekilde gerçekleşeceğini söylüyor.
Bu tatlı sert tavır üzerine Markar
Esayan ve Muhsin Kızılkaya söyleşileri programda kalıyor ama yer sorunu hâlâ çözülebilmiş değil.


* * *


Dün, hazırlıkların son günüydü. İskender Pala’yı aradım. Havaalanında uçağa binmek üzereyken yakaladım, Brüksel’e gidiyordu.
Son durumu sordum...
Yer krizi hâlâ aşılamamıştı. Ama her ihtimale karşı İskender Hoca’nın kafasında bir B planı vardı. Maison du Livre ayak direr, başka bir mekân da ayarlanamazsa Esayan ve Kızılkaya söyleşileri Brüksel’deki Yunus Emre Enstitüsü’ne taşınacaktı.


* * *


Anlaşılan, Markar Esayan’la Muhsin Kızılkaya her halükârda Brüksel’e ayak basacak, söyleşiler ne olursa olsun yapılacak. Geri adım yok. Gelgelelim, Maison du Livre’in ayıbını ortadan kaldırmıyor bu.
Skandalı ilk duyuran Cihan Haber Ajansı’ydı. Aynen şöyle haber olmuştu: “... Brüksel’deki Kitabevi (Maison du Livre) derneği program yetkililerinden Christian Hublau, Cihan’a yaptığı açıklamada söyleşilerin iptal edildiği bilgisini doğruladı. İptal gerekçesi olarak “Eseyan’ın tamamen hükümetin hizmetinde” olmasını gösteren Hubleau, Kızılkaya kararı ile ilgili olarak ise “yapacağı söyleşinin içeriğinden emin olamamalarını” gerekçe gösterdi...”
Yanlış okumadınız, AB’nin kalbi Brüksel’de uluslararası bir festivale katılmanın kıstası olarak öne sürülüyor bunlar. ‘Yapacağı söyleşinin içeriğinden emin olmak’ ve ‘hükümet propagandasına alet olmamak’, düşünce ve ifade hürriyetini tanımanın yeni ön şartları olmuş.
Siz daha ‘Altın Portakal’da
Erdoğan’a küfre sansür’ diye kızılca kıyametler koparın!

X