Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İçimizdeki şu İslam kompleksi

6-7 Ekim’deki sokak terörünü, değil doğrudan çağrıyı yapan HDP’ye, neredeyse dağdaki PKK’ya bile bağlamıyoruz.

“Niye hep Kürtlerden çıkıyor bu işler” diye bütün Kürtler’den şiddetin ve terörün hesabını sormaya kalkan bir densiz olursa onu da ‘ırkçı faşist’ diye önümüze katar kovalarız.

***

Sol bir terör örgütünün cinayetlerini bütün solculara mal ettiğimiz de görülmedi. Sol’un ve solcuların karşısına geçip... “Ben de solcuyum ama eli kanlı katillerin savunduğu sol benimkiyle aynı değil demeniz hiçbir şeyi halletmez, bu martavallara karnımız tok, solcu olduğunuz için utanın, kendinizi suçlu hissedin, özür dileyin, ağlayın dövünün” diyene sorgusuz sualsiz tırlatmış muamelesi yaparız.
Hele belli bir mezhebin adı da bu sol örgüt terörüne alet ediliyorsa... Ondan dolayı o mezhebin bütün mensuplarından topluca savunma istemek düpedüz cinnettir, psikopatlıktır, emsaline çok şükür rastlanmamıştır bizde.

***

Cami kundaklama eylemlerinden de Fransa’da Katolikleri, Almanya’da Protestanları sorumlu tutmadık, tutmuyoruz. Onun yerine ‘aşırı sağcı’ ideolojileri ve yabancı nefretinden yararlanan siyasi hareketleri suçluyoruz...
Batı’da İslam düşmanlığı var ama bütün Hıristiyanları İslam düşmanı olarak yaftalayan yoktur, en azından bana denk gelmedi daha.
Ayrıca...
Müslüman göçmenlere veya mabedlerine bir saldırı olduğunda kiliselerden özeleştiri, Hıristiyan ilahiyatçılarından İncil eleştirisi, kilise cemaatlerinden dinleri adına özür beklemek, aklımızın ücra köşelerinden dahi geçmez. Saldırgan kimse suçlu şahsen odur; ne onun düşüncesi ve inancı, ne de içinden çıktığı düşünce ve inanç dünyasının tamamıdır.

***

İslam namına teröre cevaz veren, Allah’ın adıyla kan döken cihatçıların Batı’da İslam düşmanlığını daha da körüklediğini, yabancı karşıtı aşırı sağcıların ekmeğine yağ sürdüğünü sabah-akşam destursuz yazıp konuşabilirsiniz medyamızda. Hatta besmele çeker gibi tartışmaya ‘Cihatçı teröristlerin İslam’a ve Müslümanlara ettiği kötülükler’i sayarak başlamazsanız döverler bir de...
Üstelik bu söylemlerle İslam düşmanlığına mazeret ürettiğimizi, Müslümanlara karşı saldırıları haklılaştırdığımızı filan iddia eden bir aklıevvel fırlamadı hâlâ sahneye, fırlasa da zırvaladığıyla kalır.

***

Avrupa camilerinde, dün hep bir ağızdan terörü lanetleyen ve dindışı ilan eden cuma hutbeleri okutuldu. Dünya Müslüman Alimler Birliği’nden bizim Diyanet İşleri Başkanlığı’na kadar sert kınamalar yayınlandı, İslam’la terörün niçin bağdaşmayacağına dair dini argümanlar sıralanarak ‘cihatçı terör’e reddiyeler yazıldı.
Fakat Avrupa’yı boydan boya yatıştırıp sakinleştirmeye yetse de içimizdeki bastırılmış İslamofobi’yi dindirmeye yetmiyor gene...
Müslümanlığımızdan utanmamız, Paris’teki vahşetin mahcubiyetini iliklerimize dek yaşamamız, onun ağırlığı altında ezilmemiz, kendimizi suçlu hissetmemiz, Müslüman kimliğine ortaklığımızı affettirmek için televizyon televizyon dolaşıp dil dökmemiz isteniyor.
Çünkü artık “İslam terörü reddeder”, “Gerçek İslam bu değil” ve benzeri açıklamalara doymuş ‘zihni daha gelişkin’ uygar beyzadelerimiz. Bıkmış ‘aydınlık yüzü Batı’ya dönük’ küçük hanımefendilerimiz bu basmakalıp teranelerden. Bir değil iki değil, her seferinde Müslümanlar katliam yapıyormuş, bu tesadüfmüymüş be kardeşim...

***

Terör eylemleri ve arkalarındaki motivasyon sayıya vurulunca, bunların Müslüman kılıklı manyaklardan değil de İslam’dan kaynaklandığı sonucunu veriyor sanki istatistikler...
İstatistiklerden hareketle hüküm vereceksek bu çeşit hezeyanları tekrarlayanlar Avrupa’dan da, Amerika’dan da çoktur bizde. Neden acaba?
Şoktaki Fransa bile cumhurbaşkanıyla başbakanıyla, hatta sağcı Sarkozy’siyle “Müslümanlarla bu saldırı arasında ayrım yapmalıyız, biz İslam’la değil terörle mücadele ediyoruz” diye döne döne uyarıyor. Hem de acıları henüz çok canlı ve sıcakken...
Biz ise “İslam dünyasındaki istisnasız bütün terör ve şiddet hareketleri, Filistin sorunundan, İsrail’in zalimliklerine göz yumulmasından, Batı’nın demokrasi ve özgürlük konusundaki çifte standartlarından, Mısır örneğindeki gibi ikiyüzlülüklerden besleniyor. Bataklığı gerçekten kurutmaksa maksat, suçu İslam’dan önce karanlık kafaların istismar ettiği bu adaletsizliklerde aramalıyız” diyemiyoruz.
Dersek terörü haklılaştırmış, maazallah barbarlığa mazeret bulmuş oluyoruz.
Geriye, lafı hiç uzatmadan Paris’teki vahşeti İslam’a mal edip boynumuzu bükmek kalıyor. “Suçlu sensin, ayağa kalk ilkel Müslüman” diye seslenecek başı dik, kompleks sahibi bir Müslüman kardeşimiz çıkar evvel Allah.

X