Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gül’ün adı niye geçmiyor?

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un görev süresi 31 Aralık’ta dolacak. 

Yerinde gözü olan adaylar görücüye çıktı.

 

9 isim yarışıyor. 

 

Makedonya, Slovenya, Karadağ, Moldova, Bulgaristan ve Hırvatistan’dan var ama Türkiye’den kimse yok aralarında.

 

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adı anılmıyor.

 

Oysa Gül ne çok yakıştırılmıştı bu koltuğa. 

 

Son birkaç yılda her ne olduysa hayallerimiz çekildi, iddialarımızın boyu kısaldı anlaşılan.

 

***

 

O hayallerin altında bir gün BM Genel Sekreterliği koltuğunda bir Müslüman siyasetçi görme özlemi vardı.

 

O hayallerin altında bir gün Türkiye’nin küresel iddialarını zirveye taşıma iştiyakı vardı.

 

O hayallerin altında İslam İşbirliği Teşkilatı genel sekreterliğine nihayet bir Türk’ün, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun getirilmesinden kaynaklanan bir özgüven vardı.

 

O hayallerin altında yüzyıllık bir küresel güçler arasına dönüş hasreti vardı.

 

O hayallerin altında ‘Büyük düşün, sen Türkiye’sin’ sloganıyla kampanya yapıp her defasında seçim kazanan bir AK Parti’nin gelecek vizyonu vardı.

 

O hayallerin altında eski güzel günlerin ihtişamına susamış bir milletin gidişata el koyması, meydan okuması vardı.

 

O hayallerin altında bayrağı daha ileriye götürme, daha yüksekte dalgalandırma azmi vardı.

 

Velhasıl o hayallerin altında hem şan ve şeref arayışı hem de dünya düzenini yeniden kurma kararlılığı vardı.

 

Gerçek olamadı fakat, bir hayal kaldı.

 

***

 

Fikir, Gül’ün cumhurbaşkanlığından sonra kenara çekilmesine içi elvermeyen ama iç siyasi çekişmelere geri dönmesine de gönlü razı olmayan AK Parti çevrelerinden çıkmıştı.

 

Hemen de tutmuştu.BM’de genel sekreterlik sıramızın artık geldiğine inanmıştık.

 

Bölgesel rakibimiz Mısır bile bir genel sekreter çıkarmışken biz niye payımıza düşenin daha azına razı olacaktık.

 

Hakkımızdı.

 

BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmeyi başardığımız gibi, bunu da başaracaktık.

 

Kofi Annan’dan önceki genel sekreter, geçen şubat ayında Kahire’de ölen Mısırlı Butros Gali’ydi.

 

İslam dünyasından bir isim sonunda BM’nin yönetimine getirilmişti ama o da Kıpti Hıristiyan’dı.

 

Bir Müslüman’ın, BM’nin başına geçme zamanı gelmiş de geçiyordu bile.

 

Doğal olarak bu şeref en çok da BM’ye çekidüzen verme iddiasına sahip, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen Türkiye’ye yakışırdı.

 

***

 

Bu yalnızca Türklerin değil, BM’de yapısal reform isteyen, Güvenlik Konseyi’nde söz hakkı talep eden küresel muhalefetin de gururunu okşardı.

 

Gerçi son sözü yine Güvenlik Konseyi’nin veto hakkına sahip 5 üyesi söyleyecekti.

 

Onların gösterdiği bir adayı seçecekti BM Genel Kurulu. Ama ikna edilmeleri işten bile değildi.

 

Dünyada barış ve istikrarı tehdit eden ne kadar kriz varsa Ortadoğu mahreçliydi. 

 

Ortadoğu yatışmadan, buraya sükûnet gelmeden dünya huzura kavuşabilir miydi?

 

***

 

Devir, Türkiye’nin devriydi. Aranan kan bizde mevcuttu.Abdullah Gül’ün adı üstünde uzlaşmayacaklardı da daha iyisini mi bulacaklardı.

 

Gül’den âlâ kim üstlenebilirdi bu rolü?

 

Kim daha çok rahatlatabilirdi sistemi?

 

En uygun ülke Türkiye, en uygun isim Abdullah Gül’dü.

 

Avantaj tartışmasız bizden yanaydı.

 

Bütün talih yıldızları üst üste çakışmış, şartlar müsait görünüyordu.

 

Ne oldu da 2 yılda tükettik sermayeyi, Gül gibi bir değeri değerlendirme şansını kaçırdık?

 

***

 

9 aday yarışıyor sahnede.

 

Çoğu bizim mıntıkadan. 

 

Üstelik kampanya vaatleri de BM’de reform ihtiyacı ve Ortadoğu sorununu nasıl çözecekleri üzerine.

 

Ancak Türkiye’nin ve Gül’ün adı dahi geçmiyor.

 

Tarihi bir fırsat kaçırdığımızdan neredeyse haberimiz bile olmayacak.

 

Neden?

 

Bir yalancı rüya mıydı yani hepsi?

X