"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

Fehmi Koru’nun ‘kankası’ Bush

ESKi Başkan George Bush’un Dallas’ta, polislerin cenaze töreninde verdiği fotoğrafı görmüşsünüzdür; acayipten ve garaiptendi.

Obama gözyaşı dökerken Bush, okunan ilahilere gövdesiyle salına salına eşlik ediyor.

 

Bush’un şen şatır cenaze dansı garipsenmeyecek gibi değildi.

 

Fehmi Koru’nun da yardımıyla, başkanlığı sırasında Türkiye’de verdiği bir başka fotoğrafı hatırlattı bana.

 

Yine epey yadırganmıştı ama bu sefer yadırganan Bush değil onunla tokalaşmak için sıra olan biz gazetecilerdik.

 Fehmi Koru’nun ‘kankası’ Bush

***

 

Hikâyesini kendi ağzından dinleyelim, Fehmi Koru anlatıyor:

 

“Yıl 2004; aylardan haziran... 28 Haziran akşamı...

 

Yer İstanbul... Mekân Topkapı Sarayı’nın yüzlerce misafiri yemekli ağırlamaya müsait bahçesi...

 

Başka meslektaşlarla birlikte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın konukları onuruna verdiği galaya ben de davetliyim...

 

Gazeteciler olarak ana-masaya fazla uzak sayılmayacak bir yerde ağırlanıyoruz...

 

Ana-masada George W. Bush var. Tony Blair var. Silvio Berlusconi var. Nursultan Nazarbayev... Gerhard Schröder... Tabii Türk tarafı olarak Başbakan

 

Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de...

 

Hepimizin gözü o masada. Bir ara, konukların birbirleriyle lâfı tükettiğini fark edip ana-masaya doğru hareketleniyoruz.

 

Nasıl oluyorsa oluyor ve birden kendimi Bush’un hemen önünde buluyorum.

 

Akif Beki o sıralar Erdoğan’ın basın müşaviri ve karşı karşıya geldiğimizde, beni Bush’a tanıştırıyor.

 

Kankam Bush’la sohbet ediyorum

 

Beki’nin övücü sözlerini yarıda kesen Bush, bana doğrudan, ‘Umarım hakkımda iyi şeyler yazıyorsunuzdur Sir’ diyor...

 

Gülerek, ‘Tam tersine, sürekli eleştiriyorum’ cevabını veriyorum.

 

İşte tam o sırada, Akif Beki, Amerikalı konuğa, benim ‘Amerikan-karşıtı’ olduğumu fısıldıyor...

 

İtiraz ediyorum. ‘Amerikan karşıtı değilim’ diyorum. ABD’de bulundum, okudum, çocuğum orada doğdu. Her gidişimde ülkeme takdirle dönüyorum.

 

Amerikan halkına karşı olmam için herhangi bir sebebim yok.

 

Bunları söyledikten sonra ekliyorum: ‘Ama sizin politikalarınıza da, Irak’a açtığınız savaşa da karşıyım.’

 

Sebeplerimi sıralıyorum ve sözlerimi ‘Bu bölgenin ve dünyanın başına çok uzun yıllar üstesinden gelinemeyecek çapta sorunlar açtınız’ diye bitiriyorum.

 

Bush’la sohbetimiz, onun bana ‘Göreceksin, her şey daha iyi olacak’ demesi üzerine, benim ‘Hiç sanmıyorum’ terslememle bitiyor.

 

Kankayız ya, Erdoğan ve Gül’ün şaşkın bakışları altında Bush’u tersleyebiliyorum.

 

Ha, o arada, onun ilk seçildiği yıl ABD’ye üniversite eğitimi için giden bir yakınıma ‘Aman ha, Bush’a oy ver’ telkininde bulunduğumu... bizde ‘Elim kırılsaydı da buna oy vermeseydim’ diye bir deyim bulunduğunu... ondan kinaye benim de, ‘Ağzım çarpılsaydı da o öğüdü vermeseydim’ noktasına geldiğimi de söylüyorum...”

 

***

 

Fehmi Koru hâlâ bir gazetede yazmıyor. Ama günlük yazma disiplinini fehmikoru.com adresinde sürdürüyor.

 

Bu yazı da geçtiğimiz 7 Temmuz’da orada çıktı.

 

Tek bir detay hariç gerisine aynen katılıyorum.

 

Ben o sırada henüz Kanal 7 Ankara Temsilcisi’ydim, orasını yanlış hatırlıyor Fehmi Abi.

 

Fakat bahsettiği fotoğraf, ayniyle vaki. Ertesi gün yayınlandığında mizahçıların gündemine ayın lalesi gibi düşmüştü, nasıl unuturum.

 

Irak’ı işgal eden Bush’un kirli elini sıkmak için, önünde tek sıra kuyruğa girmişiz meğer...

 

Tefe konmadığımız mı kaldı, Bush’un mabadını koklarken çizilmiş karikatürlerimiz mi elden ele dolaştırılmadı...

 

Ama bu kez ‘kankam’ lafı sanmam ki Fehmi Koru’nun başını ağrıtsın yine.

 

Neler duymadı ki bu kulaklar... Başbakan’ın, Suriye’yle bile normale döneceğimizden emin olduğunu söylediği günlerdeyiz.

 

Fehmi Abi, Bush’a ‘kankam’ demiş, lafı mı olur!

 

NOT: Müsaadenizle kısa bir süreliğine mola alıyorum, dönüşte görüşmek üzere.

 

X