Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Erdoğan’a operasyon’ diyorlardı

NASIL oluyorsa birlik, beraberlik, centilmenlik, uzlaşma ve diyalog çağrısı yapmak, Erdoğan’ın kötülüğünü istemek oluyordu.

Bunu yapan Yeni Şafak bile olsa niyetinden şüphe ediliyor, altında hinlik aranıyor, gizli bir ‘Erdoğan’sız Türkiye’ projesine hizmet etmekle suçlanıyordu. 

Öyle ya ‘üst akıl’a uşaklık gibi bir ihanet içinde olmasa kim, niye ‘Başka Türkiye yok’ diyen bir sosyal barış kampanyası başlatsın ki!...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kendi hizip liderleri zanneden trolbaşları durur mu?
Ne çekti yayın yönetmeni İbrahim Karagül bunlardan. Erdoğan’ı ona ve gazetesine karşı da cansiperane korudular.
Ne de olsa öbür mahalleye el uzatarak, ‘Yeni ve ortak bir dil bulalım’ diyerek arkadan vuruyor... Planlı programlı koalisyonculuk yapıyor, psikolojik altyapısını vesair hazırlıyor, Allah muhafaza uzlaşmanın dilini geliştiriyordu... Karşı tarafa gülücükler atarak Erdoğan’a kalleşçe bir operasyon çekiyordu Karagül, korkunç bir suç işliyordu...
‘Hayır biz kavgadan yanayız, çatışacağız, daha da kutuplaşacağız, çok daha fazla parçalanıp bölüneceğiz, dediğimiz olana kadar barışmayacağız, kanlı bıçaklı kalacağız, herkesi mum gibi yapana dek yumruklarımızı gevşetmeyeceğiz, nefretimizi yere bırakmayacağız’ diye diye acayip merdane savundular Erdoğan’ı. Sinsice kuşatmaları yiğitçe yararak ‘düşman’ı püskürtmeye koyuldular...


* * *


Neyse ki sert kayaya çatmışlardı. Yeni Şafak tınlamadı bile, bu trol terörüne teslim olmadı, cayırtılarına prim vermedi, kaale dahi almadı. Geri adım attıramadılar velhasıl...
Ve bakın ne oldu, Erdoğan’ın bir hareketiyle yalın yapıldak açığa düştü trolbaşları. Cumhurbaşkanı olarak tuttu, genel merkezinin yakınlarında silah patlatılan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu aradı, ‘Geçmiş olsun’ dedi. Yolunu şaşırmışlar gibi kaldılar ortada...
Bakalım ‘Erdoğan kendi kendine operasyon çekiyor’ diyen bir şaşkın da çıkacak mı şimdi aralarından?
Bakalım hangi kahraman trol, kurtarıcılığa soyunup ‘reise rağmen reisçi’ bir cesur çıkış yapacak?
Bakalım hangisi bu olumlu havayı bozucu bir fedai eylemine girişecek?
Bakalım hangisi, maazallah Kılıçdaroğlu’nun yolunun saraya düşmesiyle sonuçlanabilecek bu tehlikeli yakınlaşmayı çökertmek için kendini yakacak?
Hadi bakalım.

 


İKTİDARI KULLANMA BİÇİMİ

 


SIRA Cumhuriyet, Sözcü, Zaman ve Hürriyet’e de gelecekmiş. Hele 1 Kasım bir geçsinmiş de...
Koza-İpek Grubu’na el konmasından sonra söyleniyor bu sözler. Tam da ‘kayyum ataması’nın hukuki değil siyasi bir karara dayandığı, kötü niyet koktuğu, asıl amacın muhalif medyayı susturmak olduğu zannı kanırtılırken... Şüpheleri, suçlamaları haklı çıkarmak istercesine söyleniyor. Taraftar bir ekranda ve bir AK Partili ağzıyla söyleniyor.


* * *


İktidarın yeminli muhaliflerinin aklına gelmezdi bu kadarı. Gelse, parayla yandaş görünümlü adam tutsalar bu hengamede böyle konuşturamazlardı. Konuşturmayı başarsalar bu kadar zarar vermezdi.
Tıpkı el koyma operasyonunda tanık olduğumuz diğer biçimsel yanlışlar gibi...
Tıpkı, taraftar bir medya grubu ve AK Parti’yle ilişkili kişilerin, ‘bağımsız kayyum’ olarak yargı eliyle ‘karşıt’ bir medya grubunun başına getirilmesi gibi...
Tıpkı başka kimse kalmamışçasına el konan her medya organına istikrarlı bir şekilde hep aynı isimlerin kayyum atanması gibi...
Tıpkı medyaya el koyma işleminin artık sıradan bir pratik halini alması ve neredeyse kanıksandı sanılması gibi...
Tıpkı el koymalar, çok tekrarlanırsa hayatın olağan akışının önemsiz bir parçası sevimliliğinde gösterilebilir yanılgısına kapılınmış da serbestçe atılıp tutuluyormuş gibi...
Tıpkı medya grupları arasındaki rekabete, bir medya grubu lehine sanki devlet müdahil oluyormuş görüntüsü verilmesine hiç mi hiç aldırılmaması gibi...
Tıpkı bir ticari grubun rakip medyayla yıkıcı ve yok edici çekişmesine siyaset alet ediliyormuş, siyasi mücadele örtüsü altında rakipler üzerinde hâkimiyet kuruluyor ve kontrolleri bir bir ele geçiriliyormuş izlenimi doğuracak hatalardan kaçınılmaması, çekinilmemesi, bundan herhangi bir rahatsızlık duyulmaması gibi...
Tıpkı tehdit ve gözdağı yönteminin normal işlermiş, doğrusu böyle olurmuş edasında pervasızlaştıkça pervasızlaşabilmesi gibi...
Sadece zevahiren, sadece şekil şartları bakımından, sadece biçimsel olarak da sakat olsalar, asılları astarları hiç olmasa da... Bir yanlış alışkanlıklar silsilesinin üstüne dikilen tüy gibi geldi tıpkı.

X