Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan’ın Sisi protestosu

ÇARŞAMBA günü BM binasında, A tipi protokol düzeyinde bir çalkantı yaşandı.

Genel sekreterlik katının koridorlarında yankılanan bu hadise, dışarıdan pek hissedilmedi.
BM Genel Sekreteri’nin öğle yemeğine, darbeci general Sisi’yi protesto etmek için katılmadı Erdoğan...

***

Sınırlı sayıda lider davet edilmişti. Mısır Cumhurbaşkanı General Sisi de bu dar kapsamlı yemeğin davetlileri arasındaydı.
Fakat yemekten önce BM Genel Kurulu’nda konuşması vardı. Öyle şeyler söyledi ki eşsiz bir pişkinlik örneği olarak tarihe geçti.
Sisi, dalga geçer gibi demokrasi ve insan hakları savunuculuğuna soyunmuştu. Seçim sandığını deviren dipçiğini de köktendinciliğin panzehiri olarak satmaya kalkışıyordu.
“Ben gidersem dinci öcüler gelir” tadında acıklı bir konuşmaydı.

***

Sisi’nin, darbeyi meşrulaştırmak için BM zemininden yararlanması ve ona bu fırsatın verilmiş olmasına bir tepkiydi Erdoğan’ın boykotu. Delegasyondan bir ismin demesine bakılırsa yemeğe gitmemesinin nedeni doğrudan doğruya buydu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı gün öğleden sonra konuşma sırası kendisine geldiğinde bu tavrı kürsüye de taşıdı.
Genel Kurul’un yüzüne karşı şunu söyledi mesela:
“Mısır’da, halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı darbeyle indirilirken, verdikleri oyun hesabını sormak isteyen binlerce masum katledilirken, BM de demokratik ülkeler de bunu sadece izliyor. Ve bu darbeyi yapan kişi meşrulaştırılıyor. Eğer demokrasi diyorsak sandığa saygı duyalım. Yok demokrasi değil de darbeyle gelenleri savunacaksak o zaman bu BM niye var diye merak ediyorum...”

***

Erdoğan’ın protestosu Sisi’yle de sınırlı kalmadı.
BM çatısı altında, BM sistemine ağır eleştiriler getirdi.
“BM’den umudunu kesen kitleler çaresizlik içinde terörün tuzağına düşüyor” dedi.
Ve “Dünya 5’ten büyüktür” bahsine destursuz girdi...
Veto hakkına sahip 5 daimi üyenin iki dudağı arasına sıkışmış bir BM düzeninden söz ediyoruz. Dünya barışını korumak için kurulmuştu sistem. Ama güçlülerin haklı olduğu adaletsiz ve çarpık bir düzeni korumaktan öteye gidemiyor.
‘5 büyükler’in çıkarcı politikaları yüzünden tıkanmış, mefluç, işlemeyen bir düzen...
BM ne Gazze’de ne Mısır’da ne Suriye ve Irak’ta ne de Ukrayna krizinde parmağını kımıldatabildi. En fazla, iki satırlık bir kınama mesajı karaladı, kırık iki cümleyle tarafları itidale ve soğukkanlı davranmaya, olmadı aşırı güç kullanmaktan kaçınmaya çağırdı. Gerisi, eli kolu bağlı izlemek...
BM’nin etkisizleştirilmesinin bedelini acı bir şekilde ödeyen milletler, daha ne kadar dayanacak?
Erdoğan, işte bu köhnemiş düzene karşı küresel isyanın sözcülüğüne talip. Reform ihtiyacını her ortamda seslendiriyor, sistemin dışladığı ülkelere masada yer açılması için hiçbir kavga fırsatını kaçırmıyor.
Küresel statükoya başkaldıran çıkışları, destek bulmuyor da değil.
Statükodan rahatsız olan muhalif bir BM kamuoyu var. Değişimci ve reformcu kanadın başını artık Türkiye çekiyor.

***

Küresel muhalefetin sesi olma perspektifiyle, ikinci kez BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine aday Türkiye.
2015-2016 dönemi için 16 Ekim’de BM Genel Kurulu’nda seçimler yapılacak.
Adaylar, kazanmak için en az 130 ülkenin oyunu almak zorunda. Bize oy taahhüdünde bulunanların ise şimdiden 134’e ulaştığı söyleniyor.
Oylama günü gelip çattığında yan çizmezlerse Türkiye, tarihinde ikinci kez Güvenlik Konseyi’nde geçici üye olarak masaya oturacak.
Erdoğan’ın küresel muhalefet stratejisi işe yarayacak mı yahut BM dünyası Sisi’nin nanik hareketini sineye mi çekecek, göreceğiz.

X