Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Erdoğan-Davutoğlu dönemine giriş

PUTİN-Medvedev modeli desen, değil...

Özal-Yıldırım Akbulut tipi desen, o da değil...
Demirel-Tansu Çiller ilişkisi hiç değil...
E hal böyle olunca, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin üstüne hazır şablonlardan birini oturtmak kolay değil.

* * *

Yerine kimi getireceğiyle ilgili tahminler tutmadı.
Tayyip Erdoğan, gözünün arkada kalmaması için bir ‘emanetçi’ bulacaktı.
Kukla bir isim olacaktı.
AK Parti’nin de hükümetin de başına onu bekçi bırakacak, kendi Çankaya’da rahat edecek, geceleri tek gözü açık uyumaktan kurtulacaktı...
O isim Ahmet Davutoğlu oldu, fakat ne kenarından köşesinden bu tarife uyuyor, ne çizilen profile. Yakınından bile geçmiyor.
Fotoğraf, geçmiş örneklerden herhangi birine ‘Gözüm sanki bir yerlerden ısırıyor’ dedirtecek kadar dahi benzemiyor.

* * *

Davutoğlu hakkında her şeyi söyleyebilirsiniz ama silik, sinik, çapsız, kifayetsiz, paraşütle tepeden indirilmiş, aciz ve sarsak bir şaşkaloz olduğunu değil Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce bile olsanız söyleyemezsiniz. Hani diliniz dönmez, aklınıza dolanır...
Hazıra konmuyor çünkü, çilesini çekerek geliyor, bedelini ödeyerek...
Çelimsiz, dirayetsiz salon adamının biri değil.
Teorisyenliği kadar pratisyenliğini de konuşturmaktan geliyor.
Geçmiş mücadelelerden yarası beresi var, sırtında icraat yükü, deneyimlerinde hatası sevabı var...
Seversiniz sevmezsiniz ayrı. Ama hakkını teslim edin, adı var kendi yok bir gölge, içi boş bir bostan korkuluğu değil.
Eksiğiyle fazlasıyla gerçek biri olarak geliyor.

* * *

Hazır kesim yaftalar elde patladı,
Davutoğlu’na giydirilecek gibi değil...
Ne güzel yapıştırılacaktı oysa ‘Emanetçi’ diye, ne güzel vurulacaktı sırtına ‘Kukla’ damgası.
Hesap bozuldu, o mevziye yatanlar hep bozum oldu.
Ne emanetçiden bahseden kaldı, ne kukladan, tek tük denemeler de hayli zorlama...
Tutacak yakıştırma 7’sinde belli olur misali, bunların tutmayacağı kafadan belli etti kendini.

* * *

Eşkâli, önceden verilen eşkâlle eşleşmiyor.
O yüzden de şak diye teşhis edip adını koymak zor.
Şimdiye dek duyduğum en iyi yakıştırma, Star gazetesinde Mustafa Karaalioğlu’nun buluşuydu.
‘İkinci yeni’ dedi.
Evet, bu yeni bir şey.
Erdoğan’ın kampanya reklamında okuduğu ‘Sürgün ülkeden başkentler başkentine’ şiiriyle de uyumlu ayrıca. Sezai Karakoç, ikinci yeni akımının büyük şairi sonuçta...

* * *

‘İkinci yeni’, bugün AK Parti olağanüstü kongresinde nihai görücüye çıkıyor.
Delegeler, yalnızca Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanlığını değil, aynı zamanda bu ‘ikinci yeni’ durumunu da oylayacak.
Yani...
AK Parti’yi de ANAP’ın hazin sonunun beklediği söylenemiyor.
‘DYP’nin akıbetine uğrayacak, aşağısıyla yukarısı durmadan çekişecek’ türü gazeller okunamıyor.
‘Uyum sorunu ortaya çıkacak, çatışma yaşanacak’ kabilinden kehanetler patlatılamıyor.
‘Partiniz için yeni bir başlangıç değil, sonun başlangıcı’ mahiyetinde üst perdeden atılıp tutulamıyor.
Erdoğan-Davutoğlu tablosu, bu gibi çekiştirmelere elverişli değil ya...
İşte delegelerin bu hale dair memnuniyet ve beğeni düzeylerini; yeniden aşka, şevke, heyecana gelip gelmediklerini de yansıtacak Davutoğlu’nun kongre reytingi.

* * *

Seyrek ve ayrık şekilde, Ali Okulu’nun okuma fişleri gibi tane tane yazdım ki bu ‘ikinci yeni’ olayını anlamayan kalmasın.

X