Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Dinsiz’i de yalan ‘imansız’ı da

MHP’nin ağır abilerinden Yusuf Halaçoğlu, Deniz Baykal’a hem ayıp hem de haksızlık etti.
Halaçoğlu’nun talihsiz beyanı şöyleydi: “Biz eğer Sayın Baykal’ı desteklemiş olsaydık, AKP’nin tabiriyle ‘dinsiz bir partinin, inançsız bir partinin adamını seçtiniz’ diye bize yükleneceklerdi...”
Namaz-oruç bilen ve bunun gösterişinden de uzak duran bir siyasetçidir; ibadet konusunda babayani takılan bir sosyal demokrattır Baykal. Aksini iddia, hem gerçeğe aykırıdır hem de fena halde yakışıksızdır.
Ayrıca CHP’yi gözden düşürmek için dinsizlikle, imansızlıkla itham etmek, Allah’ı ve kitabı siyasete alet etmektir. Dinen de siyaseten de vebali ağır bir karalamadır.
Halaçoğlu, mübarek gün sadece Baykal’ın günahına girmemiş, AK Parti’yi de zan altında bırakmıştı. Neyse ki Bülent Arınç çıktı ve bu bühtanı şiddetle reddetti. “Allah aklımıza zarar vermesin. Halaçoğlu öyle cümleyi nasıl ağzından kaçırabilir. Hiçbir AK Partili’nin ne CHP ne de CHP’nin adayı için ağzından böyle bir şey çıkmaz” dedi de temizledi sürülmek istenen lekeyi.


Koşar adım sandığa


Alın MHP’yi. Bahçeli, dün Ahmet Hakan’la röportajında noktayı koydu. Davutoğlu’yla alelusul görüşecek, kapıyı yüzüne çarpmış olmamak için. AK Parti’nin kabul edemeyeceğini bildiği halde, şekil şartlarını yüz yüze tekrarlayacak, muhalefette kalma tavrından milim geri basmayacak...
Konuğunu boş çevirmemek için bir de nazik reçete sunacak, ‘Toplumsal yarılmaya ilaç olur, en iyisi siz CHP’yle hükümet kurun’ diyecek...
Sürpriz değil, hatta kendi içinde basbayağı tutarlı. 7 Haziran gecesinden beri aynı çizgide sebat ediyor Bahçeli. Duruşunu bozmadı. Bir koalisyonda yer almak istemiyor ve kafası bu konuda çok net.
Öne sürdüğü şartların altında mutlaka bir siyasi anlam yatıyor. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı külliyeden köşke geri gönderme takıntısı, 17-25 Aralık hesaplaşmasında ısrar ve çözüm süreci düşmanlığı görünür nedenler. Asıl belirleyici etken, MHP’nin bir türlü yenemediği koalisyon fobisi. O da çok net.
2002’de barajın altında kalarak yaşadığı Anasol-M koalisyonu travmasını atlatamamış hâlâ.


* * *


Alın CHP’yi. Bahçeli, Davutoğlu’na ortak olarak CHP’yi tavsiye edeceğini söylüyor.
Fakat aynı travma CHP’nin de başında. 1991-95 arasında önce SHP, sonra CHP olarak DYP ile koalisyonlar kurdular. 95 seçimlerinde, SHP’den kalan oylarının yarısı bir kalemde gitti CHP’nin. Kılpayı barajı geçti. 99’da da yüzde 10’nun altını gördü.
2002 seçimlerinde terse döndü iş; bu kez koalisyona giren DSP kafa üstü çakıldı. Dışarıda kalan CHP ise kazanan iki partiden biri oldu.
Geçmişte MHP kadar CHP’ye de kaybettirdi koalisyonlar. Birinin aşamadığı korkuyu öbürü nasıl söküp atacak içinden?


* * *


Alın size bir ara sonuç. Kılıçdaroğlu, partisindeki koalisyon fobisini bastırmak için çabalıyor en azından. Ateşten gömleği giyecek cesareti var.
Bakmayın AK Parti’siz seçeneği ısıtıp ısıtıp gündeme getirmesine. ‘Elimden geleni yaptım’ demek için başvurduğu bir taktik manevra üçlü koalisyon çağrısı.
Aklı AK Parti’yle bir koalisyona yatıyor ki iki lafından birinde ‘Cıs’ demiyor. Gazetelere ‘karamsar değilim’ demeçleri patlatıyor, MHP’nin göstermediği esneklikleri gösteriyor, MHP’nin kapıları kapattığı yerde uzlaşmaya açık izlenimi veriyor, iyimserlik havası yayıyor.
Kılıçdaroğlu için mesele galiba şu; AK Parti’yle koalisyonu tabanına nasıl kabul ettirecek, bir. Nasıl yapıp da al-ver sırasında ucuza gitmeyecek, iki.


* * *


Alın bu da bir kötü durum senaryosu size.
Bahçeli, AK Parti’yle CHP’ye diyor ki toplumsal depresyonu iyileştirmek için el ele verin. Ancak MHP’nin kendi koalisyon stresiyle nasıl baş edeceğine dair bir reçetesi yok.
MHP aşamıyorsa, AK Parti’ye diş bilemekten beslenen CHP bu psikolojik eşiği hiç aşamaz.
Bu saatten sonra koalisyon işi yatar. Görüşmelerin, 45 günlük süreyi doldurmak için vakit öldürmekten başka bir kıymet-i harbiyesi kalmaz. Ufukta tekrar seçim görünür. Bunun hesabı da koalisyondan kaçan partilere kesilir.
Hazırlığınızı ona göre yapın, istikamet koşar adım sandıktır. Seçim münakaşalarının ana teması da şu olacaktır: E hani milleti hükümetsiz bırakmayacaktınız. Siz değil miydiniz şart şurtların yanında bu sözü de veren?

X