Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Davutoğlu hakkında son kararım

“İLK ve en sert taşı sen attın” diyorlar, hani arkası nerede?

“Benmerkezci dedin, ‘Popülist’ dedin, kendi başarı hikâyesine çok fazla odaklandığını söyledin...
Henüz işler sarpa sarmamıştı, her yerde onun rüzgârı esiyordu. Altın çağını yaşadığı o günlerde kalktın, dış politikasını maceracı olmakla suçladın.
Şimdi konuşsana, tam sırası, niye susuyorsun...”

* * *

Madem Davutoğlu hakkındaki son görüşüm, birdenbire acayip merak konusu oldu. Buyurun, son kanaatimi paylaşıyorum.
Evet haklısınız...
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na çok ağır eleştiriler yönelttim.
Başbakanlık koridorlarında kesişen kişisel tarihimizin anlam ve önemi düşünüldüğünde, daha da ağır kaçan bir yazıydı...
Davutoğlu’nun siyasi hayatının belki de en iç acıtıcı hallerinden biri ikimiz arasında yaşandı.
İçeride, dışarıda el üstünde tutulduğu bir dönemde söylediklerim, doğrudan kişiliğine saldırı olarak alındı.
Kişisel hesabım olduğu söylendi, neydiyse o artık kuyruk acıma verildi, kendi muhitimde kınandım, ayıplandım.
Uzun hikâye, şu kadarını söyleyeyim:
Damarına basan, gururunu inciten, kime yazsan fena halde dokunacak yaralayıcı bir yazı yazdığım konusunda herkesle hemfikirim.
Fakat beni ne aforoz etti, ne düşmanlaştırdı, ne kara listeye aldı, ne de yok saydı...
Özel hukukumuz sebebiyle gönül koyabilirdi, yapsa hakkıydı, göze almıştım ama çiğ ve abes bir tavırla karşılaşmadım.
İktidar cenahından hiç kimseye bu kadar sert eleştiride bulunmadım ama bu kadar tahammül ve hoşgörüyü de başka kimseden görmedim.
Bilmem, bu size bir şey anlatıyor mu?

* * *

Hadi anlamayanlara biraz daha açayım.
Yani eğer Davutoğlu ‘Benmerkezci’, ‘Popülist’, ‘Maceraperest’, ‘Kendi hüsnücemaline kapılmış bir narsist’ ve ‘Şahsi başarı hikâyesine fazla odaklı’ ise varın en ufak bir dokundurmayı bile kan davasına çeviren, yedi kubbeli hamam kurma hayallerini aşamamış devletlü zevatın hangi Kaf dağlarında gezindiğini siz düşünün...
Dış politika mı?
Rezervlerim aynen baki. Ben yanlış bulduğumu eleştirmeye devam edeceğim, kimsenin şüphesi olmasın.
Ama karşımda sınırları zorlasa bile açıkça hakaret içermediği sürece eleştiriyi kaldıran, saldırı kişiliğine yönelse dahi kişisel almamaya özen gösteren Davutoğlu gibi hasbi bir muhatap görmek isterim.
Sözlerimi bağlıyorum:
Keşke her egoistte Davutoğlu’nun çelebi egosundan olsa, her bencilde Davutoğlu diğerkâmlığı, her maceraperestte Davutoğlu gerçekçiliği, her popülistte Davutoğlu omurgası, her siyasetçide Davutoğlu olgunluğu, her kıskanç narsistte Davutoğlu’nun gani gönlü olsa...
Daha ne diyeyim.

Rabia’yı unutmayalım unutturmayalım

IŞİD için ağzını açan şuradan başlıyor:
“Filankes günde 5 kere ‘terörist’ demediği için bak IŞİD Türkmenleri de kesti, falankes ‘İnsanlıktan çıkmış iğrenç mahluklar’ diye haykırmadığı için bak zavallı Yezidileri de boğazladı, işte şimdi Kürtlerin üzerine yürüyor...
Şiileri öldürürken Sünnicilik adına sırtları sıvazlanmasaydı bu kadar ileri gidebilirler miydi?..”
Ona kaldıysa; ben buradan ‘Aşağılık katil sürüsü’ diye bağırdım, ‘Pis caniler, kansız vahşiler’ dedim, bu ‘Hunhar terör şebekesi’ne bin lanet okudum, başındaki James Bond saatli madrabazın karışık cemaziyülevvelini yazdım, halifelik maskaralığını dilime doladım fakat yine de durduramadım mendeburu.
Ayrıca arkada Nuri El Maliki’nin zorbalıklarıyla, katı Şiiciliğiyle ayaklandırdığı Sünni Arap aşiretleri de vardı, olay tek başına IŞİD olayı değildi, zeminini Bağdat’ın kör inadı hazırlamıştı, çapını doğru görün diye en baştan söyledim...

* * *

Netice-i kelam...
Bugün ne Sünniler ne Şiiler, ne Müslümanlar ne Yezidiler, ne Türkmenler ne de peşmergeler IŞİD’in kör bıçağından emin...
Fakat elimizdeki tek Sünni kökenli cani, IŞİD değil.
Sisi de aşağı kalmaz bir katil, gözü dönmüş soğukkanlı bir barbar...
Bundan bir yıl önce Kahire’deki Rabia Meydanı’nda barışçıl protesto hakkı için toplanan silahsız, savunmasız kalabalığın üzerine ateş açtırdı, sağlık görevlilerini bile çatılardaki keskin nişancılarına vurdurdu.
Meydanı 12 saat boyunca giriş ve çıkışlara kapattı, 12 saat boyunca dünyanın gözleri önünde seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi yanlılarının kanını akıttı.
Darbeci General Sisi, uluslararası örgütlere göre bir seferde en fazla insan katleden katliamcıların başında geliyor.
Kurbanları da Sünni’ydi, çoğu Müslüman Kardeşler’dendi, o da Sünni bir Müslüman kardeş lafta...
Eliniz serbest, tutukluk gerektiren mezhepsel bir engel yok yani.
Hadi siz de Rabia Günü’nü unutmayın, unutturmayın.
“Kahrolsun katil Sisi” diye bağırın.
“Zalimler için yaşasın cehennem” diye haykırın.

X