Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cemaat cephesinde değişen bir şey yok

“AKIL, olmazların zoru içinde” diyen Necip Fazıl’ın ceddine rahmet, Cemaat medyasının zorunu başka türlü anlatamazdım.

Sık gittiğim bir restoranda, gazete takımına uzandım geçen gün; içinden bir değil, üç tane Zaman çıkmasın mı! Alın size bela bir güçlük...
“Hayırdır, dayanışma filan mı” diye takıldım şefe. Cevabı, “Yok vallaha, kapıya bedava bırakıyorlar, sayı birken ikiye, üçe çıktı, sormayın” oldu.
Fethullah Gülen’in Necip Fazıl’dan aktardığı ‘Süper kâfir bir gazete’ anekdotu gelmez mi sizin de aklınıza?
Hani şöyle diyordu Gülen:
Yalan bir kâfir sözüdür...
Necip Fazıl, bir gazete için ‘Süper Kâfir’ derdi. Süper kâfir bir yalan, bir lafz-ı kâfir ortaya atınca, diğerleri hemen onu paylaşırlar.
... O jurnal (gazete), o günkü tirajıyla 70-80 bin, belki de bazıları günümüzde bir kısım jurnaller için yapıldığı gibi, bedava kapı altlarından içerilere atılıyordu, böylece sun’i bir tiraj yüksekliği sağlanıyordu... Bir lafz-ı kâfir milyonlara ulaşıyordu...”
‘Kapılara atılan gazete’
için bu söylediklerini şimdi nereye koyacağız? Çıkın bakalım içinden.

***

Kendi kuyruklarına mı basıyorlar desem, kuyrukları ayaklarına mı dolanıyor, dilleri mi dolaşıyor... Savunma geliştirdikçe müşkülatları artıyor. Bir tezatlar yumağı içinde çıkış yolu arıyorlar. Görünen de o ki, mevzu giderek daha bir arapsaçına dönecek.
Zorları kendileriyle çünkü; ne yana dönseler yüzlerine çarpacak tam aksi icraatları var, yakalarını bırakmıyor...
Bugünkü manşetlerine dünkü manşetleri karşı çıkıyor...
Bugünkü savunmalarını, dünkü suçlamaları çürütüyor...
Kendi gölgesiyle boğuşan her paranoya mustaribi gibi bir süre sonra feleğiniz şaşmaz mı, siz olsanız...
Utanmazlığa vursanız dahi, bir dediğiniz diğerini tutmayacak ya da birinizin dediği diğerinizinkini...
Mesela Zaman gazetesi, “Tahşiye operasyonunu hükümet yaptı; Erdoğan, ABD’ye ‘El Kaide’ diye pazarladı” diyecek...
Ama kardeş gazete Bugün, ayrı telden çalacak. Şöyle çakacak manşetten:
“Bir yanda silahlar ve patlayıcılarla yakalanan El Kaide Bağlantılı Tahşiyeciler Örgütü... Diğer yanda terörün her türlüsüne cephe alan Fethullah Gülen Hocaefendi. Gülen’i terör örgütü kurmakla suçlayanlar Tahşiyeciler’i aklamaya çalışıyor...”
Biri, “Tahşiyeciler adında El Kaide bağlantılı bir örgüt gerçekten var, kumpas yok” tezini işleyecek...
Diğeri, “Bir kumpas var ama hükümet kurdu”yu satmaya çalışacak.
Biri, “Başımıza bunlar hep El Kaide ile mücadele ettiğimiz için geldi, Gülen onun için hedef seçildi, ‘Paralel Yapı’ soruşturmasına uğrayan polislerin asıl suçu El Kaidecilere operasyon yapmalarıydı” hattından yürümeyi deneyecek...
Diğeri, “Tayyip Erdoğan, El Kaide ile mücadele ediyor izlenimi vererek ABD’ye yaranmak istedi, onun için suçsuz insanları terörist gibi gösterip hapse attı, şimdi bizim üstümüze yıkıyor” argümanıyla şansını zorlayacak.
Fakat bunların ikisi birden doğru olamayacağına göre, ‘Biri bize yalan söylüyor ama kim’ demeyecek miyiz? Gülen’in ‘Süper kâfir’ hükmüne havale etmeyecek miyiz yalancıyı?

***

Gazetecilikten örgüt çıkaran düne ait seri manşetleriniz ortadayken bugün “Gazetecilikten örgüt çıkardılar” manşetini hangi hakla atacaksınız? Yüzünüz tuttu attınız hadi, nasıl inandıracaksınız?
Açmazları bu...
“El Kaide Bağlantılı Tahşiyeciler Örgütü” diye kapital harflerle adını zihinlere nakşettiğiniz Tahşiye yayınevini, Mustafa Kaplan ve Bünyamin Ateş gibi gazeteciler kurmuştu. Haklarındaki resmi suçlama bile sizinki kadar ileri gitmemişken, savcı bile en fazla ‘El Kaide’ye manevi destek’ verdiklerini iddia edebilmişken... Siz bu ‘savcıdan fazla savcı’ tavırlarla hâlâ nasıl ‘basın özgürlüğü’nden söz edeceksiniz?
Neresinden tutsanız elde kalıyor....
Ben dahil birçok gazetecinin suç örgütü üyesi gibi gösterilip hukuki kandırmacalarla dinlendiği ortaya çıktı. Mağdur meslektaşları adına paralel kulaklardan hesap soracaklarına, hâlâ yasadışı dinleme zanlılarını allem kallem savunan onlar değil mi? Bütün basın susturulabilir, hapse atılabilir de bir tek onlara gelince mi ‘Özgür basın susturulamaz’?

***

Ne ders çıkarması, nerede hatadan dönmek, hangi nedamet belirtisi, daha yanlışlarıyla yüzleşmeye hazır değiller.
Burunlarının dikine giderek toparlayacaklar dağınıklığı, bekleyin, pek yakında.


X