Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir bir çıkıyor kerametleri

DENKLEM tersyüz; dün IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin silah arkadaşı, uluslararası koalisyonun stratejik partneri, Batı dünyasının güvenilir müttefiki olmakla övünen PYD, dolayısıyla PKK, bugün Esad’a yanaşıyor. Dün ABD hava kuvvetlerinin kara gücü, piyade birliği gibi işlev görüyorlardı. Bugün Esad’ın hava kuvvetlerine yeniden kara gücü olmaya talipler.
Eşbaşkan Salih Müslim, rejim güçlerini Rojava’ya davet bile etti. Esad’ın ordusuna katılmayı da bağlanmayı da telaffuza bile başladı. Çünkü avantajlı konumunu, ABD’nin fiili garantörlüğünü kaybetti, yeni bir himaye arayışında.


* * *


ABD, ‘Kobani’nin kurtarıcısı, Rojava’nın koruyucusu’ydu. Başkan, ‘Biji Obama’ diye selamlanıyordu. Yakında terör örgütleri listesinden çıkarılacağı hayaline bile kapılmıştı PKK. Umut dünyası...
Oyun değişti; güvendikleri dağlara acı gerçekler yağdı.
PKK’ya uluslararası toplumda meşruiyet ve Suriye’de bir miktar toprak kazanma kapısı aralayan fırsat, IŞİD’le savaştı.
Fakat Türkiye’nin denkleme girmesiyle altüst oldu o hesap. Fırsat penceresi, kapı çarpma hızıyla yüzlerine kapandı.
Aynı ABD, bugün PKK’yı, Çözüm Süreci’nde oyunbozan taraf olarak görüyor, Türkiye’yi kışkırtmakla suçluyor, hava harekatlarını haklı buluyor. PKK’nın bir terör örgütü olduğunu da döne döne tekrarlıyor ki Ankara’nın yüreği soğusun.


* * *


İncirlik Üssü açıldı, kapılar yeniden Türkiye’ye açıldı.
Düne kadar yalnızlaşmış, içe kapanmış, yakın müttefikleri tarafından dahi dışlanmış bir ülke şeklinde resmediliyordu Türkiye.
Bugün... Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Başbakan Davutoğlu’nun bir hafta içinde yürüttükleri telefon diplomasisine bakın. ABD Başkanı Obama’dan Rusya lideri Putin’e, Almanya Şansölyesi Merkel’den İtalya Başbakanı Renzi’ye, Ürdün Kralı Abdullah’tan Suudi Kralı Selman’a, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’dan İngiltere Başbakanı Cameron’a kimlerle görüşmediler?
Ahizeyi kaldırdıklarında kim çıkmadı telefonlarına, kim PKK’yı lanetlemedi, kim terörle mücadelede destek bildirmedi? BM, AB ve NATO mu Türkiye’yi yalnız bıraktı?
IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona aktif katılımla her şey değişti.
Bir de koalisyon kazandırmaz derlerdi. Medyalarının havası bile bir günde değişti.


* * *


Yanlış hesap yaptı PKK... Türkiye’ye karşı geçici bir pazarlık kartı, bir sıkıştırma kozu olarak kullanıldığını anlamadı.
IŞİD karşıtlığı sayesinde Türkiye’nin yerini aldığını, Batı ittifakında Türkiye’ye ayrılan sandalyeye bundan böyle kendisinin oturtulacağını, dünya başkentlerinde alayıvala ile ağırlanacağını, Beyaz Saray’da stratejik bir ortak, bir silah arkadaşı gibi karşılanıp Rose Garden’da baş göz edileceğini, Obama’yla basına kol kola poz bile verdirileceğini sandı...
Aklını Suriye’deki gelişmeler çeldi, iştahını IŞİD’le mücadelede doğan kara gücü ihtiyacı kabarttı. Silah bırakma fikrinden böyle caydı, çözüm süreci yolundan böyle çıktı Kandil.
IŞİD’le savaş seferberliğine gönüllü asker yazılırsa silahlı bir aktör olarak dünyada kabul göreceğini, BM ve NATO tarafından bile tanınacağını... Kısa sürede Suriye’de hem meşruiyet hem de bir toprak parçasına kavuşacağını düşündü.
Sırtını sağlam kayaya dayadığına göre, Batı ittifakının gözünden düşmüş bir Türkiye’yle de pekâlâ restleşebilirdi. Son bir kez gücünü sınayabilirdi...
Çatışmalı ortama, şımartılmaya çabuk gelen Kandil’deki bu baş dönmesi yüzünden döndük işte.


* * *


Türkiye sahaya indi ve dengeler tarumar oldu; Kandil’in hayal ettiği gibi olmadı.
Ankara’nın güvenli bölge tezlerine karşı Washington’un katı tutumu gevşedi, ilişkilerdeki eleştirel ton yerini dayanışma çağrılarına bıraktı, gazetelerinin ve TV’lerinin bakışı bile yumuşadı.
Dışişleri Bakanı John Kerry, varılan anlaşma için “Suriye’de dinamikleri değiştirecek” demişti.
New York Times, “Oyunun kurallarını değiştiren anlaşma” şeklinde yansıtmıştı.
Haklı çıktılar, Türkiye’de bile taşlar yerinden oynadı.
Bir gün PYD’ye silah indirerek, bir gün Saray’ın klozet kapaklarını New York Times’a basarak... 10 ay zorladılar Türkiye’yi. Dediklerine getirtmek için sıkı zorladılar.
Neticede biraz Türkiye onların suyuna gitti, biraz onlar Türkiye’nin pozisyonuna yaklaştı... Ve ortaklık aktive oldu...
Kerametleri bir bir zuhur ediyor şimdi. Koalisyonun gücünü yabana da atmamak gerekirmiş.

X