Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Berkin’in annesini yuhalatma meselesi

YAVUZ Bingöl’ün kendi lincine ferman çıkaran sözlerini tekrar tekrar okudum. “İnsani bir şey” dediği şeyin tam ne olduğunu anlamak için...

Berkin Elvan’ın acılı annesinin kalabalıklara yuhalatılmasına mı “insani bir şey” diyordu Yavuz, yoksa başka bir şeye mi?
Emin olmak istedim...
Sonra, neydi şu ‘Tayyip Erdoğan, Berkin Elvan’ın annesini yuhalattı’ dedikleri şey? Geriye dönüp bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında ettiği o sözlere bir daha, bir daha baktım. Size kanaatimi söyleyeyim mi, ne o ne de bu...
Ne Yavuz Bingöl’ün meramı ‘acılı bir annenin seçim meydanlarında yuhalatılmasını makulleştirip insanileştirmek’... Ne de Tayyip Erdoğan’ın derdi ‘acılı bir anneyi seçim meydanlarında öfkeli taraftarlarına yuhalatmaya çalışmak’...


* * *


Kopan pandomimaya bakınca kendimden şüphe etmeye başladım. Yahut ben mi işin özünü kaçırıyorum?
Erdoğan, 14 Mart Cuma günü Gaziantep mitinginde konuşmuştu. O kısmı şöyle:
“Polis orada yüzü poşulu elindeki sapanla demir bilyeleri savuran o kişinin kaç yaşında olduğunu nereden ayıracak? Kılıçdaroğlu bunun ekmek almaya gittiğini söylüyor, dürüst ol dürüst! Ne ekmek alması, ne alakası var? Ve çok enteresan, annesi diyor ki evladımın katili Başbakan diyor... Evladınızın mezarına karanfil ve demir bilye atışınızı anlamadım? O demir bilyeyi acaba niçin atıyorsun evladının mezarına? Neyin mesajını veriyorsun?...”
Yavuz Bingöl
de 3 Aralık Çarşamba günü Hürriyet’te, Ahmet Hakan’a konuştu:
“Şöyle söyleyeyim: Mesela Tayyip Bey’in ölmüş anasına küfür edildiği zaman, ertesi gün o zaman Berkin Elvan’ın annesi yuhalattığı zaman... İşte o zaman sonuç ne? Yani bu çok insani, işte duygusunu işine karıştırmak... Ya da ölmüş bir annenin peşinden edilen küfür ne kadar yakışabilir? Ne kadar ayıp bir şey! Hiç farkı kalmıyor ki işin. O zaman o da öyle yapıyor... Peki tamam... Güzel... Ben de yani o yüzden saf tutmak istemiyorum. O kadar kötü bir noktaya gitti ki iş...”
Size de soruyorum; bu sözlerin hakkı, Allah ne verdiyse bir infialle sahiplerine yüklenmek, göz karartıp öfke patlamalarıyla ‘vur ha vur’ vurmak mıdır?


* * *


Tayyip Erdoğan’dan nefret edebilirsiniz ama bu nefret, yaptığı şeyin ‘katil başbakan’ suçlamasına tepki göstermek olduğunu görmenize engel değil...
Yavuz Bingöl’ün, Tayyip Erdoğan’la el sıkışırken yüzünde açan sevinç gülücüklerini gizleyememesine, Ahmet Davutoğlu’yla ‘muhabbet sofrası’na oturmaktan kesinlikle gocunmamasına ve hatta belki bazılarınızın nazarında ‘gemisini yürüten kaptan’ gibi görünmekten çekinmemesine gıcık olabilir, ona karşı kendinizi doldurmuş olabilirsiniz.
Ama kendini ifadede yetersiz kalması, ona fütursuzca mahalle dayağı çekmenize, göstere göstere psikolojik şiddet uygulamanıza haklı bir bahane değil...
Hakkaniyetli davranmaya ve samimiyetle içini dökmeye çalışmış, ancak muvaffak olamamış. Duygularını terennümde acze düştü, doğru kelimeleri bulamadı diye iyi niyetli çabasını görmezden mi geleceksiniz?


* * *


Dilin, hem de çetrefilli bir mevzuda tam dönememesi, gayet insani bir kusurdur. Erdoğan onu öyle, Yavuz bunu böyle demeyeydi iyiydi...
Fakat en ufak bir artikülasyon sorunu karşısında çığırından çıkmaya hazır bu anlayışsızlık da pek insaflı ve vicdanlı bir şey değil.
Sakın siz, ‘Hassasiyet arz edeyim’ derken abartıp gaddarlık ediyor olmayasınız!

X