Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Beni şaşırtan iki bakan

Biri eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, diğeri de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik.

Torun Center inşaatındaki asansör faciasından sonra kayıplara karışmadı ikisi de. Çıkıp mertçe kitabın ortasından konuştular...

***

Biz, Erdoğan Bayraktar’ı, büyükşehirlerde belediyelerin imar yetkilerini bile kendi elinde toplayan süper bakan zannederdik.
İstediği arazide, istediği imar uygulamasını resen yapabilen, emsal yani rant değerlerini bir imzayla 3’e, 5’e katlayabilen tek yetkili...
Yavaşlatıcı ‘denetim’leri baypas ederek imar ve inşaat işlerini jet hızına kavuşturan kişi...
Hakkında tüm bildiklerimiz yanlışmış.
İmar rantının kaymağını belediyeler yesin, uyanık müteahhitler ucuza kapattıkları arazilerin imar planlarıyla oynayarak havadan para kazanmasın, emsal hakkını yükseltip vurgun vuramasın diye nasıl çırpınmış meğer.
Ama muvaffak olamamış...
Bundan ne kadar mustarip olduğunu yeni öğrendik.
Şöyle diyor:
“Şu anda kentlerdeki imar yoğunluğunun nedeni imar yönetmeliği. Ama biz bunun yönetmeliğini yaptık ve ben altında kaldım. Dünyayı kafama yıktılar ve ertelettiler. Neden? Çünkü 1 emsal, 2 emsale, 3 emsale çıkarılıyor...
Biz imar rantından kazanılan para belediyelerin kasasına gitsin istedik. Çalışmadan kazananlar engelledi...”

***

Hakeza, yine anlıyoruz ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de benzer dertlerden mustarip...
İş kazalarının arkasında üretim zorlaması ve maliyet baskısı olduğunu açık açık söylüyor.
Üretim zorlaması; Soma’daki maden ocağından, sözleşmeye göre 2017’e kadar çıkarılacak 15 milyon ton kömürün, daha 2014 itibariyle çıkarılmış olmasıdır. Daha çok kazanmak için, işçiyi Allah’a emanet doludizgin çalıştırmaktır...
Maliyet baskısı ise, kârı arttırmak için masraftan kısmak, işçinin can emniyeti için paraya kıyıp gerekli harcamaları yapmamak, çalışma koşullarının iyileştirilmesinden tasarruf ederek işi daha ucuza getirmek demektir...
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, büyük bir isabetle “Köle düzeni kurup kâr hırsıyla emeği sömürmek” diyor buna.
İfadesi şöyle:
“Siz işi daha ucuza yaptırmak için taşeronluk sistemini acımasız bir şekilde kullanarak, insanları, çalışanları adeta köleleştirerek bir uygulama içerisine girerseniz güvenlik ikinci plana düşer...”
Bakan bey, işveren yerine bakanlığa yüklenilmesinden de şikâyetçi, adres yanlış diye uyarıyor:
“Bütün uluslararası sözleşmelerde sorumluluk mal sahibinindir. İşin sahibinindir. Müfettişler mal sahibi değildir ki. Denetim yapmışlardır, kusur varsa bildirmişlerdir...”

***

Her iki ismin de, böyle bir günde kendilerini eleştirilere muhatap edip dobra dobra cevap vermeleri harika...
İşin doğrusu, verdikleri cevaplar da hayli tatminkâr ve harika...
Tek sorun; madem biliyorlardı, doğru bildiklerini şimdiye kadar niye uygulamadılar?
Yani bütün bu imar zorlamaları, maliyet zorlamaları, üretim zorlamaları, taşeron zorlamalarının farkındayken... Görev sahalarında dönen bu rant ve kölelik çarklarını değiştirmeden nasıl edebildiler?

***

Asansör faciasında propaganda zorlamalarına da tanık olmuştuk. Galiba bu açıklamalar da biraz savunma zorlaması.


Yangın tatbikatı gördünüz mü siz?

AĞZIMDAN yel alsın, felaket tellallığı yapmak istemem ama insanın aklına bin türlü fenalık geliyor.
Bu yüksek yüksek binalar, bu ucu bucağı görünmeyen siteler, bu devasa oteller, bu koca koca AVM’ler maazallah bir yangın faciasına ne kadar hazırlıklı?
Yangın söndürme sistemleri çalışır vaziyette mi, duman sensörleri iş görecek mi, tüpünden hortumuna manuel müdahale tertibatı yerinde mi, hepsi talimatnameye uygun mu vesaire...
Bunu bilmenin tek yolu, tatbikat... Siz hiçbir yangın tatbikatına rastgeldiniz mi peki?
Alarmı duyduğunuzda paniklemeden, eliniz ayağınız birbirine dolanmadan ne yapacağınızı, kendinizi ve başkalarını nasıl kurtaracağınızı biliyor musunuz?
Denetimde ‘sakıncalı’ çıkan asansördeki kırmızı uyarı etiketini bile gözümüz görmesin diye çöpe atıp körü körüne binmeye devam eden biz... Allah göstermesin de, bir plaza yangınında biz ne yaparız, düşünemiyorum.

X