"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Akif Beki

‘Ayarlanmış yargı’ testi 

GENELKURMAY’ın dün yaptığı açıklama, bir devrin kapanış ilanı gibi.

Kumpas üzerine kurulan davaların sonuncusu, İzmir’deki Askeri Casusluk davasıydı.

 

Tüm sanıkların beraatıyla çöktü.

 

Son kumpas da alt edilince Genelkurmay Başkanlığı oturmuş, Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk davaları döneminin sona erdiğini duyuran dünkü açıklamayı kaleme almış görünüyor.

 

Tek başına bu son dava bile 3 yıldan fazla sürdü. Haksız yere yatan, karalanan, hayatı karartılan yüzlerce mağdur aklandı.

 

Üstünden dünyalar ağırlığınca yük kalktığını, Genelkurmay’ın müthiş rahatladığını yansıtıyor açıklama.

 

Özetle, çok kahır çektiklerini, çok üzüldüklerini ama hukukun üstünlüğüne saygıdan vazgeçmediklerini, yargıya inançlarını son ana dek koruduklarını ve haklılıklarının ortaya çıktığını söylüyorlar.

 

Adaletin tecellisini sevinçle karşılıyor, kutluyorlar.

 

Hukuktan ayrılmayıp mahkeme kapılarında sabırla bekledikleri için ne kadar haklı olduklarının görüldüğünü de kayda geçiriyorlar.

 

Hakkın yerini tam bulması, yargıyı karanlık tertiplerine alet edenlerin müstahak oldukları cezaya çarptırılmalarına bağlı elbette.

 

Yine de buraya kadarki kısmı, mücadelede bir mutlu sona işaret ediyor.Fakat bütün bu acı tecrübelerden bir şey öğrendik mi derseniz...

 

 

* * *

 

Gidişat, yaşadığımız ağır travmalardan çok da ders çıkarmadığımız yönünde.

 

Askerin yargılanma usulünde değişiklik haberleri erkenden gündemimize girdi bile.

 

Hükümetin bir taslak üzerinde çalıştığı konuşuluyor. Özel yetkili yargı düzenlemesiyle ileri gidilmişti.

 

Genelkurmay başkanına da şıpın işi dokunulmasının, askerin kozmik odasına bile paldır küldür girilebilmesinin önü açılmıştı.

 

 O uçtan bu kez öbür uca savrulma emareleri beliriyor.Eskiye dönüş alametleri bunlar. 

 

Hukuk karşısında dokunulmazlık tanıma, hesap sormayı güçleştirme, ayrıcalık ve istisnalar getirme merakımız çarçabuk avdet etti maşallah.

 

Benzer bir durum, telefon dinleme prosedürü için de geçerli.Polisin önleyici dinleme yapmasını kolaylaştıracak bir taslaktan söz ediliyor.

 

Üç ağır ceza hâkimi yerine, birinin oluru yetecek. Hem de herhangi bir hâkimin. 

 

Polis, sezgi ve şüphesine binaen, kanıta filan dayanmaksızın, önleyici istihbarat yakalayacağım diye, gerek gördüğü herkesi gerek gördüğü sürece dinleyebilecek. 

 

3 ay dinledi ve bırakın herhangi bir suç unsurunu en küçük bir ipucu bile bulamadı mı?

 

Hâlâ aradığını söyleyerek 3 ay daha dinlemek için başvurabilecek.

 

Ve izni koparması, bir hâkimin kararına bakacak. 

 

Üç hâkimi ikna edeceği yerde, toplumun can güvenliği için o telefonu dinlemenin hayati olduğuna bir hâkimi ikna etmesi yetecek.

 

Bir hâkimin karar vermesiyle üç hâkimin dinleme kararı vermesi arasındaki farkı hâlâ sormazsınız umarım. 

 

 

* * *

 

 

Bugün kumpas diye, komplo diye yaka silktiğimiz belaları düşünün, nasıl sardık başımıza? 

 

Tertipçilerinden hesap sorulsun, bedeli ödetilsin diye ortalığı inlettiğimiz yargı facialarını, telekulak skandallarını düşünün.

 

Arkasında ne vardı, sorumluları kimlerdi?Yargı ve polisteki yetkilerini kötüye kullanan, bugün adına Paralel Yapı dediğimiz bir çetenin marifetleri değil miydi bunlar?

 

Süper savcı, süper hâkim, süper asker, süper polis yetkileri veren bir geçmiş düzenleme gösterin ki bana, istismar edilmiş olmasın.

 

Daha önce deneyip sonuçlarını gördüğümüz bir işe soyunuyoruz.

 

Askerin yargılanmasını bir yerinden başlayarak tekrar zorlaştırıp polisin telefon dinlemesini tekrar kolaylaştırıyoruz. 

 

Terörle mücadelede askerle polisin ellerini güçlendiriyoruz. Zafiyete yol açan yanlışları düzeltiyoruz sözüm ona.

 

Kim itiraz edebilir?

 

Öğrenmek, ders almak bir yana, Ergenekon davaları ve 17-25 Aralık operasyonları gibi kumpas tecrübelerini hiç yaşamamışız gibi. 

 

Henüz tozlarını, kirlerini üstümüzden silkeleyip atamamışken, daha hâlâ temizlenmek için ellerimizi çırpıp duruyorken yok hükmünde oldular.

 

Davalardan el çektirilen, açığa alınan, meslekten atılan, tutuklanan, yurtdışına kaçırılan savcı ve hâkimlerimiz hiç olmamış gibi.

 

 

* * *

 

 

Ayarlanmış hâkimlerin, ayartılmış polis ve savcıların başımıza açtığı gailelerin çoğu geçmişte kaldı.

 

Bir kumpaslar dönemi sona erdi.Şimdi başa dönüyoruz.

 

Alışkanlık yapmış olmalı ki üç hâkimin kafalanmasının, bir hâkimin kafalanmasından zor olup olmadığını yeniden merak etmeye başladık.

 

Sil baştan denemeye hazır olun öyleyse. Bakarsınız sonuç değişir.

X