"Akif Beki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Akif Beki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Akif Beki

Atalay’ın zorlandığı savunmaya Âkif’ten kopya

26 Temmuz 2017

Kadri Gürsel’in işi nispeten kolaydı. O tarihte orada olmadığı, gelen o telefonlara bakmadığı, o mesajlara dönmediği, o ByLock’çuları tanımadığı için savunması rahat geçti.

FETÖ, kilit kurumlarına sızarak devleti ele geçirirken iktidarı fazlasıyla uyarmış ve haklı çıkmış olmanın rahatlığı da vardı üstünde. Herkese yapışır ama Kadri Gürsel’e yapışmazdı FETÖ’cülük.

Musa Kart, Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve diğerleri de aşağı yukarı aynı savunma avantajlarından yararlandı.

Fakat davanın baş sanıklarından Akın Atalay, bir noktada acayip köşeye sıkıştı.

Ne diyeceğini şaşırdığını, nasıl savunacağını bilemediğini ağzıyla itiraf ettiği karmakarışık suçlama, iddianamenin 241. sayfasında geçiyor.

ÇOK PİS YAKALANDIĞINI İNKÂR ETMİYOR

Diyor ki: “Bu iddianame ve eklerinin içindeki yüzlerce iddia ve belge arasında anlamakta, anlamlandırmakta hem kendime hem başkalarına izah etmekte ve bunu nasıl anlatmalıyım diye düşünüp çözüm yolu bulmakta en çok zorlandığım konu bu oldu.”

Tespit edilen karanlık ilişkiler ağıyla karışık para trafiğini anlatmayı şöyle deniyor

Yazının devamı...

‘Türk Musevilerine terörist demedik’ üzerine

23 Temmuz 2017

Neyse ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri imdada yetişti. Temel insan hakları ihlallerine, temel hakları ihlal ederek karışılık verecek bir anlayışın Türkiye’de hâkim olmadığını gösterdi.

‘MISİLLEMECİ’ İMAJI OTURSAYDI

Almanya zaten siyasetçisi, medyasıyla yükleniyor, Türkiye’yi dünyaya kötülüyor, FETÖ kaçkınlarıyla takasa sokmak için rastgele Alman vatandaşlarını tutukladığımız karalamalarını yayıyor.

Güya siyasi pazarlıkta elimizi güçlendirmek için... “Casus değilse, teröre destek vermiyorsa ne işi vardı Türkiye’de” suçlamasıyla, sorun yaşadığımız ülkelerin vatandaşlarını topluyor, rehine gibi kullanıyormuşuz.

Erdoğan, Mescid-i Aksa’daki zulmü terörle mücadele gerekçesine bağlayan İsrail Cumhurbaşkanı’nı nasıl uyardığını açıklamasa...

“Biz Türkiye’de, sinagoga ibadete giden bir Yahudiye asla terörist yakıştırması yapmadık. Siz bunu nasıl yaparsınız” diye çıkıştığını bildirmese...

Böyle misillemeleri aklımızdan dahi geçirmediğimizi vurgulamasa...

Belki sinagog protestocularına bakıp Alman medyasındaki zırvalıklara inanacak, misillemede hukuk sınırı tanımadığımız iddialarına hak verecek kimseler çıkabilecekti.

Yazının devamı...

Ama bunlar eski Türkiye refleksi

22 Temmuz 2017

Kontratak mı dersiniz, karşı propaganda mı, nefsi müdafaa mı... Alman hükümetinin tepkilerine verdiğimiz karşılık bu.

Türkiye, sıkça tekrarlandığı gibi eski Türkiye değil, çok doğru. Fakat bu refleksler, eski Türkiye’nin reflekslerine benzemiyor mu?

‘En iyi savunma saldırıdır’ taktiği

Alın Büyükada operasyonunu... İnsan hakları savunucularının toplantısı basılmış, kamuoyuna ‘casus avı’ olarak yansımıştı ya...

Devam eden ve gizlilik gerekçesiyle delillerin açıklanmadığı bir soruşturmada şüpheliler, her gün manşetlerden suçlu diye afişe ediliyor. Mahkûmiyetleri kesinleşmiş gibi bağıra çağıra ‘terörist’ deniyor, suçları sabitmiş gibi ‘ajan’lıkları ilan ediliyor.

Neyle suçlandıklarını, elde ne gibi somut kanıtlar bulunduğunu soranlar da ‘ajanı’na sahip çıkmakla, ‘terörist’ini korumakla, ‘adamları’ enselenince panik yapmakla suçlanıyor.

Almanya’nın alarme olması, Peter Steudtner’in ajanlığının başlı başına bir ispatı diye lanse ediliyor. Yarası olmasa gocunur muydu mantığı...

Almanları zıplattığına göre, demek ki yakalananlar kesin Alman casusu, öyle mi?

Yazının devamı...

Kabine değişikliği ve argümanlar

20 Temmuz 2017

Doğrusu ben de şaşırdım, seçime kadar radikal bir değişiklik beklemiyordum. Ama zaten radikal bir değişiklik de olmadı. Sınırlı bir revizyona gidildi.

İKİNCİ ARGÜMAN: E HANİ BAŞBAKAN DEĞİŞECEKTİ?

 Radikal değişiklikçilere soğuk duş oldu, kabul. Fakat zaten hayal âleminde geziyorlardı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu öngörenler bile çıkıyordu.

‘Nasılsa artık başbakanın illa genel başkan olması şartı yok, Cumhurbaşkanı’nın onu da üstlenmesiyle teamül ortadan kalktı. Herhangi bir ismi niye atamasın’ diyorlardı.

Kâğıt üstünde haklıydılar. Fakat başbakan değişikliği, pratikte hiç de gerçekçi bir beklenti değildi.

Her şey bir yana, mevcut koşullarda Binali Bey’den daha sevecen, daha toparlayıcı, sempati toplama gücü daha yüksek kim bulunacaktı?

İkincisi, seçime şunun şurasında sayılı gün kalmışken başbakan değiştirmek, alınacak risk miydi?

Üstelik Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...

Pazarlık ve takas için mi hadi canım!

19 Temmuz 2017

ARD kanalı, Türkiye’yle pazarlık var mı, yok mu diye bodoslama sordu Merkel’e.

Alman parlamenterlere Konya’daki üssü ziyaret izni, ilticacı FETÖ’cülerin iadesi şartına mı bağlanıyor? Bu, Türkiye tarafından bir pazarlık konusu mu yapılıyor?

Merkel, ayyuka çıkan şayiayı doğrulamadı. İkili görüşmelerde böyle gizli bir taleple karşılaşmadığını, karşılaşırsa da açıktan reddedeceğini söyledi.

“İade edip etmemek yargıya ait bir karar, el altından siyasi pazarlığa tabi değil” mesajını tekrarladı.

‘HA ÖYLE Mİ’ DER GİBİ

İncirlik’ten kovmaktan beter ettik. Yine de nezaketlerini bozmadan çekildiler. Giderken de geçmiş ev sahipliği için Türkiye’ye teşekkür ettiler. ‘İncirlik konusunu artık kapatalım, geride kalsın, önümüze bakalım’ dediler.

Arkasından Konya’daki Alman askerlerini ziyaret etmekte zorluk çıkardık, yine aynı soğukkanlılıkla tepki vermeyi sürdürüyorlar.

FETÖ’cülerin iadesinde al-vere girmiyorlar, pazarlığa yanaşmıyorlar, takasa açık değiller.

Yazının devamı...

Cuma hutbesi bir, Milli Birlik korteji iki

16 Temmuz 2017

CHP’nin, Meclis merkezli Milli Birlik yürüyüşüne katılmaması da öyle bir eksiklik.

Nasıl ki bombalandığı gece, o çatı altında iktidarı muhalefetiyle milli birlik sergilendi...

Nasıl ki menfur darbe girişimine, iktidarı muhalefetiyle yekvücut karşı duruldu...

Nasıl ki Yenikapı mitingine, ne yapılıp ne edilip tam kadro çıkıldı, milli birlik görüntüsü verildi...

Dün geceki yürüyüşe de CHP’nin katılımı öyle sağlanmalıydı.

FETÖ’YÜ SEVİNDİRMEMEK ADINA

Tam davet krizi aşıldı... Sonradan Darbe Komisyonu Raporu’na eklenen tartışmalı ifadeler bir günlüğüne aşıldı... Kısır polemikler o gün için aşıldı... Siyasi ihtilaflar geçici olarak donduruldu, çekişmeler ertelendi, CHP katılıyor derken....

Program değişti, konuşma yaptırılmayacağı bilgisi üzerine CHP karar değiştirdi, kortejden çekildi.

Yazının devamı...

15 Temmuz’dan 15 Temmuz’a: Milat’tan Önce’ye dönmeseydik keşke

15 Temmuz 2017

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, o gün ilk kez davete icabetle Külliye’ye ayak basmıştı. Erdoğan başkanlığındaki zirve, 2 saat 40 dakika sürdü.

Zirveden bu fotoğrafla birlikte çok güçlü ‘milli birlik’ ve ‘helalleşme’ mesajları çıktı.

SON FIRSATIN FOTOĞRAFIYDI

Yeni bir sayfa açılacak, yeni bir başlangıç yapılacaktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘15 Temmuz gecesi yakaladığımız birlik ve beraberlik ruhunu böyle bir milada dönüştürme’ye çağırıyordu.

“15 Temmuz’u yeni bir milada çeviremezsek, bu fırsatı değerlendiremezsek yazıklar olsun bize” diyordu.

CHP ile MHP liderleri de bu arzuyu güçlü bir dille destekliyordu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne boykotu sonlandırmış, dayanışma içine girmişlerdi.

Yazının devamı...

Sessiz olalım Almanlar FETÖ’yü keşfediyor

13 Temmuz 2017

Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, Hamburg’u Kraliçe’nin adamlarının yaktığını düşünüyor.

Pazar günü, kafa bulmak için ortaya atmıştım aynı şeyi. Karagül şaka yapmıyor, ciddi ciddi yazdı.

Hamburg’u İngilizler vurmuş. Himaye ettikleri terör örgütlerini Almanlara karşı kullanmışlar. Amaçları AB’yi zayıflatmak, acziyet ve çaresizliğe düşürmekmiş. Gezi terörünü finanse eden Alman istihbaratı evinde faka basmış, Hamburg terörünü organize eden İngiliz istihbaratınca atlatılmış.

MERKEL FARKINDA DEĞİL

Karagül, iyi niyetle Almanları bu sinsi düşmana karşı uyarıyor. Yazık ki Merkel hâlâ mesajı alamadı, büyük oyunu göremiyor.

Şansölye’nin en sert, en kızgın, en öfkeli tepkisi “Barışçıl gösterileri anlayışla karşılıyorum. Ama şiddet içeren protestolar kabul edilemez, tahammül edilemez, hoş görülemez” şeklinde.

Almanlar saf saf hâlâ “Kötüydü, iğrençti, düzen bozucuydu, kaosçuydu, tekrarına izin verilemez” tonunda konuşuyor.

İngiliz parmağı, içlerini karıştıradursun, sokaklarını kasıp kavurarak savaş alanına çevirsin... Aymazlığa devam ediyor, oyuna uyanmıyorlar.

Yazının devamı...