Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

10 Ekim saat 10.04 Yüreğimiz yandı!

Barış için yürürken ölmek... Bu vahşet için ne denilebilir, bu katliamı nasıl anlatabilirsiniz?

Kelimeler kifayetsiz ve hepimiz çaresiziz.
Ankara’da yaşamını yitirenlerin hikayeleri günlerdir kulaklarımızda,
her anımızda...
Barış için, barış türküleriyle öldüler ve tarihimize acı bir not düştüler...
“Savaşa inat, barışa hemen şimdi” dediler.
Kulak verin! Bu çağrıya kulaklarınızı ve yüreklerinizi açın artık!
Acımız büyük, yüreğimiz yanıyor.

Dünyayı turuncuya boyayalım...

BM Genel Sekreterliği’nin kadına karşı şiddete son vermek amacıyla hayata geçirdiği UNiTE Kampanyası (UNiTE to End Violence against Women Campaign); bütün devletleri, BM kuruluşlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve bireyleri 25 Kasım-10 Aralık arasında yapılacak 16 günlük aktivizm projesinde bir araya getirmeyi hedefliyor.
“Dünyayı turuncuya boyayalım: Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet son bulsun” kampanyası kapsamında, daha önce Empire States ve Piramitler’de yapıldığı gibi İstanbul’da da pek çok bina turuncuyla bezenecek.
Ayrıca bu yıl yapılacak İstanbul Maratonu da aynı tema ile koşulacak.
Dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddete dur demek için düzenlenen bu kampanya, şiddetin önüne geçmek ve farkındalık yaratmak için güçlü bir çaba...
Siz de bu çabanın bir parçası olun bence...
Koşuya katılın, binalarınızı turuncuya boyayın, kısaca “Ben de varım, ben de şiddete karşıyım” deyin. Biraz umut gerek hepimize!

Beyin hücresi üretmeyi başardılar!

Her geçen gün bilim insanları yepyeni buluşlarla geleceğimizi şekillendirmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde okuduğum haberde, Çinli bilim insanlarının pek çok hastaya umut vaat edecek bir keşfi vardı.
İnsan idrarından beyin hücresi üretmeyi başararak, önemli bir bilimsel buluşa imza atan bu değerli bilim insanlarının oluşturduğu teknik; Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların hücresel mekanizmasını incelemekte ve onları tedavi etmek için geliştirilen yeni ilaçların test edilmesinde kullanılacakmış.
Çin’in Duanqing Pei Bilimler Akademisi uzmanları geçen yıl da insan idrarının deri benzeri hücreler içerdiğini keşfetmiş, araştırmada 10, 25, 37 yaşlarında gönüllülerden örnekler alınmış ve idrar örnekleri öncü sinir hücrelerine dönüştürülmüştü.
Pek çok hasta için umut olan bu gelişmeler mutluluk verici.

Sporcular için müthiş bir yaklaşım!

Yaşamına sürekli spor katmayı başarmış biriyim ve çevremdeki hemen herkese sıklıkla bunu öneririm.
Geçenlerde buluşup sohbet etme fırsatı bulduğum Acıbadem Fulya Hastanesi Direktörü Burcu Taner, bana sporcular için açılan bir merkezden bahsedince çok mutlu oldum.
Merkezde öncelikli olarak, profesyonel sporculara yönelik iki önemli hizmet sunuluyor. Bu hizmetlerden ilkini spor karşılaşmalarında veya antrenmanlar sırasında sporcuların yaşadıkları sakatlanmaların tedavisine yönelik hizmetler, diğerini ise koruyucu hekimlik oluşturuyor.
Ulusal ve uluslararası saygınlığa sahip ortopedistler tarafından başarıyla uygulanan cerrahi öncesi ve sonrası rehabilitasyonun yanı sıra cerrahi gerektirmeyen konularda da sadece sporculara değil tüm hastalara rehabilitasyon imkanı sunuluyor.
Acıbadem Sporcu Sağlığı Merkezi’nde rehabilitasyon konusunda deneyimli doktorlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri hizmet veriyor. Türkiye’nin FİFA onaylı bu güzel merkezini kuranları kutluyorum.

65. yılında Kore Savaşı Sergisi

Bugüne dek 8 bin kadar tarihi eseri kültür ve sanat meraklılarıyla buluşturan Harbiye Askeri Müze, şimdi de “65. Yılında Kore Savaşı Sergisi”ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Kore Savaşı, Türk askerinin yalnız kendi memleketi için değil, dünya barışını koruma adına vatanından binlerce kilometre uzaklarda da ne büyük fedakarlıkla savaştığının bir göstergesi olarak hafızalarımızda yer etti.
21 Ekim-19 Ocak arasında ziyaret edilebilecek bu sergiyle tarihe tanıklık etmek zamanıdır.
Kaçırmayın!

Zaman sessiz bir testeredir!

Ünlü filozof Kant’ın müthiş bir sözü bu: Zaman sessiz bir testeredir.
Çoğu zaman konuştuklarımız kadar sessizliğimizle de cevaplarız bazı şeyleri.
Sessizlik bazen anlayış, bazen direniş, bazen sabır olabilir.
Sizi dinleyen ve sessizliği ile cevaplayan dostlar dilerim.
O sessizlik yol göstericiniz olsun.

Bu haftanın şiiri Attila İlhan’dan

“Ben Sana Mecburum”
Sevdiğim şiirlerden seçtiklerimi paylaşmaya devam edeceğim. Bu hafta sevdiğim şair Attila İlhan ile sizleri buluşturmak ve onun bu çok ünlü şiirini sizlerle paylaşmak istedim...

***

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam, ne tutsam, nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız, fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin

X