"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Zillet, hain, terörist falan... Nasıl bir etki bırakıyor?

‘Millet ittifakı’ ile HDP arasında...

Adı tam olarak konulmamış, belki biraz da kasten belirsiz bırakılmış, belki biraz da kaderin zorladığı, aşırı mahcup bir yakınlaşmadan söz edilemez mi?

Tabii ki söz edilebilir!

Ancak ‘cumhur ittifakı’ sözcüleri...

Bu yakınlaşmadan makul bir üslup ve yaklaşımla söz etmek yerine “zillet”, “illet”, “hain”, “terörist” falan gibi kelimeleri sahaya sürdükleri için...

İkna etmek istedikleri vatandaşlar üzerinde arzu ettiklerinin tam tersi yönde...

Şu YEDİ ETKİ’yi bırakıyorlar:

BİRİNCİ ETKİ: Bu vatandaşlar, kendilerini terörist olmakla, hain olmakla suçlanmış gibi hissediyorlar. En azından algıladıkları şey bu oluyor.

İKİNCİ ETKİ: Hain sözcüğü, terörist sözcüğü, bu vatandaşların oylarını değiştirmelerine yol açmıyor. 

ÜÇÜNCÜ ETKİ: Ne değiştirmesi! Bu vatandaşların daha da bilenmelerine, daha da kararlı hale gelmelerine neden oluyor.

DÖRDÜNCÜ ETKİ: “Zillet”, “terör”, “hain” falan... Bu sözcükler, ikna edilmeye alabildiğine açık vatandaşlar tarafından bile aşırı itici bulunuyor.

BEŞİNCİ ETKİ: Seçim meydanlarında projelerin yarışmasının önünü kesiyor. Bu da iktidarın proje avantajını yeterince kullanamamasına yol açıyor.

ALTINCI ETKİ: “Hain”, “terörist” gibi sadece hak edildiği anda kullanılması gereken sözcüklerin içini alabildiğine boşaltıyor.

YEDİNCİ ETKİ: Bambaşka kaygılarla oylarını ‘cumhur ittifakı’na vermeyi düşünen bazı Kürt seçmenler bile, bu sözcüklerden rahatsız olabiliyor.

DAVUTOĞLU’NUN PARTİSİ NASIL BİR PARTİ OLUR?

Kesinlikle daha ideolojik bir parti olur.

Dış politikada çok daha şahin ve çok daha esnemez bir parti olur.

Esad’ın adını bile ağzına almaktan kaçınan bir parti olur.

Daha eğitimli kesimin desteklediği, dolayısıyla oyu sınırlı olan bir parti olur.

Merkezi biraz boşlukta bırakan bir parti olur.
Zillet, hain, terörist falan... Nasıl bir etki bırakıyor

SORU VE CEVAPLARLA ÇÖPLÜ FOTOĞRAF OLAYI

SORU: Fotoğraftaki teyzenin yüzü bile görünmüyor! Nasıl oluyor da rencide oluyor?

CEVAP: Eskişehir Odunpazarı’nda yaşayan bir kadın... Konu komşu fotoğraftan tanıyor kendisini. Öyle rencide oluyor.

SORU: Dört dairesi varmış. Neden hayvanlara mama almak yerine çöpten yiyecek topluyor ki?

CEVAP: Mama almak istemiyor belki... Atıklardan hayvanlara gıda çıkarmayı tercih ediyor belki... Neyse ne

SORU: Ne yani? Ülkede çöpten ekmek toplayan insan yok mu?

CEVAP: Olmaz mı? Var. Ama fotoğrafın doğru olması, hiçbir tartışmaya meydan vermemesi şart.

SORU: Bütün bunlar Kemal Bey’i zora düşürmek amaçlı bir proje olamaz mı?

CEVAP: Olabilir. Niye olmasın! Ama ana muhalefet lideri, her türlü sazan sarmalı ihtimalini göz önünde bulundurmak ve ona göre hareket etmek zorunda. Çocuk oyuncağı değil ki bu!

SORU: Neden iktidar dururken muhalefeti eleştiriyorsunuz?

CEVAP: Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu şu: İktidar, kendisini denetimsiz hissediyor! Bunun da baş sorumlusu beceriksiz muhalefet! Bu düzen böyle devam etmesin diye eleştiriyorum muhalefeti!

ANA MUHALEFET KİM?

BU ülkede ana muhalefet, CHP falan değil!

Bu ülkede ana muhalefet...

Ekonomidir... Pahalılıktır... İşsizliktir...

Eğer CHP, önümüzdeki seçimde biraz olsun oy arttıracaksa...

Bunların muhalefetinin yüzü suyu hürmetine arttıracak.

ÜNLÜLER ARASINDA

ALİŞAN: Baba olmanın heyecanını öyle mübalağalı yaşıyor ki... İnsan “Yahu iyi ki baba oldun be Alişan!” dememek için kendini zor tutuyor.

AHMET KURAL: Tam da Sıla’ya yönelik destekte bir azalma olacak... Ahmet Kural, kütük gibi bir espri yaparak bunun olmasına asla izin vermiyor.

GÜVEN HOKNA: ‘Yaprak Dökümü’nde sürekli “Aman ağzımızın tadı bozulmasın Ali Rıza Bey” diyen oyuncu, DSP’nin Üsküdar adayı olmuş... (Gülücük)

ŞEYMA SUBAŞI: Ne zaman kafayı çıkarsa akla hemen nafakası geliyor. Ben hayatımda züğürdün çenesini bu kadar yoran bir nafaka görmedim.

OKAN KURT: Adam öyle bir toplumsallaştırdı ki maddi sıkıntılarını... Onun borcu, benim borcummuş gibi geliyor bana...

CELAL ŞENGÖR: Üç okkalı doğruya imza attıktan sonra bir okkalı saçmalık yapıyor. Bir saçmalık, üç okkalı doğruyu götürüyor.

UNUTAMADIĞIM FİLM SAHNELERİ

“Öldüren Cazibe” filminde... Adama tebelleş olan kadının, adamın çocuğunun tavşanını düdüklüde kaynatma sahnesi...

“Cesur Yürek” filminde... Uzun bacaklı zalim kralın, oğlunun ukala arkadaşını bacaklarından tutup kaleden aşağıya atma sahnesi...

“Seven” filminde... Herkesin aradığı seri katilin, emniyet teşkilatına gelip kendisini arayan dedektiflerin arkasından “dedektif!” diye bağırma sahnesi...

“Piyanist” filminde... Günlerce aç susuz kalmış, kirden pasaktan bunalmış elemanın, sıcak bir banyo ve bir kap güzel yemek bulma sahnesi...

“Baba” filminde... Baba’nın kendisine dert anlatanları dinlerken kucağındaki kediyi kayıtsız bir alışkanlıkla sevme sahnesi...

"Yeşil Yol” filminde... O lanet olası herifin yetenekli ve sevimli minik fareyi, ayakkabısıyla basarak öldürmesi sahnesi...

X