"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Zafer Çağlayan neden susuyor?

REZA diyor ki:

Zafer Çağlayan neden susuyor“Ben Zafer Çağlayan’a 45–50 milyon Euro rüşvet verdim”.

*

Peki Zafer Çağlayan ne yapıyor buna karşı?

Hiç. Hiçbir şey.

Susuyor. Sadece susuyor.

*

- “Sahtekâr” dediğimiz...

- “İftiracı” dediğimiz...

- “Amerikan ajanı” dediğimiz.

Reza adlı şahıs...

Hem de ta Amerikan mahkemelerinde...

“Ben Zafer Çağlayan’a 45–50 milyon Euro rüşvet verdim” diyor.

*

Fakat ne hikmetse...

Zafer Çağlayan bırakın ortalığı birbirine katmayı falan.

“Tıs” bile demiyor.

*

Mesela...

“Bu adam sahtekârdır, iftiracıdır, Amerikan ajanıdır” demiyor, diyemiyor.

*

Mesela...

“Bu şarlatanın tek kuruşu kursağımdan girmedi” demiyor, diyemiyor.

*

Mesela...

“Yahu bu alçağa mı inanıyorsunuz? Yapmayın, etmeyin” demiyor, diyemiyor.

*

Mesela...

İspatla... İspatlamazsan müfterisin” falan da demiyor, diyemiyor.

*

Susuyor Zafer Çağlayan...

Sadece susuyor.

*

Gürültü yapmıyor... Öfkelenmiyor... Yumruğunu havaya kaldırmıyor... İsyan etmiyor... Meydan okumuyor... “Hodri meydan” çekmiyor... Hesaplarını açmıyor... “Hani nerede aldığımı iddia ettiği para” demiyor... Söz konusu parayı almadığını kanıtlamak için kılını bile kıpırdatmıyor... Dava bile açmıyor yahu dava!

*

Kısacası...

Zafer Çağlayan...

Bir iftiraya maruz kalmışlara özgü herhangi bir davranış içine girmiyor.

*

Neden acaba?

Gerçekten de...

Neden acaba?

 

AYDIN DOĞAN BİZİMLE NEDEN TOPLANTI YAPTI?
HÜRRİYET, Kanal D Haber, Posta, CNN Türk yöneticileriyle bir toplantı yaptı Aydın Doğan Kanal D binasında.

*

Oooooo!

Yalanlar, iftiralar, sallamalar, uydurmalar, dedikodular gırla!

Yalanın bini bir para!

Bazı yalancılar, “Konu Reza idi” derken... Başka bazı yalancılar, “Konu CHP’nin belgeleri idi” diyorlar.

*

Öyle güzel senaryo yazıyorlar ki...

Toplantıya katılmasam ben bile inanacağım.

Halbuki “Reza” ve “belge” konusu henüz gündemde olmayan bir dönemde planlanmıştı bu toplantı.

Gündemi sadece şuydu:

“Gruba ait yayınlar arasında sinerji sağlamak.”

*

“Doğan Grubu” denilince...

Yalana ve iftiraya sarılma hususunda...

Hükümet yandaşları da, hükümet karşıtları da zerre tereddüt etmiyor.

*

Bağımsız, bağlantısız ve objektif yayıncılığın bedeli çok...

Bir tanesi de bu tür yalanlar galiba.

 

ANKARA’YI CHP KAZANSA BU KADAR OLMAZDI
Melih Gökçek’in izleri siliniyor Ankara’dan...

- Fıskiye gitti.

- Dinozor gitti.

- Futbolcu heykeli gitti.

- Lale heykeli gitti.

*

Başka?

*

- Ankapark ha bire hırpalanıyor.

- Melih Gökçek’in yapmaya yanaşmadığı işler yapılıyor.

- Gökçek’in bürokratlarına el atılıyor.

Falan...

*

Duyduğuma göre...

Şimdi de Melih Gökçek’in yaptırdığı Ankara’daki kapılara geliyormuş sıra.

Şimdi de o kapılar kaldırılacakmış.

Her biri için harcanan paraları falan dikkate almadan yer ile yeksan edeceklermiş kapıları.

*

Bu arada bir dedikodu:

Ankara’dan Melih Gökçek’in izlerinin silinmesinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erol Kaya’nın etkisi olduğu söyleniyor.

Günahı söyleyenlerin başına!

*

Neyse... Neyse...

Benim asıl söylemek istediğim şu:

Ankara’yı CHP kazansa...

Melih Gökçek’in izlerini silme konusunda bu kadar radikal davranmayı tercih etmeyebilirlerdi.

*

“Hey gidi hey” diyorum, başka da bir şey demiyorum.

 

GÜLSE BİRSEL’İN FİLMİNİ SEVMEMİN 10 NEDENİ
- BİR: Reza’dan, belgelerden, atışmalardan falan öyle bunalmışım ki... Bir sığınak, bir saçak altı gibi geldi bana... Ondan sevdim.

*

- İKİ: Pek öyle uzun boylu düşündürmeyen ama kalitesini de düşürmeyen bir mizahla karşılaştım... Ondan sevdim.

*

- ÜÇ: Engin Günaydın, Demet Evgar, Gülse Birsel... Üçü de gerçekten döktürüyordu. Ondan sevdim.

*

- DÖRT: Erdal Özyağcılar, en az Züğürt Ağa’daki kadar şahane bir kompozisyon çiziyordu... Ondan sevdim.

*

- BEŞ: Gözüne sokmadan, çok dozunda politik göndermesi bile vardı filmin... Ondan sevdim.

*

- ALTI: Salondaki herkesle birlikte kıyasıya güldüm, güldüm, güldüm... Yani bir duygudaşlık oluşturdu. Ondan sevdim.

*

- YEDİ: Tekrar tekrar izlediğimiz ve izlemekten bıkmadığımız eski, neşeli filmlerimize benziyordu... Ondan sevdim.

*

- SEKİZ: Küfürsüz, hakaretsiz falan güldürmenin inceliklerini öyle güzel yansıtıyordu ki... Ondan sevdim.

*

- DOKUZ: Fatih Artman adlı genç bir yeteneği keşfetmeme vesile oldu ya... Ondan sevdim.

*

- ON: Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim, “mutlaka gidin ve izleyin” diyeceğim bir filme kavuştum... Ondan sevdim.

X