"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Yılbaşı kutlamak harammış

-YALAN söylemek? Mubah.

-İftira sallamak? Hiç sorun değil. 

-Kibirlenmek, büyüklenmek? Serbest.
-Rüşvet falan? Caiz.
-İhale mihale kapatmak? Helal.
-Belden aşağı vurmak? Sevap.
-Kin, intikam? İyi, hoş.
-Çalmak? Çalıyorsa benim paramı çalıyor.
-Sözünden dönmek? Mümkün.
-Aman dileyene vurmak? Vuranın eline sağlık...
-Yolsuzluk, adam kayırma falan? Çalıyor ama çalışıyor.

 

*

 

Hepsi helal, hepsi mubah, hepsi caiz...
Bir tek şey müstesna!

 

*

 

Yılbaşı gecesi biraz eğlenelim diyerek fındık fıstık, pijama terlik falan takıldın mı?
İşte o zaman yandın, bittin, kül oldun gitti.

 

 

BAYILDIM BUNA

 

Yılbaşı kutlamak harammış

 

ADAMIN teki intihar etmek için köprüye çıkıyor. Cumhurbaşkanı da tam o sırada tesadüfen köprüden geçiyor. Cumhurbaşkanı, korumalarına “Şu adamı alıp getirin buraya” diyor. Korumalar, intihar için köprünün korkuluklarına dayanmış adama, “Sayın Cumhurbaşkanımız seni çağırıyor” diyorlar. O da intihardan vazgeçip Cumhurbaşkanı’nın makam otosuna geliyor ve intihardan vazgeçip Cumhurbaşkanı’nın elini öpüyor.

 

*

 

Eleştirilecek çok yönü var ama seviyorum Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu babacan, şaşırtıcı ve beklenmeyen hareketlerini.

 

 

KEMAL BEY DE Mİ TORNİSTAN YAPTI?

 

 

GÜÇLERİN dengelendiği, saat gibi işleyen bir parlamenter sistem istediklerini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemi için ise şöyle demiş:
-Belki öyle mükemmel bir sistem getirirler ki... Biz de destekleriz.
-Nedir başkanlık sisteminden kastınız? ABD tipi mi, Türkiye tipi mi?
-Her şey tartışılabilmeli, tartışılmalı da...

 

*

 

Elhamdülillah!
Sonunda dediğim yere gelindi işte! 
Geç oldu ama neyse...

 

*

 

Ben de aynısını söylemiştim.
Demiştim ki:
-“Başkanlık sistemi” önerisine gözünüz kapalı itiraz etmeyin.
-Şu anda Türkiye’de bir sistem yok ki! En kötü sistem bile bugünkünden iyidir.
-“Getir ABD’deki sistemin aynısını, destekleyelim” diyerek tartışmada ön alabilirsiniz.

 

*

 

Bunu dedik diye dostumuz da düşmanımız da demediğini bırakmamıştı.
“Dayağını yiyince böyle yazılar yazıyorsun” falan bile diyen çıkmıştı.
İşte bakın:
Kemal Bey, hayatında dönüm noktası sayılabilecek herhangi bir olay yaşamadığı halde söylediğim şeylerin aynısını söylüyor.
Ne yani? O da mı tornistan yapmış oldu?

 


BİR YAZIYLA ÜÇ DÜŞMANI KIZDIRMAK KOLAY İŞ Mİ?

 


BİR yazıyla...
-Hem Cemaat’in keskin kalemlerinin...
-Hem hükümet medyasından bazı tiplerin...
-Hem de Cemaat’in zulmüne uğrayıp Silivri’de hapis yatanların...
Tepkisini çektim.

 

*

 

-Cemaat’in keskin kalemleri: “Fethullah Gülen’e Fethullah demen çok ayıp” diye saydırdılar.
- Hükümet medyasından bazı tipler: “Daha düne kadar Fethullah demiyordun” diye saydırdılar.
-Cemaat’in zulmüne uğrayıp Silivri’de hapis yatanlar: “Gülen bal gibi de hükümete darbe yapmaya kalkıştı, hatalısın” diye saydırdılar.

 

*

 

Aynı yazıyla...
Birbirlerinden zerre kadar hazzetmeyen üç kesimin birden tepkisini çekmek az buz bir iş değildir.
Kıymetimiz bilinsin lütfen.

 

Yılbaşı kutlamak harammış
 

 

 

SİLİVRİ CEZAEVİ ÖNÜNDE TUTULAN NÖBETLERE DAİR

 


-BU nöbetleri ilk üç gün ben de destekledim. Ama sonra baktım ki işin suyu çıktı. Bıraktım.

 

*

 

-İlk başta neydi nöbet? Şuydu: Duayen bir meslek büyüğümüz olan Mete Akyol’un cezaevi önüne bir sandalye atıp sabahtan akşama değin orada oturmasıydı. Sabırla... Çekilen çileye azıcık da olsa ortak olmak arzusuyla... Hesapsız bir şekilde... Hasbilikle...

 

*

 

-Sonra? Sonra işin rengi değişti: Havalı paltolar, havalı fotoğraflar falan... Yarım saatlik oturuşlar falan...

 

*

 

-Sevmiyorum böyle zahmetsiz, risksiz, sadece kendini göstermeye dayalı eylemleri. “Hiçbir şey yapamamaktansa bir şey yapmak iyidir” diyenlere ise söyleyecek tek bir sözüm var: “Alelade bir şey yapmak, daha iyi bir şey yapmanın önündeki en temel engeldir.”

 

 

GARO PAYLAN’IN AÇIKLAMASI

 

 

DÜNKÜ “Cihangir’de dansöz oynatmaca” başlıklı yazıyla ilgili olarak HDP Milletvekili Garo Paylan aradı.

 

*

 

Söyledikleri şunlar:
-Uzun süredir cenazeden cenazeye, acıdan acıya koşuyorum. Kalan zamanda da Meclis’teyim.
-O gece de Ankara’daydım ve geç saatte Sevan’ın özel ricası üzerine oraya uğrayabildim.
-Havaalanından saat 23.00’de geldim. Sırrı Süreyya Önder’le birlikte cezaevinden izinli olarak çıkmış, zor bir dönemde olan bir aydına “Merhaba” dedik, az kalıp çıktık.
-Bu Sevan’la ilk tanışmamdı. Yapabileceğimiz bir şey var mı diye konuştuk.
-Ben oradayken dansöz falan yoktu. Zaten gecenin başında dansöz olduğunu ertesi gün medyadan öğrendim.
-Günümüzü gecemizi Cizre, Silopi ve diğer insanlık trajedisi yaşanan bölgelerde ne yapabiliriz diye çabalamakla harcıyoruz.
-Bırakın eğlenmeyi, ne o gece ne de son aylarda tek bir gün bile gülmeyi kendimize reva görmedik.

 

*

 

Garo Paylan’ın söyledikleri bunlar.
Bu açıklama benim açımdan ikna edici ve yeterlidir.
Bu konuyla ilgili tüm eleştirilerimi geri çekiyorum.
Ve hem Garo Paylan hem de Sırrı Süreyya Önder haklarını helal etsinler diyorum.

X