"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Yedi şıklı bir test sorusu: Erdoğan bunu neden yaptı?

TAM da Artvin ahalisi ile hükümet arasında anlaşma sağlanmışken...

-Tam da “Mahkeme kararı beklensin” diye mutabakata varılmışken... 

-Tam da “Ne güzel, daha fazla tatsızlık yaşanmadan sorun çözüldü” diye herkes seviniyorken...
-Tam da “Gezi’deki gibi yapmadılar, bu sefer uzlaşmacı davrandılar” diye yorumlar yapılırken...
-Hatta maden arayacak şirket bile varılan mutabakat karşısında sesini çıkarmazken...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün Artvin konusunu gündeme getirerek...
Gezi’ye gönderme yaptı.
Artvin’de madene itiraz edenlere “Yavru Gezici bunlar” dedi.
Mehmet Ali Alabora’nın meşhur “Mesele ağaç değil, sen bunu anlamadın mı” şeklindeki mesajını hatırlattı.
Ve böylece...
Ortalık sütliman olmuşken Artvin ateşinin fitilini yeniden ateşlemiş oldu.

 

*

 

İşte size konuyla ilgili yedi şıklı bir test sorusu:

 

*

 

Sizce Cumhurbaşkanı Erdoğan, aşağıdaki gerekçelerden hangisi nedeniyle böyle bir tutum izlemiş olabilir?
-BİR: “Uzlaşma çok sıkıcı” diye içinden geçirmiştir.
-İKİ: “Düşman olmazsa ben kitleyi nasıl coştururum” diye düşünmüştür.
-ÜÇ: Mutabakattan ya haberi yoktur ya da memnun değildir.
-DÖRT: Gezici denilen şahsiyetleri hiç ama hiç unutamamaktadır.
-BEŞ: Mehmet Ali Alabora’nın Artvin semalarında belirdiğine dair bir istihbarat almıştır.
-ALTI: Cumhurbaşkanımız bizimle eğlenmektedir.
-YEDİ: Hepsi.

 

 

Bahçeli, HDP ile anayasa yapmaya nasıl da istekli

 

 

MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye lütfen dikkat!
Kendisi son günlerin en uzlaşmacı, en diyaloga açık, en “evetçi” siyasetçisi durumunda...

 

*

 

Öyle böyle değil ama!
Çok ama çok uzlaşmacı...
7 Haziran’dan sonra “Onunla olmaz, bununla olmaz, HDP ile hiç olmaz” diyen Bahçeli gitmiş, yepyeni bir Bahçeli gelmiş durumda.

 

*

 

İşte buna çok etkileyici bir örnek:

 

*

 

Meclis’te Türkiye’nin kaderini belirleyecek çok önemli bir çalışma yapılıyor:
Yeni anayasa çalışması!
Bakıyoruz Bahçeli’ye...
-“Ne yani? Ben şimdi HDP denilen parti ile aynı masaya oturup memleketin anayasasını mı yapacağım” demiyor.
-“Teröristlerin uzantılarıyla Türkiye’nin yeni anayasasının yapılmasına hayır deriz, olmaz öyle şey” demiyor.
-“Biz MHP olarak HDP ile asla aynı masada oturmayız, o masayı ilk biz deviririz” falan demiyor.
Hatta bırakın bunları demeyi...
Masadan kalkan CHP’ye...
“Gel, etme eyleme CHP kardeş! Gel masayı devirme! Sen, ben, AK Parti, bir de HDP... Hep birlikte yapalım anayasacığımızı” diyor.

 

*

 

İnsan sormadan edemiyor:

 

*

 

-Madem HDP ile Türkiye’nin geleceğini belirleyecek anayasanın yapılmasına razı olacaktınız.
-Madem anayasa masası gibi masaların anasında HDP’nin de bulunmasını hiç sorun etmeyecektiniz.
-Madem icabında HDP’yi flu falan değil gayet net bir şekilde görebilecektiniz.
7 Haziran’ın hemen ardından ortaya koyduğunuz o inadım inat tafra da neyin nesiydi ki?

 

 


Başbakan Davutoğlu’nun en samimi olduğu anlar

 

Yedi şıklı bir test sorusu: Erdoğan bunu neden yaptı
 

 


EŞİ Sare Hanım’la birlikte bir “Sevgi Evi”ne gitmiş.
Orada bağdaş kurup Erkan adlı çok harbi bir çocukla satranç oynamış.
Görüntüleri baştan sona izledim.
Saptamam şudur:
Başbakan Davutoğlu, belki de siyasi hayatının en içten, en neşeli, en sempatik, en kendini bırakmış, en esprili, en gürül gürül anlarını yaşamış.

 

*

 

İnternette bulup izleyin.
Hak vereceksiniz.

 


Oturmak, sigara içmek kadar tehlikeli diyorlar

 

 

ABD’deki ünlü Cleveland Kliniği’nde görev yapan, kalp hastalıkları konusunda dünyanın en başarılı bilim adamları arasında kabul edilen Prof. Murat Tuzcu’nun bugünlerde sıklıkla tekrar ettiği bir konudan söz etmek istiyorum.

 

*

 

Murat Tuzcu’ya göre...
-Hareketsizlik, gün boyu oturup kalmak, sigara içmek kadar tehlikeli...
-Hatta oturmak, sigara içmekten bile daha tehlikeli...

 

*

 

Sayın Cumhurbaşkanımız, sigara konusunda sergilediği duyarlılığı, bütün gün yerinde oturup kalanlar konusunda da sergilerse...
Mesela...
“Bütün gün oturup kalmayın öyle... Biraz hareket edin” derse...
Milletçe çok daha sağlıklı olabiliriz.

 

 

Erbakan özlemi

 


-HER konuyu tane tane anlatışını...
-Ağzında şeker varmış gibi konuşuşunu...
-Kendine özgü mizahını...
-İnadını, sabrını, kararlılığını...
-Dillere destan nezaketini...
-Meseleleri maddelere ayırarak izah etmesini...
-Mübalağalı vefasını...
-Eşsiz sükûnetini...
Çok ama çok özledik.

 

 

28 Şubat’la ilgili 3 şey söyleyeceğim

 

 

-BİR: Artık eskisi kadar ilgi çekmiyor 28 Şubat. Erdoğan’ın doğum günü, Erbakan’ın ölüm yıldönümü bile daha fazla konuşuluyor.

 

*

 

-İKİ: “28 Şubat” ile “bugünler” arasında paralellik kurmak bile fena halde demode oldu. Kursan bile kimsenin ilgilendiği yok.

 

*

 

-ÜÇ: 28 Şubat’ın izi tozu kalmadı artık çok şükür. Fakat 12 Eylül, bütün ihtişamıyla hüküm sürmeye devam ediyor. Bu yüzden 12 Eylül, daha güncel.

X