"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Yalan, iftira, çarpıtma olur da bu kadar mı olur?

DOĞAN Holding’in iki yöneticisinin gözaltına alınmasının ardından bazı gazeteler ve gazeteciler...

Yalanlar, iftiralar ve çarpıtmalarla dolu bir kampanya yürütüyorlar.

*

Diyorlar ki bu gazete ve gazeteciler:

Gözaltına alınan Doğan Holding’in iki yöneticisi Erem Turgut Yücel ile Yahya Üzdiyen, Doğan Grubu’na kesilen vergi cezalarından kurtulmak için FETÖ’cü avukatla anlaşıp FETÖ ile işbirliği yaptı”.

*

Külliyen yalan bu iddia. Külliyen iftira. Külliyen çarpıtma.

*

İşin aslı şu:

*

- 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cülükten tutuklanan avukatlarla yapılan anlaşmanın tarihi: Temmuz 2012.

- Doğan Grubu’na kesilen cezayla ilgili Maliye Bakanlığı’yla varılan mutabakat tarihi: Haziran 2011.

Yani...

Vergi cezası sonuçlandıktan bir yıl sonra söz konusu avukatlarla anlaşma yapılmış.

*

Bir yıl önce bitmiş bir meselenin bir yıl sonra davası mı olur a be yalancılar?

İnsan yalan söylerken, iftira atarken, çarpıtma yaparken bile azıcık özenli olur.

*

Gelelim Doğan Grubu’nun FETÖ’cü denilen avukatlarla anlaşması meselesine...

- Bu anlaşma yapıldığında yıl 2012... Yani FETÖ, henüz FETÖ değil... Yani hükümetle arası henüz bozulmamış ve FETÖ’nün ne tür bir bela olduğu bugünkü netliğe kavuşmamış.

- Doğan Grubu’nun anlaşma yaptığı onlarca avukatlık bürosundan biri de işte bu büro... Kendilerine birkaç önemsiz dava verilmiş... Bu davaların hiçbiri de kazanılmamış.

- Bu avukatlar, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’den tutuklanmış... Ama unutmayalım: 15 Temmuz’a kadar büroları yasal olarak açık ve tonla müvekkilleri var.

Durum böyle olduğu halde...

Doğan Grubu’na “FETÖ ile pazarlık yaptı” suçlaması yapmak...

Yalandır, iftiradır, çarpıtmadır.

Yalan, iftira, çarpıtma olur da bu kadar mı olurKEDİM SEKTER DER Kİ

- Abilerim, ablalarım!

*

- Benim sıcak bir yuvam var ama şu karlı kış günlerinde sığınacak bir yeri olmayan, sokaklarda kalmış bizim sabi sübyana bir el atın lütfen. Allah rızası için... Gariban kediler, biçare köpekler... Hepsi sizden yardım bekler.

*

- Mesela apartman kapılarınızı açıp bizim gariban çocukları geçici olarak misafir edebilirsiniz... Ya da zavallı günahsızlarımız için sokaklara bir parça yiyecek bir şeyler bırakabilirsiniz. Artık gönlünüzden ne koparsa!

*

- Biz kediler normalde açlığa pek dayanamayız ama soğukta açlığa hiç dayanamayız. Aşırı soğukta 6 saat aç kaldık mı donarak can veriyoruz biz. Köpek dostlarımız bize göre daha dayanıklı ama sonuçta onların da dayanıklılıklarının bir sınırı var. Onlar da soğukta 17 saat aç kalırlarsa donmak suretiyle terk-i diyar ediyorlar. Aman Allah muhafaza! Ne feci bir son...

*

- Allah size uzun ömürler versin ama bizim ömürlerimiz maalesef size göre çok daha kısa. Şunun şurasında daha ne kadar yaşayacağız ki!

*

- Duygu sömürüsü yapmak gibi olmasın ama biz zaten hayatın sillesini baştan yemişiz be abilerim, ablalarım! Bizde ana yok, baba yok, kardeş yok. Hem öksüz, hem yetimiz. Amca, dayı, hala, teyze, emmioğlu, dayıoğlu falan... Yok, hiçbiri yok. Kimsesizleriz biz. Her birimiz Küçük Emrah gibiyiz ve hayat bizi Serdar Ortaç’tan bile daha fazla yormakta.

*

- Merhamet lütfen. Ne verirsen elinle, o da gelir seninle.

Yalan, iftira, çarpıtma olur da bu kadar mı olurZORUNLU BİR KÖSTEKLİ SAAT AÇIKLAMASI

MHP Lideri Devlet Bahçeli bana köstekli bir saat armağan etti ya...

Etik açıdan sorgulanmaya başladım.

*

Doğan Yayın İlkeleri’nde geçen...

“Yayına konu edilen veya edilmesi düşünülen kişi ve kurumlardan meslek etik ve geleneklerine aykırı hiçbir hediye, maddi çıkar ve ayrıcalık kabul edilemez” cümlesi hatırlatılıp soruluyor:

“Bu ilkeler Ahmet Hakan için geçerli değil mi?”

*

Tabii ki geçerli...

Nasıl geçerli olmaz!

*

Fakat Devlet Bahçeli’nin bana gönderdiği saatle ilgili şu üç şeyi hatırlatmak isterim:

*

- BİR: MHP’nin kuruluşunun 40. yıldönümü nedeniyle yaptırılan saatlerden biridir bana hediye edilen... Maddi değeri yoktur, manevi değeri vardır. Bu saatin bir milyon tanesi bile Zafer Çağlayan’ın o meşhur saatinden bir tanesini bile karşılamaz.

*

- İKİ: Devlet Bahçeli’yi bu zamana kadar çok eleştirdim. Hem de en sert şekilde... Devlet Bahçeli’nin buna rağmen bana böyle bir jest yapması, eleştiri karşısında sergilediği hoşgörünün bir göstergesinden başka bir şey değildir.

*

- ÜÇ: Köstekli saati aldık diye bundan böyle Devlet Bahçeli’yi hiç ama hiç eleştirmeyeceğimizi sananların ve düşünenlerin, ya köstekli saat kadar akılları yoktur ya da saat gibi tıkır tıkır işleyen kötü niyetleri vardır.

EN GÜVENDİĞİM KURUM

BUGÜNLERDE kurumlara güven endeksimde birincilik ne parlamentonun, ne ordunun.

Bugünlerde en fazla kar yağışının başlayacağı saniyeyi bile bilen meteorolojiye güveniyorum.

KAR TAVSİYELERİ 

- KARDA ARABA SÜRECEKLERE: Basma o frene, basma!

*

- KARDA EVE KAPANANLARA: Aç hemen “Doktor Jivago”yu ve başla izlemeye!

*

- KARDA MÜZİK DİNLEYECEKLERE: Erkan Oğur’dan “Pencereden Kar Geliyor” türküsünü dinle!

*

- KARDA SANAT YAPACAKLARA: Çek evinin penceresinden bir kar fotoğrafı.

*

- KARDA İÇMEK İSTEYENLERE: Çek bir boza!

*

- KARDA GİTMEK İSTEYENLERE: Samsun Ladik’teki kar otelleri seni bekliyor!

*

- KARDA YÜRÜMEK İSTEYENLERE: Maçka Parkı ne güne duruyor!

NE YAPARSANIZ YAPIN YARANAMAYACAKSINIZ

KENDİLERİNİ tamamen hükümete ve Erdoğan’a karşı konumlandıranlar, bize atılan iftiraları ve bize yapılan haksızlıkları ortaya koyarak...

Bize dönüp şöyle diyorlar:

Ne yaparsanız yapın yaranamayacaksınız”.

*

Vallaha bizim “yaranmak” ya da “yaranmamak” gibi bir derdimiz yok.

Bizim tek derdimiz, herkesin kendi tarafının en keskin bıçağı olduğu şu tekinsiz ortamda...

Keskin olmayı ve bıçak olmayı reddetmektir.

- Biz fanatik militan değiliz, olmayacağız.

- Biz cepheleştiren değiliz, birleştireniz.

- Biz propagandist değiliz, gazeteciyiz.

- Biz taraf değiliz, platformuz.

*

Başımıza bir şey gelse de bu böyledir ve böyle olacaktır.

Başımıza bir şey gelmese de bu böyledir ve böyle olacaktır.

X