"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Şu dünyada adın ‘Joe’, soyadın ‘Biden’ olacak

BİZDEN biri...

İçimizden biri... Bu topraklardan biri...

Aynı gün içinde... İstanbul’da...
-İşinden gücünden edilmiş gazetecilerle buluşsa...
-Yetmezmiş gibi... “PYD terör örgütü değildir” dese...
-Yetmezmiş gibi... Can Dündar’ın oğluna “babanla gurur duy” dese...
-Yetmezmiş gibi... HDP milletvekilleriyle bir araya gelse...
-Yetmezmiş gibi... Bildirici akademisyenlere tam destek verse...
-Yetmezmiş gibi... “Düşünce özgürlüğü çok mühim” dese...
Ne olur?

 

*

 

En az sekiz muhtar toplantısında kulakları fena halde çınlatılmaz mı?

 

*

 

En az kırk iki kez “eyyyyy” hitabına maruz kalmaz mı?

 

*

 

En az on sekiz köşe yazarının “atın bu herifi, söyletmen, vurun” konulu makalelerine konu olmaz mı?

 

*

 

En az yirmi üç televizyon programında hakaret üstüne hakaret yemez mi?

 

*

 

En az beş savcı, derhal ve resen soruşturma başlatmaz mı?

 

*

 

En az yüz seksen kez
“Terörist, hain, alçak” diye haykırılmaz mı?

 

*

 

En az iki yüz elli
kez “Paralelci bu paralelci” diye ortalık inletilmez mi?

 

*

 

En az sekiz bakan, en az yirmi iki Burhan Kuzu, en az otuz üç Melih Gökçek, en az kırk iki milletvekili, en az elli genel müdür, en az altmış daire başkanı... Laf üstüne laf saydırmaz mı?

 

*

 

Ama eğer adınız “Joe”, soyadınız da “Biden” ise...
Hiç korkmayın.
Tasalanmayın.
Siz koca Amerika’sınızdır.
Bir-iki mahcup sitemle, “Biden’ın programını kim hazırladıysa yanlış hazırlamış” tarzı minik laf dokundurmayla, “ama bu yaptığınız çok doğru değil bayım” türü alabildiğine alttan alıcı bir-iki tepkiyle, anlamlı bir sükûtla, süper bir anlayışla karşılaşırsınız.

 

*

 

Bunların dayılanmaları, abanmaları, şahlanmaları ya bizden birilerinedir ya da güçlerini yetirebildiklerinedir.

 

*

 

Gariban Türkiye akademisyenlerine mavi gökyüzünü dar edenler, söz konusu adı “Joe”, soyadı da “Biden” olan koskoca bir
Amerikalı olduğunda...
Nasıl da yumuşak üslup anıtı, nasıl da anlayış abidesi, nasıl da sevecenlik timsali kesiliveriyorlar.

 

*

 

Hey gidi Amerika hey!
Ne yapıyorsun bu adamlara da karşında bu kadar nazik, bu kadar anlayışlı, bu kadar kibar olabiliyorlar?
Şu işin sırrını bize de öğretsene.

 

Şu dünyada adın ‘Joe’, soyadın ‘Biden’ olacak

 

 

Kamer Genç’e dair beş ‘dengeli’ şey

 

 

-BİR: Arada sırada bayağılaşma girdabına kapılmasa... “Tek kişilik parti” unvanını hak edebilirdi.

 

*

 

-İKİ: Arada sırada zaaflarına kurban gitmese... O kadar da “gülünç bir adam” muamelesi görmeyebilirdi.

 

*

 

-ÜÇ: Arada sırada kararında bıraksa... Meclis’te verdiği tek kişilik büyük mücadeleler, dünya parlamentolar tarihine örnek olarak geçebilirdi.

 

*

 

-DÖRT: Arada sırada kişisel özelliklerini ortaya koysa... Kendisiyle ilgili anlatılan cömertlik ve iyilikseverlik öyküleri daha fazla bilinirdi.

 

*

 

-BEŞ: Arada sırada azıcık seviye gözetse... Halkın anlayacağı dili en iyi kullanan siyasetçi unvanını kazanabilirdi.

 

 

Mustafa Koç zorlamaları

 

 

GENÇ sayılabilecek yaşta vefat etti.
Tabii ki üzgünüz.

 

*

 

Koç Topluluğu’nu çok ama çok daha ileri bir seviyeye taşıdı.
Tabii ki hak ettiği değeri teslim ediyoruz.

 

*

 

Arkadaşlarının tanıklıklarından öğreniyoruz ki: Kibar, mütevazı, ölçülü, dengeli ve mutedil bir insandı.
Tabii ki takdir ediyoruz.

 

*

 

Fakat arkadaşlar!
-Mustafa Koç’tan bir büyük muhalif ve direnişçi çıkarmaya...
-“Atatürk’ü severdi” deyip geçmek yerine, işi onun “ödünsüz bir Mustafa Kemal askeri” olduğu mübalağasına vardırmaya...
-Ve hatta onu “burjuvazinin bugünkü iktidara teslim olmayan unsuru” ilan etmeye...
Ne gerek var ki!

 

*

 

İşte görüyorsunuz:
Vefatından bir gün önce kardeşi Ali Koç’la birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’la buluşmuşlar.
Erdoğan’ın tabiriyle: Şakalaşmışlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mustafa Koç’a latife yaparak “alkolü azalttın mı?” diye sormuş.
“Azalttım” cevabını alan Erdoğan, yarı şaka yarı ciddi “tamamen bırak” demiş.
Falan...

 

*

 

İlahi buyruğa tabii uyalım.
Tabii ki ölülerimizi hayırla yâd edelim.
Amenna!
Ama ölülerimize, sırf kendi ideolojik duruşumuza güç ve zemin kazandırmak adına aşırı zorlama ideolojik kimlikler yüklemek için çırpınıp durmayalım.
Olur mu?

 

 


Çivisi çıkmış bir dünya: Sosyal medya

 


-Twitter’da “bugün hava güzel” diye yazıyorsun... Hemen “Orada insanlar ölüyor, senin yazdığın şeye bak” diye yanıt geliyor.

 

*

 

-Instagram’a kedin Sekter’in afili bir fotoğrafını paylaşıyorsun... Altına hemen “Ben böyle lanet bir kedi görmedim, sevimsiz şey” diye yazıyorlar.

 

*

 

-Facebook’ta var olmak için çabalıyorsun... Bir bu taraftan, bir öbür taraftan tokadı yiyorsun...

 

*

 

-Hem Twitter’da, hem Instagram’da, hem de Facebook’ta... Hem iktidar yanlıları, hem iktidar karşıtları “dönek” diyor, başka bir şey demiyor.

 

*

 

Sosyal medya hep tırlatmış durumda.
-Kutuplaşıp kutuplaşıp adamın üstüne geliyorlar.
-Cepheleşip cepheleşip hücuma kalkıyorlar.
-Gerilip gerilip hınçlarını benden çıkarıyorlar.

 

*

 

Oysa ben bu sosyal medyaların “dutluk” olduğu zamanları bilirim.
Ne güzel günlerdi onlar!
Kravat takmadan ortama çıkılmaz, herkes birbirine “beyefendi, hanımefendi” falan der, ortam fazla nezaketten yıkılırdı.

X