"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Şu 7 soru yanıtlanmadan yargıya güven olamaz

-SORU BİR: Ekrem Dumanlı’yı iki köşe yazısı ve bir haberden serbest bırakan yüce yargımız, Hidayet Karaca’yı tek diziden nasıl tutukladı?


*


-SORU İKİ: En fazla “iftira” ve “kumpas” gibi suçlamalara maruz kalması gereken Cemaat için “silahlı terör örgütü” diyen yüce yargımız, “silah nerede” ile “terör nerede” sorularına cevap verebilir mi?


*


-SORU ÜÇ: Tahşiyecilerin evlerinden çıktığı iddia edilen bombanın üzerinde parmak izi bulunan üç polis, neden gözaltına bile alınmadı? Asıl mesele bu değil miydi? Yüce yargımız ne der bu işe?


*


-SORU DÖRT: Son 7 yılda en çok işittiğimiz cümle “Tutuklu yargılamak istisna olmalıdır” cümlesi olduğu halde... Dört sanık neden tutuklu yargılanıyor? Ne diyor buna yüce yargımız?


*


-SORU BEŞ: “Cemaat” ile “hükümet” savaşa girişmeseydi... Yüce yargı şu son operasyonu yine de yapar mıydı?


*


-SORU ALTI: “Tahşiyecilere yapılan kumpas” yargılanıyorsa... O kumpasın altında imzası olan dönemin Emniyet Genel Müdürü, şimdinin AK Parti milletvekili neden “tanık” sıfatıyla da olsa dinlenmedi?


*


-SORU YEDİ: “Tahşiyecilere yapılan kumpas” yargılanıyorsa... “Tahşiyeciler Operasyonu”nu kamuoyuna “Bir grup El Kaide militanı yakalandı” diye duyuran dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’den neden kimse söz etmiyor?



Şu 7 soruyu da Cemaat yanıtlasın

EY Cemaat...
Şu sorulara da sizin yanıt vermeniz gerekiyor:


*


-SORU BİR:
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başındaki Genelkurmay Başkanı’nın “silahlı terör örgütünün bir numaralı yöneticisi” olabileceğine aklınız kesiyor da... “Size bağlı polisler var, o polislerin silahları var, bu nedenle siz de silahlı terör örgütüsünüz” denildiğinde neden şaşırıyorsunuz?


*


-SORU İKİ: Sizin kampanyalarınızın sonucu intihar eden bir subayın mermiye kafa atmış olabileceği mantığınıza sığıyor da... Bir vaazla operasyon için işaret fişeğinin çakılması iddiası neden mantığınıza sığmıyor?


*


-SORU ÜÇ: Basılmamış bir kitabın çok tehlikeli bir terörist faaliyet olduğuna inanabiliyorsunuz da... Bir dizi filmin çok tehlikeli bir kumpas faaliyeti olabileceğine neden inanamıyorsunuz?


*


-SORU DÖRT: Beş kuruş parası olmayan bir adamın “Ergenekon terör örgütünün kasası” olabileceğine hep beraber iman edebiliyorsunuz da... Cebinde tırnak makası bile taşımayan insanların “terör örgütü” üyesi olabileceğine neden inanmıyorsunuz?


*


-SORU BEŞ: Ergenekon ve Balyoz mahkemelerinde yapılan vahim hukuki yanlışlar karşısında, avukatlara kök söktürmeler karşısında, gizli tanıklarla iftiralar atılması karşısında... “Olur böyle ufak tefek hukuki hatalar” diyebiliyorsunuz da... Sıra sizin davalara gelince neden dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz da “olur böyle ufak tefek hukuki hatalar” demiyorsunuz?


*


-SORU ALTI: Sizin güdümünüzde olduğu iddia edilen özel yetkili mahkemelerden adalet çıkacağına inanıyorsunuz da... Hükümetin güdümünde olan sulh ceza mahkemelerinden adalet çıkacağına neden inanmıyorsunuz?


*


-SORU YEDİ: Beş yıl, dört yıl, üç yıl tutuklu kalarak mahpuslarda sürünen insanlara “durun, acele etmeyin, daha yargısal süreç bitmedi, bakalım karar ne çıkacak, suçsuzsanız ne diye feveran ediyorsunuz ki” demeyi tercih ediyorsunuz da... Beş günlük gözaltı olayı karşısında bile “durum, acele etmeyin, hâkim bir karar versin bakalım” demeyi neden tercih etmiyorsunuz?

‘Şapşik’ nedir ve nereden çıkmıştır


HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bir “tweet”inde takipçilerine “şapşikler” deyince...
Başta Bülent Arınç olmak üzere birçok kişi “Nedir bu şapşik” falan dedi.


*


Ağustos ayında “Şapşik” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
O yazıyı başta Bülent Arınç olmak üzere “Nedir bu şapşik” diyen herkes için bir kez daha yayınlıyorum.
Buyurunuz:


*


ŞAPŞİK
Çok eskiden sevgililer, birbirlerine “kuşum, sultanım, efendim” diye hitap ederlermiş.
Fakat bir süredir “aşkım” hitabı, diğer tüm hitap biçimlerini ezip geçti ve bu “itici” hitap alıp başını gitti.
Size bir müjdem var:
“Aşkım” hitabının da cenazesi kaldırılıyor.


*


Son günlerde sevgililer birbirlerine “şapşik” diye hitap ediyor.
“Sevgiliye sevgi ve şefkat dolu bir sersemlik izafe etmek” diye açıklayabileceğim “şapşik” sözcüğü, son günlerde çok popüler.
Sevgilisini telefonuna “şapşik” diye kaydeden en az 9 kişi biliyorum.


*


Ben “şapşik” sözcüğüne razıyım, yeter ki “aşkım” sözcüğünün hükümranlığı son bulsun diyenlerdenseniz...
Hadi görev başına.


Bir kısırdöngü


HAPSE atma / Mağdur etme / İktidara gelme / Hapse atma / Mağdur etme / İktidara gelme / Hapse atma / Mağdur etme / İktidara gelme / Hapse atma / Mağdur etme / İktidara gelme / Hapse atma / Mağdur etme / İktidara gelme...


*


Bu kısırdöngüden çıkamadığımız müddetçe...
-Normal ve sağlıklı bir demokrasi...
-Projelerin yarıştırıldığı, medeni bir rekabetle geçen bir seçim...
-Kindar, intikamcı olmayan bir iktidar...
Göremeyeceğiz.


Şişli’de kaybedenler

HAYRİ İNÖNÜ kaybetti çünkü...
Mustafa Sarıgül’ün ismini fısıldaması sonucu aday gösterilmeyi ve başkan olmayı içine sindirmiş biri olmasına rağmen “kişilikli bir tutum” sergilediğine kimseyi ikna edemediği için...
MUSTAFA SARIGÜL kaybetti çünkü...
Şişli’ye kimin başkan olacağına tek başına karar vermiş bir isim olmasına rağmen yeni Şişli başkanı ile çatışmaya girerek en azından “sen adam seçmeyi bilmiyormuşsun” eleştirisini hak ettiği için...
CHP kaybetti çünkü...
10 yıl ittifak yaptığı Cemaat’le kavgalı bir şekilde ayrılan hükümete bile “Siz daha Şişli’yi idare edemiyorsunuz, Türkiye’yi nasıl idare edeceksiniz” dedirtmeyi başardığı için...

X