"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Son 60 yılın en küçük siyasi ahlaksızı

EY İhsan Özkes denilen şahıs!
Sen değil misin, daha dün...
-“Ak Saray değil kaçak saray” diyen.
-“Günah çıkaran Papa gitti, kaçak saray israfıyla, haramıyla kaldı” diyen.
-“2014 yılı, asgari ücretlinin bir aylık maaşının, kaçak saraydaki bir bardağın ücretine ulaşamadığı yıldır” diyen.
-“Erdoğan’dan yiyenler, Erdoğan’dan doyanlar, Erdoğan’ı başkasına yedirmezler” diyen.
-“Suriye’de bugüne kadar ölenlerin vebaline Erdoğan da ortaktır” diyen.
-“Tayyip Erdoğan dünya lideri değil, dünya zengini” diyen.
-“Erdoğan’ın fıtratında kin var, intikam var” diyen.
-“Hz. Muhammed yaşasaydı, Saray’a gitmezdi” diyen.

*

Ey İhsan Özkes adlı şahıs!
Daha dün bunları söyledin.
Şimdi utanmadan, arlanmadan, en küçük bir yüz kızarması yaşamadan Saray’a sırnaşıyorsun.

*

Sırnaşmakla yetinsen...
Yine neyse...
Bir de hiç utanmadan bana iftira atıyorsun.
-Güya sen “Hz. Muhammed Saray’a gitmezdi” dediğinde... Ben seni övüyormuşum.
-Güya sen “Hz. Muhammed Saray’a giderdi” dediğinde ise... Ben seni yeriyormuşum.
Vay müfteri müftü vay...
Vay hayâsızlıkta sınır tanımayan hoca vay...

*

Azıcık kaldıysa adamlığın, azıcık kaldıysa mertliğin, azıcık kaldıysa insanlığın...
Bana attığın bu iftiraları kanıtlarsın.
Ben ne zaman...
“Amma güzel buyurdun ya İhsan Hoca! Hakikaten de Hz. Peygamber yaşasaydı Saray’a gitmezdi! Hay diline sağlık” demişim?
Ben ne zaman kıyıda köşede fiskos halinde CHP’ye akıl vermişim?
Adamsan, mertsen, insansan...
İspatla!
İspatlayamazsan alçaksın, şerefsizsin.

*

Bre gafil!
Ben senin Erdoğan’a yönelik eleştirilerinde dini kullanmandan zerre kadar hazzetmezdim. Tıpkı Erdoğan’a yönelik sırnaşmanda dini kullanmandan zerre kadar hazzetmediğim gibi.

*

İnsan tabii ki değişir, tabii ki kendisiyle hesaplaşır, tabii ki görüşleri farklılaşır, tabii ki dünyaya bakışı olgunlaşır, tabii ki hayat algısı çeşitlenir.
İktidara karşıyken yandaş olabilir, yandaşken de karşı olabilir.
Şartlar değişir, konjonktür değişir, siyasetler değişir...
Buna bağlı olarak kişisel değişimler de kaçınılmaz olur.
Ama bu türden değişimler upuzun, çileli ve cesur bir yolculuktur.
Ve çok da saygıdeğerdir.

*

Senin maceranın bu türden bir macerayla ne ilgisi var a be arlanmaz!
Sen partisiyle arası açılınca bir gün önce “ak” dediğine, bir gün sonra “kara” diyen sıradan ve acınası bir politik fırıldaksın.
Senin sorunun, iktidara karşı olmak ya da iktidara yandaş olmak değil.
Senin sorunun baştan sona, tepeden tırnağa karaktersizlikle alakalı...

*

Bu kadar basit bir şeyi anlamamakta niye ısrar edip çirkinleşiyorsun ve bana iftira atıyorsun a be utanmaz!

Suudi Arabistan kaç mülteci aldı?

KÜFFAR ülkeleri bile o çocuk cesedinden duydukları utançla birkaç bin mülteci kabul edeceklerini açıkladılar.
Tabii ki insanlıklarını kurtarmaz.

*

Buna mukabil...
Altından saraylar yapan, sekiz uçakla seyahate çıkan, üç günlük yere 40 bin bavulla giden, lüksün ve şatafatın içinde yüzen Suudi hanedanı, kaç mülteci aldı dersiniz.
Hemen söyleyeyim:
Sıfır.

*

Peki ya paraya para demeyen...
Bir eli yağda, bir eli balda...
Katar’ın anlı şanlı şeyhleri kaç mülteci aldı?
Sıfır.

*

Küffar bile hiç değilse vaziyeti kurtarmak için birkaç bin mülteciyle göz boyamaya çalışırken...
Suudi’nin, Katar’ın, Dubai’nin emirlerinin, şeyhlerinin ve krallarının göz boyamaya bile gerek duymaması...

*

Çok affedersiniz.
Galiba kusacağım.

Yarın benim de başıma gelirmiş


KENDİLERİNE militanca destek vermem için benim gözümü korkutmaya çalışıyorlar.
-“Bunlar yarın senin de başına gelir” diyorlar.
-“Bugün bize, yarın sana” diyorlar.

*

Hadi gidin işinize be!

*

Ben bir adaletsizliğe, bir hukuksuzluğa, bir haksızlığa itiraz ederken hesap yapacak kadar alçak biri değilim.

*

Bana “Vallaha billaha senin başına gelmeyecek, kapına dayanma olmayacak” diye garanti verseler de...
Hukuksuzluğa karşı çıkarım, adaletsizliğe isyan ederim, haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmam.

*

Bana bunlarla gelmeyin.
Beni bunlarla korkutmaktan vazgeçin.

PKK özür dilemiş


OKUMUŞ, doktor olmuş.
Gitmiş memleketi Diyarbakır’a...
Memleketinin insanlarına faydalı olmak istemiş.
PKK, işte böyle bir doktoru öldürdü.

*

Ve sonra da özür diledi PKK.
“Pardon” dedi.
“Yaptık bir yanlış” dedi.
“Sorry” dedi.

*

Şunun benzerini devlet yapsa...
Bir doktoru öldürüp, “pardon” dese...
Hep birlikte devletin üzerine çullanacak tipler, PKK’nın pardon demesi karşısında...
Anında “Ne kadar insancıl bir terör örgütü” tavrı koyuyorlar.

*

Kafayı yemek işten bile
değil vallaha.

X